Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9886 E. 2023/11196 K. 13.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9886
KARAR NO : 2023/11196
KARAR TARİHİ : 13.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1245 E., 2021/1530 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/192 E., 2020/447 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Belediye Başkanlığı’nda 25.05.1998-30.03.2000 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu dönemde işe alındığına dair işe giriş bildirgesi, vizite kağıdı, ücret ödemesine dair yazılı belge bulunmamakla birlikte, davalı işverence davacıya 25.05.1998-31.12.1999 tarihleri arasında ücret ödendiği ve bu ücretlerden gelir vergisi kesintisi ile ….adı altında kesinti yapıldığı, bu kesintinin sendika kesintisi olduğunun ücret bordrolarından anlaşıldığı, ayrıca dava dilekçesi ekindeki tahsilat makbuzlarında davacının 31.01.2000 tarihine kadar (bu tarih dahil) davacının kızlık soyadı olan Babalan soyadını kullanarak makbuz düzenlediği ve davalı Belediye adına tahsil edilen paraları da … Bankasına yatırdığı sabit olup, davalı işyerinin bir kamu kuruluşu olduğu, işe alma, işten çıkarma, ücret ödemeleri gibi işlemlerinin yazılı belgelere dayandırılmasının yasal bir zorunluluk olması nedeniyle, davalı işverence davacıya 25.05.1998 tarihinden itibaren ücret ödemesi yapılmış olması, davacının geçici işçi olarak işe alındığına dair davalı işverenin 25.05.1998 tarihli yazıların varlığı ve bu yazılı belgeleri tanık anlatımlarının doğrulamış olması karşısında, davacının davalı işyerinde 25.05.1998 tarihinde işe alındığının kabulünü gerektirdiği, çalışma iddialarının geçtiği işyerinin bir kamu kuruluşu olduğu ve davalı işverence dosyaya sunulan ücret bordrolarında işverenin işyeri kayıtlarını usulüne uygun olarak düzenlediği, davacıya ait ücret bordrosu tuttuğu, ödenen ücretlerden gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi ve …. adı altında (sendika kesintisi), kesintilerin yapıldığı ancak SSK primi kesintisinin yapılmadığı, Kurumun işverenlerin yükümlülüklerini Anayasadan kaynaklanan Sosyal Güvenlik ödevinin zorunlu bir sonucu olarak kurumun yasaya uygun olarak yapmaları konusunda işvereni uyarma ödevini yerine getirmediği, dolayısıyla 506 sayılı Kanun’un 79/5 inci maddesinde öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin bu davada uygulama olanağı olmadığı, aksinin kabulünün kuruma kendi kusurundan yararlanma olanağı tanımak olacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının davalı Belediyeye ait işyerinde 25.05.1998 – 31.03.2000 tarihleri arasında kesintisiz olarak 665 gün süreyle 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi kapsamında sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil Kurum vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, kamu düzenine ilişkin iş bu davada kesin ve inandırıcı deliller ile davanın ispat edilmediğini beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenen tanıkların davacının çalışmasının düzenli ve sürekli olduğu yönünde beyanda bulunduğu, tanıkların bordro tanığı olduğu ,mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacı tarafından yazılı delil sunulmadığını, tanık beyanlarına göre karar verilemeyeceğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

Fer’i müdahil Kurum vekili, işveren tarafından ödenen ücretten prim kesintisi yapılmadığını, işe giriş bildirgesi verilmediğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı Belediyede geçen hizmetinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu madde hükümleridir

3. Değerlendirme
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesidir. Anılan Kanun’un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

Diğer taraftan, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Eldeki davada ise davacı adına davalı işyerinden Kuruma intikal eden işe giriş bildirgesi bulunmadığının, dönem bordrolarında davacının adına rastlanmadığının, davacının çalışmasına ilişkin kurum tespiti bulunmadığının, ücret bordrolarında ücretten gelir vergisi, damga vergisi ve SSDF adı altında kesinti yapıldığının ve bu kesintilerin prim kesintisi niteliğinde olmadığının anlaşılması karşısında, Mahkemece hizmet tespiti istemi açısından hak düşürücü sürenin irdelenmesi gereği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.