YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10361
KARAR NO : 2022/15851
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekilinin istinafı üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesince verilen karar davalı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 02.05.2013 tarihli iş kazası neticesinde sürekli is göremezliğe uğraması nedeniyle 1.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında maddi istem 112.785,75 TL’ye artırılmıştır.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurun davacıda olduğunu, müvekkili firmanın kusur ve ihmali bulunmadığını, davacının 1×1 m büyüklüğünde bir camı taşırken aniden camın patlaması nedeniyle dava konusu kazanın meydana geldiğini müvekkilinin davacıya iş sağlığı ve güvenliği konularında gerekli tüm eğitimleri verdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin başkaca yapabileceği bir şey olmadığını, müvekkilinin … ile yaptığı işveren sorumluluk sigorta poliçesi olduğunu bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle: “davacı, davalı işyerinde 31/05/2013 tarihinde davalı işverenin işyerinde cam ve cam eşya rodajcısı olarak çalışırken 21.56 sıralarında camı, cam yıkama makinesine işlem yapmak için verirken camın alt kısmının kırılarak sağ kolunun üzerine düşmesi sonucu meydana gelen kazada, davalı şirket işverenin kusurlu olmadığını, kusurun davacıda olduğunu beyan etmiş, dosyaya kazandırılan 20/02/2018 tarihli heyet kusur bilirkişisi raporunda davacının %10 oranında, davalı şirketin %90 oranında sorumlu olduğu, meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, dosyaya kazandırılan SGK belgelerinden de yargılamaya konu olayın davalı işyerinde meydana geldiği ve iş kazası olduğu tespit edilmekle, davacının yaralanmasına neden olan yargılamaya konu kazanın iş kazası olduğu sonucuna ulaşılarak, davalının davacının maddi tazminat taleplerinden sorumlu olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının … hakkında aşamalarda farklı raporlar dosyaya kazandırılmış ise de, SGK tarafından davacının maluliyetinin %8,2 olarak tespit edildiği, itiraz edilmesi üzerine … Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından davacının maluliyetinin %17,2 olarak tespit edildiği, itiraz edilmesi üzerine … Kurumu Genel Kurulu tarafından davacının maluliyetinin %17,2 olarak tespit edildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulu tarafından davacının maluliyetinin %9,2 olarak tespit edildiği anlaşılmış, her ne kadar davalı vekili tarafından Yüksek Sağlık Kurulu raporundan sonra çelişki olduğundan bahisle yeniden maluliyete ilişkin rapor aldırılması gerektiği yönünde talepte bulunulmuş ise de … Genel Kurulu ve … 3. İhtisas Kurulu raporları arasında çelişki bulunmadığı, dosyanın maluliyet raporu için tekrar … 3. İhtisas Kurulu ve … Genel Kurulu’na gönderilmesinin sonucu değiştirmeyeceği ve yargılamanın uzamasına sebebiyet vereceği hususları değerlendirilerek davalının bu yöndeki itiraz ve taleplerine itibar edilmemiş, davacının meydana gelen iş kazası nedeniyle %17,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği hususu hükme esas alınmıştır.
Davacının talep edebileceği tazminat miktarlarının belirlenmesi yönünden dosyaya sunulan usul ve yasaya uygun olup uyuşmazlığı aydınlattığından hükme esas alınan 14/05/2018 tarihli aktüerya ek raporunda: Davacının 112.785,75TL maddi tazminat talep edebileceği belirlenmiştir.
Yargılamaya konu iş kazası nedeniyle davacının %17,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, meydana gelen iş kazasında davacının %10 davalı şirketin ise %90 oranında kusurlu olduğu, davacının 112.785,75TL maddi tazminat talep edebileceği, bu miktarın davacıya ödenmediği anlaşılmakla, davacının ıslahı doğrultusunda maddi tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının, davalı işyerinde 31/05/2013 tarihinde davalı işverenin işyerinde cam ve cam eşya rodajcısı olarak çalışırken 21.56 sıralarında camı, cam yıkama makinesine işlem yapmak için verirken camın alt kısmının kırılarak sağ kolunun üzerine düşmesi sonucu meydana gelen iş kazasında, davalı şirketin %90 oranında kusurlu olduğu, meydana gelen iş kazası sonucu davacının %10 oranında vücut sağlığını kaybederek meslekte kazanma gücünü bu oranda kaybettiği, iş kazası nedeniyle önemli bir dönem tedavi görmek zorunda kaldığı, tedavi süreci ve iş kazası nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın önemli düzeyde olduğu, kazanın meydana gelişinde davalı işyerinin kusuru, davacının maluliyet oranı, davacının ve davalı işyerinin sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, mahkememizce yukardaki ilkeler doğrultusunda davacı lehine 20.000,00TL manevi tazminat taktir edilmiş, belirlenen bu miktar davacıya ödenmemiş olduğundan, davacının manevi tazminat talebinin bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.” Gerekçeleriyle “ 1-Davacının davasının kabulüne, -112.785,75TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02/05/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-20.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02/05/2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLIYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesi kararında özetle; “Dosya kapsamında, gerek … Kurul Raporunda, gerekse … İhtisas Dairesi raporunda davacının maluliyet oranının 17,2 olduğu belirlenmiştir. … Kurulu Raporunda davacının maluliyet oranı %8,2 olarak belirlenmiştir, ancak bu raporun kesin rapor olmadığı, kontrol muayenesinin gerektiğinin bildirildiği görülmektedir. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporunda ise davacının maluliyeti %9,2 olarak belirlidir. Bu delil durumuna ve birbirini doğrulayan … ihtisas dairesi ve genel kurulu raporlarına göre, davalının maluliyet oranına ilişkin istinaf taleplerinin isabetli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yine dosya arasındaki SGK yazı cevaplarında, davacıya herhangi bir geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığının bildirildiği görülmektedir.
Dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olarak davalının yaşanan iş kazası nedeniyle kusur durumu belirlenmiş, PMF yaşam tablosuna göre, kusur ve maluliyet oranları dikkate alınarak davacının zararı hesaplanılmıştır. Mahkeme hükmü kanuna ve olaya uygundur.” Gerekçeleriyle “Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. Maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme hükmüne karşı yapılan davalı istinaf taleplerinin esastan reddine.” Karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BASVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: maddi tazminat hesabından davacıya sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanması gereken ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneği düşülmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, … Raporunun davacının sürekli iş göremezlik oranın kurumca tespit edilen oranları arasındaki çelişkileri gidermediğini, hükme esas alınan kusur raporundaki oranın hatalı olduğunu, davacıya iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, önlemlerin alındığı gözetildiğinde müvekkiline %90 oranında kusur verilmesinin hatalı olduğu, davanın reddi gerektiğini, camın makineye verilirken kırılması nedeniyle müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
5510 sayılı Kanunun 19. maddesi gereğince iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Adalet Komisyonu’nun 55. madde gerekçesine göre; “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.”
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davacı sigortalının davalı işverene ait işyerinde çalışmaktayken 02.05.2013 tarihinde geçirdiği iş kazası neticesinde SGK … Sosyal Güvenlik Merkezi Sağlık Kurulundan düzenlenen 22.06.2015 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının %8,2 olarak tespit edildiği, ve 25.06.2018 tarihinde kontrol muayenesinin öngörüldüğü, kontrol muayenesi neticesinde düzenlenen 22.05.2018 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının %35,2 olarak belirlendiği ve kontrol muayenesinin kaldırıldığı, SGK Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 25.12.2019 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının %9,2 olarak belirlendiği ve kontrol muayenesinin gerekmediğinin belirtildiği, … 3. İhtisas Kurulundan düzenlenen 29.06.2016 tarihli raporda ve … Genel Kurulundan düzenlenen 09.03.2017 tarihli raporda sürekli iş göremezlik oranının %17,2 olarak belirlendiği, Mahkemece SGK’dan %17,2’lik sürekli iş göremezlik oranı üzerinden gelir bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş ise de SGK’nun 11.09.2017 tarihli cevaplarıyla bu oran üzerinden gelirin bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açması ve iş bu davada tespit olunan sürekli iş göremezlik oranının kurumca da tespitini sağlamak için önel vermek, açılacak tespit davasını bu dava için bekletici mesele yaparak sonucuna göre davacıya bağlanacak gelirin ilk peşin sermaye değeri ile geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya kabil kısmını ( davacı tarafın kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davalı lehine oluşan) usuli kazanılmış hak çerçevesinde iş bu hükme esas 14.05.2018 tarihli hesap raporundan tenzil ederek sonucuna göre davacının tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi uygun olmamıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.