Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/12776 E. 2023/13136 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/12776
KARAR NO : 2023/13136
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1156 E., 2023/1207 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/456 E., 2023/152 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin davalı şirkette çalışmaktayken 06.04.2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini, Kurum tarafından önce müvekkilinin % 28 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, daha sonra dosya üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda müvekkilinin maluliyet oranının % 3,1’e düşürüldüğünü belirterek, müvekkilinin maluliyet oranının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulu’nun 14.05.2015 tarih ve 2448 sayılı kararıyla davacının tespit edilen % 28 sürekli iş göremezlik oranının 20.10.2018 tarihinde kontrol muayenesi kaydıyla verildiğini, kontrol muayenesi sonucunda düzenlenen … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulu’nun 28.09.2018 tarih ve 3060 sayılı Sağlık Kurulu Kararı ile davacının maluliyet oranının % 3,1 olarak tespit edildiğini, bunun üzerine davacıya bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinin 26.10.2018 tarihinde durdurulduğunu, davacının karara karşı itiraz ettiğini ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 28.01.2019 tarih ve 2018/17295 Esas, 08/1745 sayılı kararıyla davacının maluliyet oranının yine % 3,1 olarak belirlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.
Dahili davalı Beypi Beypazarı Tarımsal Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında verilen her iki maluliyet kararı arasında yaklaşık üç yıldan fazla süre olduğunu, davacının bu süre zarfında iyileşmiş olmasının ve maluliyet oranının azalmasının doğal olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davanın kabulü ile Adli Tıp 2. Üst Kurulu’nun 40968900-101.01.01/2022/158141-3845 sayılı 14/02/2023 tarihli raporu doğrultusunda davacının 06/04/2014 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı maluliyetinin E cetveline göre 14/09/2014 tarihinden itibaren % 16,0 olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve dahili davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
1.Davalı … Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının gerçek maluliyet oranının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından tespit edilen % 3,1 olduğunu belirterek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Dahili davalı Beypi Beypazarı Tarımsal Üretim Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının geçirmiş olduğu ameliyat ve fizik tedavi uygulamaları sonucu iyileşmiş olduğunu, davacının maluliyet oranının % 3,1 olduğuna karar verilmesi gerekirken Yerel Mahkeme tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranının %16 olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının % 28 oranından % 3,1 oranına kadar iyileştikten sonra maluliyetinin %16 oranına çıkmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere böyle bir artış olduğu varsayılsa dahi bu durumun dava konusu iş kazası nedeniyle olamayacağını, geçen sürede başka olayların etki etmiş olduğunu, 06.04.2014 tarihli iş kazasından sonra düzenlenen ve davacının sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin alınan sağlık kurulu raporlarında davacının yalnızca sol el 4. ve 5. parmak eklemlerinde meydana gelen hareket kısıtlılığından bahsedilirken, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun iş kazası neticesinde davacının sol el parmaklarının tümündeki hareket kısıtlılığını ve sol el bileği hareket kısıtlılığını sürekli iş göremezlik oranının tespitinde esas aldığını, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun mütalaasında, davacının muayenesinde, omuz ve dirsek hareketleri, sol el bileği hareket derecesi, ulnar deviasyonu ve sol el parmaklarının tümünün fleksiyon ve ekstansiyon derecelerinin değerlendirildiğini, bu durumda Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporundaki değerlendirmenin dava konusu iş kazasının sınırlarını aştığını, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu mütalaasının da Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunu tekrarlamakla, raporda itirazlarının değerlendirilmediğini, Adli Tıp İkinci Üst Kurulu mütalaasında davacının arıza çeşidi VII – omuz ve kol arızaları olarak değerlendirildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, davacının arıza çeşidinin IX- el parmakları arızaları olarak değerlendirilmesi ve arıza ağırlık ölçüsünün buna göre değerlendirilmesi ve davacının talebiyle bağlı kalınması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu mütalaasının hatalı tespitler içerdiğini, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu Raporunun 11. bölümünde dosyada bulunan grafilerin değerlendirmesinin yapıldığını, davacının 06.04.2014, 07.04.2014, 23.05.2014 ve 24.12.2020 tarihli grafileri esas alınarak maluliyet oranının belirlendiğini, 2014 tarihli 3 grafi de dahil edilerek belirlenen maluliyet oranının, davacının iyileşme ihtimalinin göz önünde bulundurulmadığını gösterdiğini, sadece 2020 tarihli grafinin hesaplamaya esas alınması halinde % 16,0 oranında maluliyeti doğurmayacağını, bu anlamda maluliyet oranı hesaplamasının, davacının iyileşme ihtimalini değerlendirir nitelikte olması gerektiğini, ancak dosya kapsamında alınan Adli Tıp raporlarında davacının iyileşme ihtimalinin tartışma konusu yapılmadığını, söz konusu incelemelerin eksik ve hatalı olduğunu, dolayısıyla Yerel Mahkemenin söz konusu raporları esas alarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu belirterek, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verildi.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve dahili davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Dahili davalı şirket vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 18 inci ve 95 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve dahili davalı vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.