Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/14945 E. 2014/16934 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14945
KARAR NO : 2014/16934
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ : KONYA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2010/446-2013/622

Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2013 tarih ve 2010/446-2013/622 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin, davalıya kefil olması sebebi ile müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, bu takip neticesinde müvekkilinin eşi ile sorunlar yaşadığı, yurtdışından hayvan getirip sattığını, işinin tehlikeye girdiğini, müvekkilinin aracına da bu borçtan dolayı haciz işlemi yapıldığını, evini düşük fiyatla satıp icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek zararının 80.000,00 TL’yi bulduğunu, şimdilik 30.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; munzam zararın önşartı olan ve geç ödenerek zarara yol açan bir alacak olmadığını, davacının söz konusu evde zaten oturmadığı yatırım amaçlı alıp sattığını, hacizlerin kaydi olup günlük hayatını etkilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı munzam zarar talebinde bulunmuş olup normal faiz gelirinden fazla bir zararı olduğunu ispat etmesi gerektiği, borcun ödenmesi için evini düşük bedelle sattığı ve davalının borcunun tüm hak ve vecibeler ile temlik alındığı, ancak icra dosyasında hacizli taşınmazların satışını istemediği gibi müşterek borçlu ve müteselsil kefillere de yönelmediği, yapılan tüm satışlar ve takip sonuçlandığında davacının zararının olup olmadığının ortaya çıkacağı, davacının bu aşamada munzam zararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kefilin kefaleti nedeniyle asıl borçlunun borcunu cebri icra tehdidi altında ödediği gerekçesiyle açılan tazminat davasıdır. Davacı, kefaleti nedeniyle asıl borçlunun borcunu alacaklıya ödeyebilmek için sattığı evinin rayiç bedelin altında satıldığını, bu şekilde satış bedelinden dolayı zarara uğradığını iddia ederek asıl borçluya karşı açtığı işbu davada zararının tazminini talep etmiştir. Mahkemece dava, davacının alacağına geç kavuşmuş olmasından kaynaklı munzam zarar davası olarak yanlış değerlendirilmiş ve buna göre hüküm kurulmuştur. Davacının iddiası kapsamında tazminat talebinin incelenerek, neticesine göre karar vermek gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.