Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/3853 E. 2021/16008 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3853
KARAR NO : 2021/16008
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/486-2020/394

Dava, Bağ-kur hizmetlerini iptal eden Kurum işleminin iptali ile 15.09.2014 tarihli ve 27.05.2015 tarihli yaşlılık aylığı tahsis taleplerinin reddeden Kurum işlemlerinin iptali, davacının 15/09/2014 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine yöneliktir.
Mahkemece, (kapatılan) 21.Hukuk Dairesi bozma kararına uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyuşmazlık; davacının 13.06.1983-18.08.1988 ve 01.10.1989-31.10.1989 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılık durumunun ve davacının tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı şartlarının değerlendirilmesinde Mahkemece yapılan tespitin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Yaşlılık aylığı bağlanma koşulları arasında sayılan prim ödeme gün sayısı ise sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olarak geçen sürelere ait gün sayısını ifade eder. Bu durumda sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için Kanun’da belirtilen gün kadar malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenmiş olması gerekmektedir.
Yaşlılık aylığı ile ilgili yasal düzenlemeye bakıldığında ise; yukarıda belirtildiği üzere 5510 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince uygulanması gereken ve 25.08.1999 tarihinde kabul edilerek 08.09.1999 tarihli ve 23810 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun ile eklenen, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve sonrasında 4759 sayılı Kanun ile bir bölümü değişikliğe uğrayan 506 sayılı Kanun’un Geçici 81. maddesindeki düzenlemeler kapsamında yaşlılık aylığı bağlama koşullarının 4447 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 ve 4759 sayılı Kanun’un kabul edildiği 23.05.2002 tarihindeki “sigortalılık süresi”nin kaç yıl olduğu dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
Buna göre, Geçici 81. maddenin (A) bendi uyarınca 4447 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce yürürlükte bulunan hükümlere göre yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlar ile sigortalılık süresi 18 yıl ve daha fazla olan kadınlar ve sigortalılık süresi 23 yıl ve daha fazla olan erkekler hakkında 4447 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümler uygulanacaktır.
506 sayılı Kanun’un Geçici 81. maddesinin (B) bendi ile maddenin (A) bendindeki şartları taşımayan sigortalılar yönünden 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresi esas alınarak kademeli bir sistem benimsenmiştir. Bu nedenle 23.05.2002 tarihindeki sigortalılık süresi esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının olup oluşmadığı belirlenecektir.
Eldeki dosya kapsamında; bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde Mahkemece davacının 01.04.1989-10.12.2011 tarihleri arasında kesintili olarak 4/a sigortalılık kapsamında 2794 gün, 13.06.1983- 13.06.1983, 21.12.2013-15.09.2014 ve 02.10.2014-31.05.2015 tarihleri arasında 4/b sigortalılık kapsamında 503 gün olmak üzere toplam 3287 primi ödenmiş gün sayısı tespit edildiğinden 15.09.2014 tarihli ve 27.05.2015 tarihli tahsis taleplerine istinaden davacının yaşlılık aylığına hak kazanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davacının Kuruma ikinci kez tahsis talebinde bulunduğu 27.05.2015 tarihi itibariyle; yapmış olduğu sigortalılık prim borcu ödemeleri dikkate alındığında 13.06.1983-18.08.1988 ve 01.10.1989-31.10.1989 tarihleri arası zorunlu Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin bulunduğu, Kurumun ise davacının esnaf sicil kaydını dikkate almak suretiyle yeniden yapmış olduğu sigortalılık sürelerinin belirlenmesine ilişkin işlemde ve sonrasında Geçici 63. madde hükmünün uygulanması esnasında davacının yapmış olduğu sigortalılık prim ödemelerini, “fazla ödeme” olarak kabul ederek primi ödenmiş gün sayısı değerlendirmesinde dikkate almadığı, davacının hiç ödemede bulunmamış gibi tescil tarihi itibariyle sigortalılığını durdurduğu ve Mahkemece de Kurumun bu şekilde yaptığı kabul doğrultusunda sonuca gidildiği anlaşılmıştır. Buna göre; davacının 27.05.2015 tahsis talep tarihi itibariyle, kesintili olarak 01.04.1989- 10.12.2011 tarihleri arasında 2794 gün 4/a sigortalılık sürelerinin, yapmış olduğu sigortalılık prim borcu ödemelerine göre 13.06.1983-18.08.1988 ve 01.10.1989-31.10.1989 tarihleri arasında 1896 gün 4/b zorunlu ve 21.12.2013-15.09.2014 ve 02.10.2014-27.05.2015 tarihleri arasında 502 gün 4/b isteğe bağlı olmak üzere toplam 2398 gün Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin bulunduğu, dolayısıyla primi ödenmiş 4/a ve 4/b sigortalılık sürelerinin toplam 5182 gün olduğu ortadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, Geçici 81. maddenin (B) bendinin (d) alt bendi gereği yaşlılık aylığı tahsisi için 25 yıl sigortalılık, 47 yaş ve 5150 primi ödenmiş gün sayısı şartlarını, davacının 27.05.2015 tahsis talep tarihi itibariyle 31 yıl sigortalılık, 51 yaş, 5182 gün primi ödenmiş gün sayısına sahip olmakla sağladığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken yazılı şekilde kurulan hüküm, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,15.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.