Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/6739 E. 2013/14500 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6739
KARAR NO : 2013/14500
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

….

Davacı, 3.930 günlük yurt dışı borçlanma süresinin geçerliliğini ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiştir.
Mahkeme, 3.705 gün üzerinden yurt dışı borçlanmasının geçerliliğine karar verirken; halen Türk Vatandaşı olmaması ve böylece kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle, yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik davacı isteminin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İnceleme konusu olayda; 01.02.1982-14.10.1985 tarihleri arası toplam 1.221 gün SSK’lı çalışmaları bulunan ve 09.12.1999 tarihi itibarıyla izinle çıkarak Türk Vatandaşlığını kaybeden davacı, 19.06.2012 günlü borçlanma başvurusunun talep tarihinde Türk Vatandaşı olmadığı gerekçesiyle reddi üzerine , 27.06.2012 günlü re’sen yaptığı ödemeyle, Almanya’da geçen 01.01.1989-09.12.1999 tarihleri arası 3.930 günlük süreyi, borçlanma talep tarihindeki prime esas asgari günlük kazanç(9,46 TL) üzerinden ve 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanmıştır.Ancak davalı Kurum tarafından mahkemesine gönderilen 27.11.2012 günlü yazıda; 01.07.2012 tarihinden sonraki borçlanma başvurularında geçerli olan 10,032 TL prime esas asgari günlük kazanç üzerinden yapılan hesaplama ile, yapılan ödemenin 3.705 güne karşılık geldiği bildirilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında,
a)19.06.2012 günlü borçlanma istemi ve 27.06.2012 günlü ödemeyle, borçlanma başvuru tarihinde geçerli olan 9,46 TL’lik prime esas asgari günlük kazanç üzerinden yapılan hesaplama ile, toplam 3.930 günlük yurt dışı borçlanma süresinin geçerliliğine karar verilmesi gerekirken, 01.07.2012 tarihinden sonraki borçlanma başvuruları yönünden geçerli olan prime esas asgari günlük kazanç tutarları dikkate alınarak, noksan borçlanma süresine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
b) Mahkemenin, halen Türk Vatandaşı olunmaması ve böylece kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle, yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik davacı isteminin reddine dair kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Yurtdışında çalışan Türk vatandaşlarının yurtdışında geçen hizmetlerinin borçlandırılarak, ülkemiz sosyal güvenlik mevzuatında malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilmesini

./…
-2-

sağlamak amacıyla kabul edilen 3201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca borçlandırılan sürelere dayalı olarak hangi şartlarda aylık bağlanacağı anılan Kanunun 6’ıncı maddesinde belirlenmiştir. Tahsis yapılabilmesi için aranan koşullardan birisi de, yurda kesin dönülmüş olmasıdır.
Çünkü, bilindiği üzere 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde yer alan, borçlanma isteminde bulunabilmek için yurda kesin dönüş yapılması gereğini öngören düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin 12.12.2002 günlü, 2000/36 E. 2002/198 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş, 29.07.2003 tarihli 4958 sayılı Yasanın 56’ıncı maddesiyle de, 3201 sayılı Yasanın 3’üncü maddesinde bu yönde gerekli düzenleme yapılmıştır. Sıralanan hukuksal çerçeve karşısında, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının borçlanabilmeleri için yurda kesin dönüş yapma koşulu ortadan kalkmış olmakla birlikte, 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanan Türk vatandaşlarına yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için,
a) Yurda kesin dönülmüş olması,
b) Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması,
c)Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması koşullarının hepsinin birlikte gerçekleşmesi gerektiğine ilişkin aynı Kanunun 6’ıncı maddesi hükümleri Anayasa Mahkemesince iptal edilmemiş olup ayaktadır. Anılan düzenleme, aylık bağlanması için “kesin dönüş” şartını aramakla birlikte, “kesin dönüş” konusunda açıklayıcı bir bilgi içermez.
Hukuk Genel Kurulu’nun 1997/10-588-857, 1998/10-645 1999-237 sayılı Kararlarında da belirtildiği üzere, yurda kesin dönüş yapmaktan söz edebilmek için yurt dışında çalışan Türk Vatandaşlarının çalışma hayatına yönelik tüm ilişkilerini, gerek çalıştığı işyerleri ve gerekse ilgili olduğu tüm sosyal güvenlik kuruluşları yönünden sona erdirerek yerleşmek ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları gerekir. Başka bir anlatımla, yurt dışındaki işçi sıfatıyla, çalışma hayatıyla ilgili tüm bağlarını ve ilişkilerini bitirmeden ilgili ülkenin sosyal güvenlik kuruluşundan işsizlik,hastalık gibi yardım alarak geçici sürelerle yurda giriş yapmak “kesin dönüş” yapıldığı anlamını taşımaz. Yine yurt dışındaki işini kaybetmek de her zaman kesin dönüşe delalet etmez. Giderek kişi işsiz kalabilir ama işsizlik sigortasından yardım almayı yeterli görerek yurda kesin dönüş yapmayabilir.
Bu konuda çıkarılan, 06.11.2008 tarih 27046 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinde de “Kesin dönüş; Aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu” ifade edeceği öngörülmüştür. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarında; işsizlik sigortasından yardım almak kişinin yurt dışında oturduğuna ve yurda kesin dönüş yapmadığına kuvvetli bir delil ve karine oluşturur. Ancak bu karinenin aksi, somut olayın özellikleri içinde belirlenecek aynı güçteki delillerle de ispat olunabilir.
Şu halde yapılması gereken iş; davacının borçlanma işleminin geçerliliğine karşın, aylık bağlanabilmesi için anılan 6’ıncı maddenin aradığı kesin dönüş koşulunun yeniden ve usulünce (bu anlamda özellikle yurtdışı sigorta merciine

../…
-3-

ait son tarihli tercümeli hizmet cetveli yeniden celbedilmeli v.s) araştırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, halen Türk Vatandaşı olunmaması ve böylece kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediğinden hareketle, yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik davacı isteminin reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ile davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

…..