Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/9213 E. 2010/16625 K. 13.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9213
KARAR NO : 2010/16625
KARAR TARİHİ : 13.12.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, dava dışı …tarafından davalı bankadan 06.10.2006 tarihinde 115.000 TL miktarlı konut kredisinin kullanıldığını, kendilerinin bu kredi sözleşmesine kefil olduklarını, konut kredisi kullanılarak alınan taşınmazın davalı banka tarafından yapılan ekspertiz raporunda binanın zemin + 1. kat ve 2 bağımsız bölümden oluştuğu tespit edilerek taşınmazın değerinin 160.800 TL olarak belirlendiğini, ancak gerçekte tapu kayıtları itibariyle kredi kullanan kişinin zemin katta yer alan sadece 1 nolu bağımsız bölümün sahibi olduğunu,1. katın bir başka şahsa ait olduğunu, bu usulsüz değer tespitine dayalı olarak usulsüz kredi verildiğini, bu usulsüz verilen kredinin kefil olarak kendilerinden talep edildiğini belirterek bu kredi sözleşmesinin feshi ile bu sözleşmeden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Davalı, davacıların kefil olarak şahsi teminatlarının bulunduğunu, bu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi ve ilamsız icra takibi yaptıklarını, davacıların itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, davacıların maddi hatayı ileri sürerek borçtan kurtulmaya çalıştıklarını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacıların kredi sözleşmesinin feshini istemesi için hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2010/9213-16625
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, dava dışı asıl borçlunun kullanmış olduğu konut kredisine kefil olduklarını, bu borcun ödenmemesine bağlı olarak davalı alacaklı tarafından bu borcun kendilerinden tahsil edilmeye çalışıldığını belirterek borcun dayanağı olan sözleşmenin feshini ve borçlu olmadıklarının tespitini talep etmişlerdir.
4077 sayılı kanunun 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmünü getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup adi ya da müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan ve asıl borçluya yapılacak takibin semeresiz kaldığı anlaşılmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Somut uyuşmazlıkta davalı alacaklı tarafından asıl borçlu ile birlikte davacı kefiller hakkında ayrı ayrı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi ile ilamsız icra takibi yapıldığı ve takiplerin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Halbuki davalının davacı kefillerden henüz alacağını talep etme hakkı doğmamıştır. Mahkemece, davacıların talepleri arasında sözleşmenin feshi talebi ile birlikte borçlu olmadıklarının tespitinin de talep edildiği gözetilerek ikincil talepleri doğrultusunda sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.