Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14607 E. 2023/31 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14607
KARAR NO : 2023/31
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1467 E., 2022/2063 K.


KARAR : Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/264 E., 2022/90 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın usul ve esas yönlerden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 16.10.1984 – 18.11.1984 tarihleri arasında çırak olarak kısa vade sigorta kollarından yapılan bildirimlerinin, uzun vade sigorta kolaarından olduğunun tespitini, Kurum kayıtlarında Ateş olarak görünen soyadının ise Ataş olarak değiştirilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“Davacının davasının kabulüne;
-Davalı işyerinden 30.10.1984 tarih ve 802547 evrak giriş numarası ile SGK’na verilmiş olan16/10/1984 işe başlama tarihli, … sigorta sicil numaralı, … oğlu, 1969 doğumlu, … adına düzenlenmiş sigortalı işe ilk giriş bildirgesindeki bildirimi yapılan kişinin, davacı … olduğunun tespitine

-Davacının 16.10.1984 – 18.11.1984 arasında davalı işyerinde geçen hizmetlerindeki akdi ilişkinin çalışma olgusuna dayandığı, üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılımı olduğu ve davacının işe giriş tarihi 16.10.1984, işten ayrılma tarihi 18.11.1984 arasındaki 31 gün tüm sigorta kollarına tabi hizmet akdi ile çalıştığının tespitine

-Davacının 506 sayılı Kanun’un 60/g fıkrası gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 02.05.1987 tarihi olarak tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davalı işveren vekili, 2089 sayılı Kanun kapsamında çıraklık bordrosu ile çalışan davacının primlerinin devlet tarafından ödendiğini, 26.10.1984 – 18.11.1984 tarihleri arasındaki çalışma süresinin 21 gün olup bilirkişi tarafından yanlış hesaplandığını, davacının yaşı ve kısa süreli çalışması gözetildiğinde üretime katkısı olmayacağının açık olduğunu, dosya kapsamında beyanları bulunan tanıkların davacı ile çalışmasının bulunmadığını ve davacıyı hatırlamadıklarını ifade ettiklerini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Kurum vekili, davacıya ait hizmet dökümünde davalıya ait işyerinden belirtilen tarih aralığında Kuruma bildirilen çıraklık hizmetlerinin bulunduğunu ve çıraklık statüsünde geçen çalışmanın belirtisi olduğunu, aksinin Yargıtay içtihatlarında öngörülen yönteme uygun biçimde araştırılıp yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiğini, işveren tarafından Kuruma bildirilmesi gereken kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“1- Davalı …Ş. vekili ile davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüyle; … 12. İş Mahkemesi’nin, 24.03.2022 tarihli, 2016/264 E, 2022/90 K. sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca kaldırılmasına,

2- Davacının, 16.10.1984 işe giriş tarihli, işe giriş bildirgesinin aidiyeti davasının, HMK.nun 114/1-h ve HMK.’nun 115/2 nci maddeleri uyarınca usulden reddine,

3- Davacının hizmet tespiti istemine ilişkin davasının esastan reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, hizmet sürelerinin prim ödeme gün sayısına eklenecek olması sebebiyle davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, tanıkların davacının üretime yönelik çalıştığını beyan etmeleri karşısında verilen esastan ret kararının da yerinde olmadığı gerekçeleriyle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının dava konusu dönemdeki çalışmalarının hangi sigorta kollarına tabi olduğunun belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu madde hükümleri.

3. Değerlendirme
1.Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddesidir. 506 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.

506 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6 ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.

2. Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 3 üncü maddesi, çırağı; “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanun’un “Çıraklık Şartları” başlıklı 10’uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan “onüç yaşını” ibaresi, 16.08.1997 tarih ve 4306 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle “ondört yaşını” olarak değiştirilmiştir.)

b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.

c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.

Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. Kanun’un 13 üncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun çıraklık sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu’nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”

Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.

3. Gerçekten de çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (Mustafa Çenberci, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; …, 1977 Baskı, s;130).

4. Somut olayda, davacı adına verilen 16.10.1984 tarihli işe giriş bildirgesi çırak olarak verilmiş olup, kısa vade sigorta kollarından 31 gün bildirimi bulunmaktadır. Ancak işe giriş bildirgesi ekinde çıraklık sözleşmesi olmayıp davacı da bu tarihte 15 yaşındadır. Davacının bu dönemde üretime fiilen katılıp katılmadığı yeterince araştırılmaksızın hüküm tesisi isabetsiz bulunmuştur.

5. Mahkemece bordro tanıkları yeniden dinlenerek, davacının işyerinde ne iş yaptığı, üretime katılıp katılmadığı somut bir şekilde belirlenmeli, üretime katılmış ise çalışmanın tüm sigorta kollarına tabi olması gerektiği gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.