Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/7759 E. 2021/16104 K. 15.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7759
KARAR NO : 2021/16104
KARAR TARİHİ : 15.12.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No : 2019/2632-2021/781

İlk Derece
Mahkemesi : Akşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, davacının, davalı diş hekiminin yanında 01/06/2007 tarihinden 12/02/2015 tarihine kadar kesintisiz ve sürekli olarak çalıştığını, ancak çalışmalarının Kuruma Kasım 2011 tarihinden itibaren bildirildiğini belirterek, davacının 01/06/2007 tarihinden itibaren bildirilmeyen dava konusu çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının davasını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, davacının 04/11/2011 tarihinde işe başladığını, 2007 yılından bu yana çalışma iddiasının kötü niyetli olduğunu, davacının 2007-2011 yılları arasında ayda 1 yada 2 kez bürosunda temizlik yaptığını, bu dönemde davalının yanında babasının çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Feri müdahil vekili, Kurum kayıtlarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi; ” Davanın kabulü ile, Davacı …’ın davalı diş hekimi …’ya ait iş yerinde 01/06/2007-04/11/2011 tarihleri arasında asgari ücret alarak çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ” karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının işyerinde çalışma iddiası yeterince araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulduğunu, davacı tanıklarının beyanlarının çelişkili olduğu, davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderinin paylaştırılmasına hükmedilmemesinin hatalı olduğu, davanın reddi gerektiği gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Feri Müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının hüküm altına alınan çalışmasının ispatlanamadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, davacının ayda 1 ya da 2 günlük çalışmasının tam zamanlı sayılamayacağını, hak düşürücü sürenin dolmuş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı ve fer’i müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,” karar vermiştir..
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca, 01.10.2008 tarihi öncesi isteme ilişkin davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10. ve 01.10.2008 tarihi sonrası isteme ilişkin davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleridir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun’un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun’un 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Somut olayda; dava konusu talep döneminin 01/06/2007 tarihinden 12/02/2015 tarihlerine kadar kesintisiz çalıştığı ve bildirimlerinin Kasım 2011 tarihinden itibaren yapıldığı,bu nedenle bildirilmeyen sigortalılık sürelerinin tespitine ilişkin olduğu, Mahkemece davacının sigortalılığının bildirilmediği dönem olan 01/06/2007 tarihi ile 04/11/2011 tarihleri arasında kabul kararı verilmiş olmasına rağmen, davanın kabulüne denildikten sonra fazlaya ilişkin talebin reddine dair hüküm tesis edilmiş,devamında da davanın kabulüne uygun olarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin tamamı davalı tarafa yükletilmiş ve bu durum, hükmün kendi içinde ve hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturmuştur.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan çelişkili ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve fer-i müdahil vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen sair hususlar incelenmeksizin hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle, sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.