Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/16643 E. 2013/17360 K. 24.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16643
KARAR NO : 2013/17360
KARAR TARİHİ : 24.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan … Ltd. Şti vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)Dava, geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesi istemine ilişkin olup, yasal dayanak 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesidir.
Bilindiği üzere, anılan madde kusura dayalı bir sorumluluk esasını getirmekte olup, davalıların sorumlu tutulabilmesi için, olaydaki kusurunun ağırlığının saptanması gerekmekte olup; Mahkemece, kusur raporu alınmaksızın, kesinleşen hak sahipliği dosyasında alınan rapora istinaden karar verildiği anlaşılmaktadır.
Rücu davalarında, aynı olayla ilgili olarak haksahipleri tarafından açılan ve mahkemesince verilen kararı kesinleşmiş hükümlerin ve bu hükümlerin kusur raporlarının, kuvvetli delil niteliğinde olduğu Dairemiz tarafından da benimsenen bir husustur. Ancak, bu kusur raporlarının rücuan tazminat davalarında kesin delil niteliği yoktur.
Bu çerçevede, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde, davalıların, sigortalının ve 3. kişilerin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda, oluşa ve kanuna uygun olarak, konusunda ve işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden kusur raporu alınmalı, davalılardan …. Ltd. Şti.’nin kusuru varsa, teselsül hükümleri gözetilerek sorumlu tutularak, karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma, nedenidir.
2-) Kabule göre ise; Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 12. maddesinde “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlcndirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Belirlenen bu ücret, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” kuralı öngörülmüş olup, tarifedeki kuralın “Belirlenen bu ücret tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre tespit edilen ücretten az olamaz.” kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30.06.2011 tarih, YD İtiraz No:201I/321 sayılı Kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Avukatlık ücretinin takdirinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinde yer alan “hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarife esas alınır.” şeklindeki açık yasal düzenleme uyarınca, karar tarihindeki tarife hükümleri gereği, reddedilen 518,54 TL olan alacak miktarı esas alınarak, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ile davalılardan … Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı …. Şti’ne iadesine, 24.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.