Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/7325 E. 2021/14309 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7325
KARAR NO : 2021/14309
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16/11/2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dosya kapsamından davacı adına dosyaya vekaletname ibraz eden avukatın Av. … olduğu ve vekaletnamesinde başka avukatları tevkil yetkisi de bulunduğu, Av….’nun bu tevkil yetkisine dayanarak dosyada yer alan 28/01/2010 havale tarihli yetki belgesi ile Av….’u yetkilendirdiği, ilk derece mahkemesince sürdürülen yargılamanın 28/01/2010 tarihli celsesine adı geçen Av….’un davacı vekili olarak katıldığı, yetki belgesini ibraz ettiği, aynı celsede mahkemece Av….’un davacı vekili olarak dava ve duruşmalara kabulüne karar verildiği, Av….’un istifa veya azline ilişkin bilgi/belge bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının Av. …’na tebliğ edildiği, adı geçen avukatın davacı adına kararı istinaf ettiği, bölge adliye mahkemesinin temyiz incelemesine konu karar ilamının ise elektronik tebligat yoluyla 28/01/2020 tarihinde Av….’a usule uygun olarak tebliğ edildiği, Av. …’un 31/01/2020 tarihli dilekçesi ile ilk derece mahkemesi kararını davacı vekili olarak Av. …’nun istinaf ettiğini, dosyanın kendilerince takip edilmediğini, istinaf ilamının Av. …’na tebliğ edilmesi gerektiğini belirttiği, sonrasında Av….’nun da 07/02/2020 tarihli bir dilekçe ibraz ettiği ve bölge adliye mahkemesi kararının davacı vekili sıfatıyla başka bir avukata tebliğ edildiğini öğrendiğini, davanın başından beri kendisi tarafından takip edildiğini, hak kaybına neden olunmaması açısından istinaf kararının kendisine tebliğ edilmesini gerektiğini belirttiği, durum böyle olunca bölge adliye mahkemesi karar ilamının bu kez davacı vekili Av….’na tebliğ edilmek üzere tekrar tebliğe çıkarıldığı ve 14/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, Av. …’nun bölge adliye mahkemesi kararına karşı 27/02/2020 tarihinde temyiz kanun yolun başvurduğu anlaşılmaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56/5. maddesine göre avukatlar veya avukatlık ortaklıkları başkasını tevkil etme yetkisini haiz oldukları bütün vekâletnamelerini kapsayacak şekilde bir başka avukata veya avukatlık ortaklığına vekâletname yerine geçen yetki belgesi verebilirler. Bu yetki belgesi vekâletname hükmündedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11/1. maddesinde ise vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu, eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihinin asıl tebliğ tarihi sayılacağı, ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu‘nun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümlerinin saklı olduğu düzenlenmiştir.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7. maddenin 3 ve 4. fıkrasına göre “12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. Kanun yoluna başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğinden itibaren işlemeye başlar.”
HMK’nın 5.8.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı kanunun 31. maddesi ile değişik 361/1. maddesine göre “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir”
Yine HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilirse, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar vermesi gerekir. Ancak temyiz edilen karar temyiz süresi geçtiği halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E, 1990/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verebilecektir
Bütün bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56/5. maddesine göre Av….’un kendisine verilen yetki belgesi nedeniyle davacı vekili olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Adı geçen avukatın istifa veya azli de söz konusu olmadığına göre 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11/1. maddesi dikkate alındığında bölge adliye mahkemesi karar ilamının davacı tarafa tebliğ tarihi 28/01/2020’dir. Diğer davacı vekili Av…. bölge adliye mahkemesi karar ilamına karşı 27/02/2020 tarihinde diğer bir deyişle iki haftalık temyiz süresi geçtikten sonra temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz dilekçesinin süre aşımı nedeniyle REDDİNE, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.