YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11742
KARAR NO : 2023/12528
KARAR TARİHİ : 06.12.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/328 E., 2023/589 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı SGK vekili ile davalı … vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı …’’a ait işyerinin, bina tamirat ve sıva işlerini üstlenen diğeı davalıya ait işyeri sigortalılarından …’ın 19.08.2006 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu önce maluliyete uğradığını, bilahare vefat ettiğini, kaza nedeniyle önce sigortalıya 28.315,23 TL tutarında hastane masrafı sarf edildiğini, 12.818,49 TL tutarında geçici işgöremezlik ödeneği ödendiğini, vefatından sonra hak sahiplerine, 77.611,23 TL gelir bağlandığını, böylece kurum zararının 118.744,95 TL’ye ulaştığını, kazanın meydana gelmesinde gerekli tedbirleri almayan işverenin kusurlu olduğunu, ayrıca asıl işveren … ile taşeron …’ın da olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, kaza ile ilgili olarak Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/316 E. sayılı dosyasından kamu davası ve hak sahipleri tarafından da Kartal 3. İş Mahkemesi’nin 2009/690 E.sayılı dosyasından tazminat davası açıldığını bu nedenle kurum zararından şimdilik 29.686,24 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde, taraf sıfatında hata yapıldığını davanın hukuki mesnedinin bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
2.Davalılardan Sabihat Korkut usulüne uygun yapılan tebligata rağmen dosyaya cevaplarını sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2015 tarih ve 2012/781 E. 2015/446 K. sayılı sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulü ile 19.402,80 TL ilk peşin sermaye değerinin 29.11.2011 olan onay tarihinden,3.204,62 TL geçici işgöremezlik ödeneğinin 15.06.2011 olan ödeme tarihinden,5.828,80 TL hastane masrafının 17.01.2010 olan sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1.Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı davacı Kurum ve davalılar … İnş. ve Boya San. ve Tic. Ltd. Şti. avukatları ile … temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 04.12.2017 tarihli ve 2015/24413 E. 2017/8533
K. sayılı ilamında, “davalı … ile davalı … İnş. Boya San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında hizmet akdi ilişkisi mi, yoksa, istisna akdi mi olduğu konusunda Mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davalılar arasındaki hukuki ilişkinin istisna akdi olup olmadığı irdelenerek, istisna akdi olduğunun anlaşılması halinde kusur ve aidiyetlerin belirlenmesini teminen işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekmektedir.. ..” denilmek suretiyle karar bozulmuştur.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 13.09.2022 tarihli ve 2018/31 E. 2022/528 K. sayılı kararıyla;”..bozma ilamında değinilen hususlar göz önüne alınarak yargılama yapıldığı, anahtar teslimi işte, işverenin asıl faaliyet alanı olan mal ve üretim alanı dışında bir yapım işinin söz konusu olduğu, anahtar teslim iş sözleşmelerinde sözleşme konusu faaliyetlerin tek bir yüklenicinin yönetimi altında gerçekleştirilmesi ve eserin iş sahibince bir bütün olarak faydalanabileceği hale getirilmesinin taahhüt edildiği, burada önemli olan hususun işin baştan sona kadar yüklenici tarafından tamamlanması olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin tespiti için davalının isticvap edildiği, davalının beyanı ve dosya kapsamından anlaşıldığı üzere davalı …’nin diğer davalı şirkete bina dış cephe mantaloma işlemlerini ve balkon demiri işlerini sözlü olarak anahtar teslim sözleşmesi verdiği ki şirketin kendi personelini işyerine getirdiği ve bağımsız olarak kendisine verilen işin tamamını kendi istihdam ettiği işçileri ile ifa ettiği, davalı …’nın işin yürütümü şartları üzerinde yönetim etkisinin, denetim ve kontrol yükümlülüğünün olmadığı, bu sebeple de kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davalı … yönünden açılan davanın reddine karar verildiği, diğer davalının ise alınan heyet bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda %80 oranında kusurunun bulunduğu, bozma ilamı öncesinde alınan hesap raporunda da belirlendiği üzere kaza nedeniyle davacı kurum tarafından sigortalıya 28315,23 TL hastane gideri, 12818,49 TL geçici iş göremezlik ödeneği, hak sahiplerine de 77611,23 TL peşin sermaye değerli gelir ödemesi yapıldığı, bu ödemeler üzerinden davalı … Şirketinin tespit olunan kusur oranı üzerinden sorumlu olduğu….” gerekçesiyle ve bozma sonrası ıslah dilekçesi göz önüne alınmak suretiyle,
1.Davalı … yönünden açılan davanın reddine,
2.Davalı … İnşaat ve Boya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden açılan davanın kabulüne, 62.088,97 TL ilk peşin sermaye değerinin 29.11.2011 olan onay tarihinden,10.254,79 TL geçici işgöremezlik ödeneğinin 15.06.2011 olan ödeme tarihinden,22.652,18 TL hastane masrafının 17.01.2010 olan sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … İnşaat ve Boya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiş; karara karşı davacı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin 25.01.2023 tarihli 2023/498 E. 2023/686 K. sayılı ilamında;”…1 davacı Kurum vekilinin bozma sonrası 04.08.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile ıslah talebinde bulunduğu ve mahkemece ıslah talebi dikkate alınarak karar verildiği anlaşılmış ise de bozma kararına uyulmakla birlikte artık ortaya çıkan hukuki durumun ortadan kaldırılamayacağı gerekçesiyle ıslah dikkate alınmaksızın ilk hüküm gibi karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir….” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1.Bozmaya uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayıları belirtilen karar ile “…Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ıslah dikkate alınmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak ilk bozma ilamından sonra davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve bu hususun ikinci bozma ilamına konu edilmediği halde mahkememizce sehven ilk karardaki gibi kısa hüküm kurulduğu, gerekçeli karar yazım aşamasında fark edilen iş bu hatanın tefhim edilen kısa kararda taraflar leh ve aleyhine olacak şekilde değişiklik yapılamadığından gelinen aşamada düzeltilemeyeceği, yapılacak başkaca bir işlem bulunmadığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesiyle,
Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 9.402,80 TL ilk peşin sermaye değerinin 29.11.2011 olan onay tarihinden,3.204,62 TL geçici işgöremezlik ödeneğinin 15.06.2011 olan ödeme tarihinden,5.828,80 TL hastane masrafının 17.01.2010 olan sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK vekili ile davalı … temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili kararı kusurdan,davalı … vekili davanın kendisi yönünden husumetten reddedildiğini,bu hususun bozma nedeni dışında kaldığını ancak mahkemenin gerekçeli kararında bu hususa yer verilmeyerek çelişkili hüküm kurulduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir.
C.Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2.506 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Anayasamızın 141 nci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 28 inci maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294 üncü maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; “(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.” şeklinde açıklanmıştır.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.
3.Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
4.Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, … 2011, s.472).
Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
5. Kanun’un aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
6.Yukarıda vurgulanan hususlar, Hukuk Genel Kurulu’nun 19.04.2006 gün ve E:2006/4-142, K:229; 05.12.2007 gün ve E:2007/3-981, K:936; 23.01.2008 gün ve E:2008/14-29, K:4; 19.03.2008 gün ve E:2008/15-278, K:254; 18.06.2008 gün ve E:2008/3-462, K:432; 21.10.2009 gün ve E:2009/9-397, K:453; 24.02.2010 gün ve E:2010/1-86, K:108; 28.04.2010 gün ve E:2010/11-195, K:238; 22.06.2011 gün ve E:2011/11-344, K:436; 08.02.2012 gün 2011/10-726 E, 2012/57 K;28.09.2012 gün 2012/3-444 E ,2012/638 K; 16.03.2012 gün 2012/2-97 E,2012/203 K sayılı kararlarında da, benimsenmiştir. Yine 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye, vurgu yapılmıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3 üncü maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 297 nci maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
7.Öte yandan, mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
8.Yukarıda anılan yasa hükümleri gereğince mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddenin 4 üncü fıkrası gereğince, zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belirli bir süre içinde yazılması mümkündür.
9.Kısa karar, bir davayı sona erdiren (nihai) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın da buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10.04.1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. – 268 K., 2012/6-97 E. – 203 K., 2012/10-149 E. – 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
10.Eldeki davada, mahkemece 11.07.2023 tarihli kararın gerekçe bölümünde, “… Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda ıslah dikkate alınmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak ilk bozma ilamından sonra davalı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve bu hususun ikinci bozma ilamına konu edilmediği halde mahkememizce sehven ilk karardaki gibi kısa hüküm kurulduğu,…” gerekçesiyle
Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine,19.402,80 TL ilk peşin sermaye değerinin 29.11.2011 olan onay tarihinden, 3.204,62 TL geçici işgöremezlik ödeneğinin 15.06.2011 olan ödeme tarihinden, 5.828,80 TL hastane masrafının 17.01.2010 olan sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine, şeklinde hüküm kurulmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
11.Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, çelişkili şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.