Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14605 E. 2023/6 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14605
KARAR NO : 2023/6
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1598 E., 2022/2134 K.
HÜKÜM/KARAR : Usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/50 E., 2020/170 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ile feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğuna ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, Davalı şirketin Mayıs/2016 tarihinde tür değişikliği yaparak limited şirketten anonim şirkete dönüştüğünü, müvekkilinin 2008/Mayıs ayında davalı şirkete ait Bozyaka mağazasında (şubesinde) müşteri ilişkileri temsilcisi olarak (şimdiki adıyla alacak takip büro elemanı olarak) çalışmaya başladığını ve 2012/Şubat ayına kadar bu mağazada çalıştığını, 2012/Şubat ayında davalı şirketin Nokta mağazasında (şubesinde) görevlendirildiğini ve 30.08.2016 tarihine kadar bu mağazada çalıştığını ve iş akdine aynı tarihte son verildiğini, ancak, müvekkilinin, davalı şirkete ait işyerlerindeki çalışması ile ilgili olarak işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği gibi çalışmalarının bildirilmediğini” iddia ile, “Müvekkilinin iş akdine davalı işveren tarafından son verilmiş olması nedeniyle İş Kanunundan ve sözleşmeden doğan her türlü haklarını saklı tutarak, davalı şirket nezdinde 2008/Mayıs – 30.08.2016 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II.CEVAP
Davalı şirket vekili, davacının iddia edildiği gibi müvekkili şirkete ait Bozyaka ve Nokta Şubelerinde çalışmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/a maddesi kapsamında bir çalışma ilişkisinin bulunmadığını, yaptıkları araştırmalara göre davacının emekli olduktan sonra çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olup, çalışma iddiasını ispat yükümünün davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Fer’i Müdahil kurum vekili, davacının iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilk derece mahkemesi kararında; davacı vekili 03.07.2020 tarihli dilekçesinde, davalı şirkete ait işyerlerinde tespit edilen 31.05.2008 – 30.08.2016 tarihleri arasındaki çalışmaların sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olduğunu belirtmiş olup, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda davanın kabulüne, davacının davalı işveren Özşanal Züccaciye Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. A.Ş.’ne ait 1253735.35 sicil sayılı işyerinde 31.05.2008-31.01.2012 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 1321 gün çalıştığı 1321 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine, davacının davalı işveren Özşanal Züccaciye Dayanıklı Tüketim Malları San. Tic. A.Ş.’ne ait 1236547.35 sicil sayılı işyerinde 01.02.2012-30.08.2016 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücret ile 1650 gün çalıştığı 1650 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahil kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili, ilk derece mahkemesince verilen kararın soyut ve husumete dayalı tanık beyanları üzerine kurulduğunu, … tarafından yapılan işyeri denetimlerinde “işyerinde sigortasız çalışan olmadığının” açıkça tespit edildiğini, davacının 2004 yılından itibaren yaşlılık aylığı aldığının tespit edildiğini, daha sonraki bir dönemde tekrar sigortalı çalışmaya başladığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, diğer taraftan davanın kısmen kabul edildiği halde taraflarına vekalet ücreti ve kısmi yargılama gideri takdiri yapılmadığını beyanla, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i Müdahil kurum vekili, davacının gerçek ve fiili çalışmasının varlığını yazılı belgelerle ispat edemediğini, Kurum kayıtlarına dayanarak hüküm kurulması gerekirken sadece tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulduğunu, 6552 sayılı Kanun gereğince Kurum fer’i müdahil olduğundan dolayı Kurum aleyhine mahkeme masrafı ile vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi kararında; Sosyal güvenlik destek primine ilişkin düzenlemenin yer aldığı 506 sayılı Yasanın 63/B maddesinde, “Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz…” düzenlemesine yer verilip; sosyal güvenlik destek primine tabi süreler için, kısa vadeli sigorta kolları yönünden prim tahsili gereğinin öngörüldüğü; Kısa Vadeli Sigorta Kollarının ise, güvence altına aldığı risklerin yarattığı etkileri gidermeye yönelik yardımların sağlanmasında, ödenen prim miktar ve süresiyle orantı kurulması gereği gözetilmeyen sigorta kollarından oluştuğu, buna bağlı olarak sigortalının bildiriminin gerçekleştirilmediği ve bu nedenle sigortalı adına herhangi bir prim ödemesinin yapılmamış olduğu durumlarda dahi yardım öngören sigorta kolları niteliğinde olduklarından; Kısa Vadeli Sigorta Kolları yönünden prim içeren Sosyal Güvenlik Destek Primi geçmişe dönük sigortalılık hakkı yaratmadığı gibi, yaşlılık aylığı alırken gerçekleşen sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılık süresi niteliğindeki çalışmalar nedeniyle uzun vadeli sigorta kollarından prim tahsilatı yapılamayacağından; kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin primler yönünden geçmişe dönük tespit isteminde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yer aldığı dava türünde, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı (506 sayılı Kanun’un 79 uncu) maddesi uyarınca sigortalılık süresinin tespiti davası açılmasının, çalışana sosyal güvenlik hukuku kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma süresi yönünden hukuki yarar sağlamasının mümkün olmadığı; sıralanan maddi ve hukuki olgular ile istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili ve fer’i müdahil vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdikleri itirazların yukarıda sıralanan, gerekçeler ışığında yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulüne, … 12. İş Mahkemesinin 09/07/2020 tarih, 2017/50 Esas ve 2020/170 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğuna ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davada hukuki yararının bulunduğunu, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bu nedenle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 2008 yılı mayıs ayından 30.08.2016 tarihine kadar çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 79, 5510 sayılı Kanun’un 63, 86 ncı maddeleridir.

3.Değerlendirme
Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Sosyal güvenlik destek primi ise, yaşlılık aylığı kesilmeksizin yeniden çalışmaya başlayabilmek için ödenmesi gereken primdir.

5510 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi 3 üncü fıkrası (a) bendinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir.

Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir.

Ancak, 5510 sayılı Kanun’un “Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 14. maddesi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair, amir hüküm getirilmiştir.

5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunda ise “Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları” başlıklı 63 üncü maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.

Somut dosyada, davacıya 01.07.2004 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmış, davacı 2008 yılı Mayıs ayından 30.08.2016 tarihine kadar çalıştığının tespitini talep etmiştir.

Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; dava ile tespiti talep edilen dönemde, davacının sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Bu nedenle öncelikle, davacıya talebi açıklattırılmalı, isteminin, 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılmalıdır. Talebin sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespitine ilişkin olması halinde hukuki yararın varlığı gözetilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.