YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3986
KARAR NO : 2021/15861
KARAR TARİHİ : 13.12.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin davalı şirketin … şubesinde 10/01/2016 tarihinde satış elamanı olarak işe başladığı halde SGK girişinin hiç yapılmadığını ve işten çıkarıldığı 10/06/2017 tarihine kadar SGK primlerinin yatırılmadığını belirterek, müvekkilinin 10/01/2006 ile 10/06/2017 tarihleri arasında çalışmasının sigortalı çalışma olduğunun tespitine ve Kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirkette iş sözleşmesine tabi bir işçi olarak çalışmadığını, davacının müvekkili şirketle arasındaki ilişkinin sadece ticari bir alım satım ilişkisi olduğunu, aralarında iş akdinin bulunmadığını, kabul anlamına gelmekle birlikte 10/01/2006 tarihinde işe başlayan bir işçinin 10/10/2017 tarihine kadar sigorta girişinin hiç yapılmamış olması ve tek bir gün dahi sigorta primi ödenmemesi iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının diğer davalı işyerinde çalışmasına rastlanılmadığını, davacının 01/05/2015 tarihinde Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığını, davacının iddia ettiği şekilde diğer işlerinde hiç çalışmasının gözükmediğini, Yargıtay kararları gereğince kamu düzenine ilişkin hizmet tespit davalarında çalışma olgusunun somut ve net bir şekilde ortaya konulması gerektiğini, kurumca yapılan işlemlerin kanuna ve mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi; davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, dair karar tesis etmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanunun m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Bu kapsamda, eldeki davada yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli görülmemekle; Mahkemece; öncelikle davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinin bulunduğu dükkanın kira sözleşmesi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, kiralayan tespit edilerek beyanı alınmalı, davacının oda sicil ve vergi kaydı celbedilmeli, 5510 sayılı Yasanın 4b maddesi kapsamındaki tescili kurumdan sorulmalı dosyası getirtilmeli, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı,bordro tanıkları tespit edilerek dinlenmeli, 2004 yılında tutulan vergi yoklama tutanağında adı geçen Ahmet Dikmen’in beyanı alınmalı, davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına mı yoksa hizmet akdine mi dayalı olduğu ortaya konulmalı, hizmet akdi olduğu kanaatine varılması durumunda çalışma süresi usulünce saptanmalı oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.