Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/9723 E. 2013/12554 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9723
KARAR NO : 2013/12554
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

Dava, yurt içi sigortalılık kayıt ve tescili bulunmayan 28.03.1954 doğumlu davacının, Alman Rant Sigortasına giriş olan 11.05.1971 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti, borçlanma isteminin 5510 sayılı Yasanın 4/1-a madde kapsamında sayılması ve aksi kurum işleminin iptali, istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
1-Mahkemenin, henüz yapılmış bir borçlanma işlemi bulunmadan, sigorta başlangıcına ilişkin kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini öngörmüştür.
Ancak, anılan sözleşme hükmünün uygulanabilmesi; davacı tarafa yöntemine uygun şekilde verilecek mehille, Alman Rant sigortasına giriş olan 18 yaşın ikmal edildiği 28.03.1972 tarihini içerecek şekilde ve borçlanma talep tarihindeki şartlar çerçevesinde yurt dışı borçlanması, 5510 sayılı Yasanın 4/1-b madde kapsamında öngörülen sigortalılık niteliğinde olmak üzere, usulünce sağlanmalı ve borçlanmanın varlığı halinde, sigorta başlangıcına hükmedilmelidir.
2- Öte yandan kabule göre de; davacının sigorta başlangıcı, Uluslararası sözleşme hükmüne dayalı olarak 18 yaşın ikmal tarihi öncesi olan 11.05.1971 olarak kabul edilmiş ise de;
Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında imzalanan Sosyal Güvenlik Sözleşmesinin, konuya ilişkin 29’uncu maddesinin 4’üncü bent hükmü, bir kimsenin Türk sigortasına girmeden önce, Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, rant sigortasına giriş tarihinin, Türk sigortasına giriş tarihi olarak kabul edileceğini öngörürken; Anayasamızın 90/son maddesi uyarınca da, yöntemince yürürlüğe konulmuş Uluslararası sözleşmeler kanun hükmünde olduğu gibi, normlar hiyerarşisi yönünden uluslararası sözleşme kurallarına uygulamada yasal güç tanınmakta ve bu kuralların uygulanma önceliği haiz bulunmaktadır.
Diğer yandan, yurt dışında bulanan Türk Vatandaşlarının yurt dışında geçirdikleri hizmet sürelerinin, sosyal güvenlikleri bakımından borçlanma suretiyle değerlendirilebilme imkanı 22.05.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3201 sayılı Yasa ile mümkün hale gelmiştir.Anılan Yasanın amaç ve kapsamını belirleyen 1’inci madde hükmüyle, Türk Vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra,Türk Vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin.. istek halinde 3201 sayılı Yasa hükümleri uyarınca sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilebileceğini öngörmüştür.
Bahsedilen yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, anılan Uluslararası sözleşme hükmünün uygulanabilmesi, Alman Rant sigortasına giriş tarihini içeren yurt dışı sürelerinin 3201 sayılı Yasa kapsamında usulünce borçlanılmasıyla mümkündür. Nitekim somut olayda da, Alman rant sigortasına 11.05.1971 tarihinde giren davacı, yurt dışı sürelerinin, sosyal güvenliği bakımından değerlendirilmesi aşamasında 3201 sayılı Yasaya göre ancak 18 yaşın ikmal edildiği tarih olan 28.03.1972 tarih ve sonrası süreyi borçlanmaya konu yapabilecektir.
Şu halde, davacının Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihi, borçlanmanın varlığı halinde, 18 yaşın ikmal edildiği 28.03.1972 tarihi olarak alınması mümkün olup, aksini öngören mahkeme kabulü hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ile davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.