Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14413 E. 2023/77 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14413
KARAR NO : 2023/77
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2044 E., 2022/1877 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/311 E., 2020/36 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı işveren yanında 27.03.2006-03.02.2015 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, 2006 yılında 800,00-TL maaşla işe başladığını, bu ücretin 01.04.2011 tarihine kadar devam ettiğinin, 01.04.2011-01.04.2012 tarihleri arasında 1.700,00-TL, 01.04.2012- 01.04.2013 tarihleri arasında 2.000,00-TL, 01.04.2013-03.01.2015 tarihleri arasında 2.500,00-TL ücretle çalıştığını ileri sürerek, Kuruma bildirilmeyen sürelerdeki hizmetlerinin ve sigorta primine esas kazançlarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 27.03.2006 tarihinden itibaren işyerinde çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, 01.06.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, 05.01.2015 tarihine kadar çalıştığını, kayıt dışı çalışmanın bulunmadığını, davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, almış olduğu ücretin, imzalı maaş bordroları ile sabit olduğunu, davacının iş akdinin şirket imza yetkilisinin imzasını taklit ederek kredi çekmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, kurum kayıtlarının esas olduğunu, davacının iddiasını Kurum kayıtlarına eşdeğer belgelerle kanıtlanabileceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Tüm dosya kapsamının ve toplanan delillerin tetkikinden; davacının dinlettiği tanıkların uyuşmazlık konusu dönemde sigortalı çalışan olmadıkları, dolayısıyla bu dönem açısından beyanlarının hükme esas alınamayacağı, her ne kadar mahkemece resen delil toplanmaya çalışıldıysa da davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı şirket nezdinde kuruma bildirilenler dışında çalışmasının olduğu şüpheden uzak bir biçimde kanıtlanamadığı, öte yandan davacının iddia ettiği prime esas kazanç miktarları davalı tarafça dosyaya sunulan imzalı ücret bordrolarının aksini ispatlar nitelikte eşdeğer belge ile kanıtlanamadığından davacının prime esas kazancının kuruma bildirildiği şekilde olduğu kanısına varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dinlenen bordrolu tanık beyanlarına itibar edilmediğini, İş Bankası cevabi yazısında şirket kaşesi ve yetkilisinin imzasının bulunduğunun görüldüğünü, davacının aylık maaşının 3.000 TL olarak belirtildiğini, bu halde imzalı bordroların aksinin ortaya konulduğunu ancak mahkemece itibar edilmediğini belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen bordrolu tanık beyanları ve davacının hizmet cetvelinin incelemesinde, tespitini istediği dönemde başka iş yerinde çalıştığı ve bildirimlerinin yapıldığı, bildirimlerinin bulunmadığı dönem itibariyle ise Jülide dışında davacının işe başladığı tarih konusunda net beyanların bulunmadığı, tanık Jülide tarafından davacının 2007 yılında işe başladığının bildirildiği, davacının bu tarihten itibaren davalı iş yerinden bildirimlerinin bulunduğu, talep ettiği ücretlerin yukarıda açıklandığı üzere yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, bila tarihli İş Bankası cevabi yazısı ile gönderilen ücret belgesinin yazılı belge veya yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının ücretinin imzalı bordrolarındaki gibi olduğunun kabulü gerektiği, bu itibarla mahkeme kararı ve gerekçesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; hizmet ve prime esas kazançların tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un madde 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

3.Sigorta primine esas kazanç tespiti istemi yönünden; Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 inci ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 üncü ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3.Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-İnceleme konusu eldeki davada, davacı 27.03.2006- 03.02.2015 tarihleri arasındaki hizmetlerinin ve sigorta primine esas kazançlarının tespiti istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, sigorta primine esas kazanç tespiti yönünden kurulan hüküm yerinde olup, hizmet tespiti yönünden verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.

3-Mahkemece yapılacak iş; 01.06.2006-01.06.2007 tarihleri arasında bildirim yapılmayan dönemde, her ne kadar bordro tanığı tespit edilememiş ise de, işyeri adresine talep konusu dönemdeki komşu işyerleri ilgili SGK İl Müdürlüğü’nden, vergi dairesinden, belediyeden, zabıta, maliye ve meslek odası ve muhtarlık marifetiyle ayrıntılı olarak araştırılmalı, uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri tespit edilerek, davacının çalışmasının niteliği ve süresine ilişkin yöntemince beyanları alınmalı, böylelikle; toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.