Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/4551 E. 2023/4726 K. 04.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4551
KARAR NO : 2023/4726
KARAR TARİHİ : 04.09.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/24 E., 2014/159 K.
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.04.2014 tarihli ve 2014/6702 Esas sayılı iddianamesi ile sanık

hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/24 Esas, 2014/159 Karar sayılı kararı ile; sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.01.2018 tarihli ve 2015/97199 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Süre tutum dilekçesinde usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilen karara karşı gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmamıştır.

B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin teşebbüs aşamasında kalmadığı, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde mağdurenin ailesi tarafından bakılmak üzere sanığa bırakıldığı, sanığın evin ışıklarını ve perdelerini kapatarak mağdurenin elbiselerini çıkarttıktan sonra cinsel organını mağdureye anal yoldan sokmaya çalışmak suretiyle üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçunu işlediği mahkemece kabul edilmiştir.

2. Deliller; sanık savunması, mağdure ile annesi olan katılan …’ın beyanları, tanık anlatımları, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 21.01.2014 ve 26.03.2014 tarihli raporları, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden alınan 25.09.2014 tarihli rapor ile kolluk kuvvetlerince tutulan araştırma tutanaklarından ibarettir.

IV. GEREKÇE
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak, katılan mağdurenin aşamalardaki beyanları ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın olay günü cinsel organını mağdureye anal yoldan sokmak istediği, gösterilen direnç üzerine mağdurenin aşılabilir mukavemeti dışında başka bir engel sebep olmaksızın olay yerinden ayrıldığı ve mevcut haliyle sanığın hareketinin anal bölgeye sürtünme şeklinde gerçekleştiği anlaşılmakla, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Tüm dosya kapsamına göre, kendi ikametinde bulunan mağdurenin sanığa münhasıran teslim edildiğine dair delil bulunmadığı, ayrıca evde başka aile fertlerinin de olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın mağdure üzerinde koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunmadığı gözetilerek hüküm kurulurken şartları oluşmamasına rağmen 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Bozma gerekçesine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümde yer alan nedenlerle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/24 Esas, 2014/159 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.09.2023 tarihinde karar verildi.