Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/6510 E. 2021/11535 K. 05.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6510
KARAR NO : 2021/11535
KARAR TARİHİ : 05.10.2021

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2020/154-2020/642

Dava ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya davadışı borçlu şahıs … adına tescilli 035979 sicil ve 1007441 sicil sayılı iki ayrı işyerinin 2004/12- 2006/4 dönemi borçlarına ilişkin ödeme emirlerinin 27.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın yasal sürede açıldığı, davacının … 2. Noterliğinde düzenlenen 24.05.2006 tarihli iki ayrı kefaletname ile davadışı borçlu şahsın iki ayrı işyeri borçlarına kendi açık iradesi ile müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, 25.07.2008 tarihinde ise işveren temsilcisi olarak…’ın borçlu … adına yapılandırma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Önceki bozma ilamında da açıklandığı üzere, davanın yasal dayanağını oluşturan; Eski 818 s. Borçlar Kanunu “Borçlulara Karşı Kat’ın Neticeleri” başlıklı 134. maddesi “Müruru zaman, müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmıyan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olunca diğerlerine karşıda katedilmiş olur. Müruru zaman, asıl borçluya karşı katedilmiş olunca kefile karşı da katedilmiş olur.
Müruru zaman, kefile karşı katedilmiş olunca asıl borçluya karşı katedilmiş olmaz.” hükümünü düzenlemektedir.6183 sayılı yasanın şahsi kefaleti düzenleyen 11. maddesinde “10 uncu maddeye göre teminat sağlıyamıyanlar muteber bir şahsı müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu gösterebilirler. Şahsi kefalet tesbit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis olunur. Şahsi kefaleti ve gösterilen şahsı kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi muhtardır. Amme alacağını ödiyen kefile buna dair bir belge verilir. ” hükmü mevcut olup devamla “Zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 103. maddesinden zamanaşımını kesen haller;1. Ödeme, 2. Haciz tatbikı, 3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, 4. Ödeme emri tebliği, 5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 6. Yukardaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbikı veya bunlar tarafından yapılması, 7. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 8. Amme alacağının teminata bağlanması, 9. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 10. İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi. 11. (Ek: 25/12/2003-5035/5 md.) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.” olarak sayılmıştır.
Somut olayda; öncelikle 25.07.2008 tarihinde yapılandırma talebinde bulunan…’ın işveren temsilcisi olarak yapılandırma talep etme yetkisi olup olmadığı hususu Kurumca temyiz dilekçesine ekli olarak sunulan 21.03.1995 tarihli vekaletname kapsamı incelenerek değerlendirilmeli, yetkili olduğu belirlendiği takdirde ise; 24.05.2006 tarihinde noterde düzenlenen kefalet başlıklı belge ile davacı davadışı borçlu 3. şahsın borçlarına müşterek borçlu müteselsil kefil olmayı açıkça kabul etmiş olmakla; asıl borçlu şahsın temsilcisi olarak 25.07.2008 tarihinde yapılan borçların yapılandırılması gereği davadışı asıl borçlu için kesilen zamanaşımı müşterek borçlu müteselsil kefil olarak davacı için de kesileceği dikkate alınmalı, ayrıca başvurulan yapılandırma kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı da araştırılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.