YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6391
KARAR NO : 2022/12517
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :
Dava, 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece uyulan bozma ilamında “1479 sayılı Yasa’ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 18. maddesinde; bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıklarının, bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde ödemek kaydıyla bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.4956 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 02/08/2003 tarihine kadar tescilleri, prim ödemeleri veya tescil başvuruları yoksa aynı tarihten sonra sadece aynı yasa ile 1479 sayılı Yasaya eklenen geçici 18. maddeye göre vergide kayıtlı olan süreleri için borçlanma haklarını kullanarak sigortalılık süresi elde edebilirler. Geçmişe yönelik hizmetlerini tespit ettiremezler. 02/08/2003 tarihinden önceki tarihte Kuruma tescil edilmiş, giriş bildirgesi vermiş veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemiş olan ve 1479 sayılı Yasa kapsamında kendi adına veya hesabına bağımsız çalışanlar, 20/04/1982 tarihinden itibaren vergi kaydına dayalı olarak, 22/03/1985 tarihinden itibaren de vergi, esnaf sicili veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak sigortalılıklarının tespitini isteyebilirler. Mahkemece, davacının 2.8.2003 tarihi öncesi tescil ve prim ödemesi olup olmadığı ile borçlanma talebinde bulunup bulunmadığı araştırılarak var ise davacının 4.10.2000 tarihi öncesi vergi mükellefiyetinin olması nedeni ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi kapsamında sigortalı sayılması gerekir. Aksi halde 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. maddesi gereği davanın reddi gerektiği…” belirtilmiştir.
Dosya içeriğinden, 1.3.1988-31.5.1989 tarihleri arasında vergi kaydı ve 14.3.1998-30.6.2010 tarihleri arası 1479 sayılı yasanın 79. maddesi kapsamında isteğe bağlı siğortalılığı ve isteğe bağlı prim ödemesi bulunduğu ancak 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu tescil kaydı ve zorunlu prim ödemesinin bulunmadığı anlaşılmakta olup Mahkemece, 2.8.2003 tarihinden önce zorunlu bağkur siğortalılığı, prim ödemesi ve tescil başvurusu bulunmayan davacı yönünden 1479 sayılı Kanunun Geçici 18. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Mahkemenin bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.