YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7533
KARAR NO : 2021/16792
KARAR TARİHİ : 28.12.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi
İş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasının yapılan yargılaması sonunda; İlk Derece Mahkemesince ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de davalı … İnş. Taah. Tic. Tur. ve Müş. Ltd. Şti. vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek temyiz isteklerinin süresinde olduğu, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için …. Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacı adına Av. … ve diğer davalı …adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek bırakılan günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı 656.507,36 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davacı lehine 545.148,15 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … İnş. Taah. Tic. Tur. ve Müş. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, çelişkinin giderilmesi için alınan raporun üniversitelerin ilgili bölümlerindeki akademisyenlerden değil, ilk iki raporu düzenleyen bilirkişiler ile aynı düzeydeki bilirkişilerden alındığını ve tüm itirazlarına rağmen heyette mermer/doğaltaş uzmanı bulunmadığını, kazanın ilk sebebinin işçinin defalarca uyarılmasına rağmen spiral üzerindeki koruyucu parçayı çıkarmasıyken, ikinci sebebinin ise koruyucu gözlük ve koruyucu maskeyi takmamış olması olduğunu, davacının iş gücü kayıp oranı ile maluliyet oranı arasında illiyet bağı bulunmadığını, davalı müvekkilinin evvela sözlü olarak; sonrasında da 18.09.2012 tarihli ihtarnamesi ile davacı işçiyi aynı maddi şartlarla işe davet ettiğini ve iş garantisi vermişken davacı işçinin bunu kabul etmediğini, davacının mağduriyetnin giderilmesini değil, çalışmadan para almanın hesabını yaptığını, ücretin hatalı tespit edildiğini, davacı işçinin şu anda Avusturya’nın Viyana kentinde … adlı firmada Türkiye ortalamaları ile karşılaştırılamayacak kadar yüksek bir maaşla çalıştığını, söz konusu ücretin de yapılacak olan hesaplamanın en azından bilinen dönem kısmından düşülmesi, mükerrer ödemenin önlenmesi ve ayrıca davacının haksız bir şekilde sebepsiz zenginleşmesinin önüne geçilmesi açısından önem arz etmekttiğini, artış oranının asgari ücrete endekslenmesinin de gerçek zararın tespiti ilkesine aykırı olduğunu, inşaat sektöründe yevmiye usulü çalışan bir işçinin yılın tamamında iş bulması mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminata esas kabul edilen ücretin her yıl farazi olarak artırılmasının bilimsel gerçekler ile bağdaşmadığını, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, devlet eğitim eksikliği gösterdiği için devletin de kusuru olduğunu, karar verileceğine dair HMK 184-186 uyarınca ihtarat yapılmaksızın; son sözleri sorulmadan yokluklarında karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu,
Davalı … İnşaat San. ve Tic.A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle kusurun hatalı tespit edildiğini, kusur raporlarının denetime elverişli olmadığını, rücuan tazminat dava dosyasındaki kusur raporu ile çelişkinin giderilmesi için alınan son kusur raporunda bilirkişiler tarafından yalnızca mahkemece çelişkili olarak gösterilen bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarının tablo halinde yazıldığını, bu hususun dışında hiçbir şekilde o dosyadaki bilirkişi kusur raporlarının incelenmediğini ve çelişkilerin giderilmediğini, müvekkininl ceza dosyasında yargılanmadığını, mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, SGK raporunda da kazalının tam kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin işi anahtar teslimi verdiğini, asıl işveren olmadığını, davaya konu kazanın müvekkili şirketin merkez ofisinde dış cephe kaplama işinin anahtar teslimi olarak yapıldığı sırada gerçekleştiğini, müvekkilinin yapılan işte işveren olarak katkısının olmadığını,davacının ağır kusurunun illiyet bağını kestiğini, pasif dönem hesabı yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamından mahkemece üç adet bilirkişi kusur raporu alındığı, tüm raporların alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlendiği, raporların tamamında davacının %10, davalı … şirketinin %20, diğer davalı … şirketinin ise %70 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, Kurum tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen inceleme raporunda davacının ağır kusurlu olduğunun belirtildiği, aynı olaya ilişkin rücuan tazminat dava dosyasında alınan 28/10/2015 bilirkişi kusur raporunda ise davacının %50, davalı … şirketinin %50 oranında kusurlu olduklarının bildirildiği, son olarak yine aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasında hükme esas alınan bilirkişi kusur raporunda sigortalının tali, davalı … şirketinin şantiye şefi olan sanığın asli kusurlu olduğunun beyan edildiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Zira maddi tazminat davalarında sigortalının veya hak sahiplerinin kazanç kaybının hesaplanmasında davacı veya hak sahibinin kendi kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi yine manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda her ne kadar ilk derece mahkemesince alınan 17/01/2019 tarihli bilirkişi kusur raporu aynı olaydan dolayı alınmış mevcut tüm kusur raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi için düzenlenmiş ise de … tarihli bu raporda diğer kusur raporlarının bir tablo halinde kusur oranlarının rapora yazılmasından sonra yalnızca , … İş mahkemesine sunulan (2015/64 Esas) 28/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda asıl işveren … İnşaat’ın kusurunun olmayacağı belirtilmiştir. Ancak yukarıda verilen mevzuatta açıkça yer aldığı üzere asıl işveren ile alt işveren ilişkisi konusunda birlikte sorumluluğu vardır. Bu dosyaya sunulan diğer iki bilirkişi raporu ve SGK inceleme raporu da birlikte sorumluluk yönünde görüş bildirmektedir. Bu nedenle heyetimiz 18.09.2015 ve 04.02.2016 tarihli raporlar ile aynı kanaattedir.“ şeklinde bir görüş bildirildiği, bu haliyle diğer kusur raporları konusunda gereği gibi bir irdeleme yapılmadığı açıktır.
Mahkemece yapılacak iş, aynı olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücuan tazminat dava dosyası eksiksiz bir şekilde celp edildikten sonra içeriğindeki kusur raporları, o dosya içeriğindeki sigortalıyı %50, davalı … şirketini %50 oranında kusurlu bulan kusur raporu, yine davalı … şirketi vekilinin temyiz dilekçesinde bahsettiği davacı sigortalıyı %50, davalı … şirketini %25, davalı … şirketini %25 oranında kusurlu bulan kusur raporu, ceza dava dosyasında itibar edilen kusur raporu ile eldeki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat dava dosyasında alınan bilirkişi kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidermek noktasında alanında uzman iş güvenliği uzmanlarından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alarak kusurun oran ve aidiyetini tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit etmek, kusur durumunun değişmesi nedeniyle yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi durumunda bilinen/iskontosuz, bilinmeyen/iskontolu dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirip ileriye çekmeden aynen hükme esas hesap raporundaki dönem verilerinin kullanıldığı bir hesaplama yapılması gerektiğini gözetip, usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi‘nin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harçlarının talep halinde temyiz eden davalılara iadesine, davalılar avukatları yararına takdir edilen 3.815,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.