YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12551
KARAR NO : 2023/10152
KARAR TARİHİ : 24.10.2023
MAHKEMESİ: … Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1166 E., 2021/1258 K.
KARAR : Kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 27. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/59 E., 2020/8 K.
Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin 15.05.2017 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek müteveffanın eşi, çocuğu, annesi ve babası için maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: yaşanan 09.05.2017 günlü olayda kazalının takılı olan emniyet kemerini çıkarması sonrası meydana geldiğini, işyeri güvenliğinin olay öncesi tam ve eksiksiz olduğunu, kendilerine kusur atfedilmesinin abesle iştigal olduğunu, işyerinin sigortası olduğunu ilgili sigorta şirketi olan … Sigorta Şirketine davanın ihbarını talep etmiş, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı … için 284.225,13 TL, davacı … için 72.536,51 TL, davacı … için 70.146,42 TL, davacı … için 39.192,79 TL, davacı … için 10.327,03 TL maddi tazminatın, davacı … için 50.000,00 TL, davacı … için 30.000,00 TL, Davacı … için 30.000,00 TL, Davacı … Sardağ için 20.000,00 TL, davacı … için 5.000,00 TL, davacı … için 30.000,00 TL, davacı … için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından yasaya aykırı olduğunu, müvekkillere takdir edilen manevi tazminat tutarının düşük belirlendiğini, takdir edilen tazminat tutarının yaşamış oldukları üzüntü karşısında müvekkillerini tatmin etmediğini, manevi tazminat talepleri ile ilgili olarak gerekçede, manevi tazminatın belirlenmesindeki ölçülere ve dosyadaki delillere değinilmediğini, taleplerin kısmen kabul ve kısmen reddinin sebeplerinin gösterilmediğini, deliller tartışılmaksızın karar verildiğini, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile paranın alım gücünün dikkate alınmadığını, davacının ”çok tehlikeli” sınıfta yer alan bir işte çalıştığını, böyle riskli bir işe rağmen işveren tarafından yeterli bir gözetim denetim ve kontrol sağlanmadığını, murisin bu kadar tehlikeli bir iş sınıfında çalışması ve bu çalışma sırasında vefat etmesinin davacılara büyük bir travma yaşattığını, hesaplanan maddi tazminat tutarında murisin gerçek kazancının dikkate alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisin 16.05.2017 tarihinde vefat ettiğini, hükümde 09.05.2017 tarihinin kaza tarihi olarak yazıldığını ve yasal faiz hesabında bu tarihin esas alındığını, oysa 09.05.2017 tarihinin kaza değil davacının iş başı tarihi olduğunu, vefat olayı sebebiyle davalı müvekkilin şantiye şefi …’in tali kusuru sebebiyle sanık olarak yargılandığı ceza davasının derdest olduğunu, bu dosyaya ibraz edilen başsavcılık raporunda merhumun asli kusurlu olduğunu, hukuk dosyasına ibraz edilmiş raporlarla, ceza dosyasına ibraz edilmiş raporların birbirleri ile çelişkili olduğunu, müvekkili şirketin işyerinde elinden gelen önlemleri aldığını, merhumu gerekli kontrollere soktuğunu ve eğittiğini, Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu nezdinde denetlendiğini ve 07.03.2017 itibariyle şantiyede mevzuata aykırılık ya da eksiklik olmadığının tespit edildiğini, işyerinde alınması gerekli alan tüm önlemleri alan, işçiye zorunlu olarak verilmesi gereken tüm eğitimleri veren, işçiye tüm sağlık testlerini yaptıran müvekkil şirkete, bu ölümlü olay neticesinde kusur yüklemenin hatalı olduğunu, ölüme sebebiyet veren düşme vakıasının işverenin gerekli önlemleri almamasından ya da tedbirsizliğinden veya işçinin iş sebebi ile kendisine verilen bilgilerin yetersizliğinden ya da eksikliğinden kaynaklanmadığını, merhumun düşme öncesinde emniyet kemerini takılı olduğu yerden kendisi bilerek ve isteyerek çıkardığını, davacının toplamda işyerinde sadece 7 gün çalıştığını, bu durumda aldığı bir ücret dahi mevcut değilken ve bordrosunda asgari ücretten işe başlamışken merhumun ücretinin asgari ücretin 2.17 kat fazlası ile hesaplanmasının hukuki dayanağı olmadığını, dava dilekçesinde davacıların anne babası olan … ve …için maddi tazminat talebinde bulunulmadığını, sadece manevi tazminat istendiğini, bu şahısların koşulları mevcutsa maddi tazminat talep etmelerin de mümkün olduğunu, bu konuda hesap edilecek maddi tazminat varsa bunun dahi hesaplanması ve diğer davacılara takdir edilecek maddi tazminattan tenkisi ve ayrılması gerektiğini, çünkü ileriki zamanlarda bu şahısların herhangi bir talepte bulunmaları durumunda müvekkil şirketin poliçesinin tarafı olan … Genel Sigorta AŞ ile müvekkil şirket arasında ihtilaf yaratabilecek bir konu olduğunu, hesap bilirkişisinin verdiği raporun 2. sayfasında belirttiği 22.06.2018 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul kararında belirtildiği üzere verilen hükmün eksik ve hukuka uygun olmayan bir karar olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iş kazalarında işverenin sorumluluğunun haksız fiile dayandığı, faizin başlangıç tarihinin ve faiz yükümlülüğünün haksız fiil tarihinden itibaren başladığı, hal böyle olunca, davacıların dava ve ıslah dilekçelerinde açıkça olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminat isteminde bulundukları anlaşılmasına rağmen, davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara yönelik fıkralarda faizin olay tarihinden değil davacının işe başladığı tarihten başlatılmasının hatalı olduğu, hükmedilen tazminatların olay tarihi olan 15.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesi gerektiği, kaza tarihi itibarı ile iş kazasına maruz kalan işçinin yaşı (37), kaza neticesinde vefat etmiş olması, eşi, çocukları anne ve babasının vefat nedeniyle duyabileceği elem ve ızdırap, sosyal ve ekonomik durumu, kaza tarihi itibarı ile paranın alım gücü, kaza tarihi ile davanın açıldığı tarih hep birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle müteveffanın eşi davacı … için 60.000, çocuklarının her biri için ayrı ayrı 40.000, anne ve baba için ayrı ayrı 30.000 TL’er manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; … 27. İş Mahkemesinin 22.01.2020 tarih 2018/59 Esas, 2020/8 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 284.225,13 TL, davacı … için 72.536,51 TL, davacı … için 70.146,42 TL, davacı … Sardağ için 39.192,79 TL, davacı … için 10.327,03 TL maddi tazminatın, davacı … için 60.000,00 TL, davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 40.000 TL, davacı … için 30.000,00 TL, davacı … için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 20 ve 21 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 ncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Davalı vekilinin davacılar anne, baba, çocuk… çocuk … ile çocuk …için hükmedilen maddi ve tüm davacılar için hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
…nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”…nın 366 ıncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ıncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.
2. Davalı vekilinin davacılar eş ve çocuk …için hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2.1 Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.2 Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun değerlendirildiği, bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin davacılar anne, baba, çocuk… çocuk … ile çocuk …için hükmedilen maddi ve tüm davacılar için hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Davalı vekilinin davacılar eş … ve çocuk …için hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesinegönderilmesine,24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.