Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2347 E. 2023/2816 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2347
KARAR NO : 2023/2816
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2774 E., 2022/2567 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/654 E., 2021/30 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi …’ın 01.11.1991 – 01.11.2013 tarihleri arasında davalılara bağlı şirketlerde elektrik işlerinde ve davalı …’nın özel işlerinde aylık net 900 TL ücretle kesintisiz çalıştığını, ancak çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini ileri sürerek, Kuruma bildirilmeyen sürelerde hizmet akdiyle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar murisinin ev hizmetlisi olduğunu, davalı şirkette çalışması bulunmadığını, şirket yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; fiili çalışmanın yöntemince ispatlanması gerektiğini, kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde; tespiti talep edilen tarih aralığında davacıların murisi olan …’ın davalı şahısların sahibi olduğu şirketler ve Beykoz Konakları isimli sitede bulunan villalar ile davalıların villasındaki fiili çalışma olgusunun kısmen de olsa somut ve net bir şekilde açıklığa kavuşturulduğuna kanaat getirildiğinden, davanın kısmen kabulü ile; davacının 21.03.2002-01.11.2013 tarihleri arasında davalılara ait işyerlerinde SPEK taban ücretiyle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin tespit talebinin reddine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalılar Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davalı Milli Eğitim Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davalı … ve şirket nezdinde çalışması olmadığından bu davalılar yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davacı murisinin …yanında çalıştığı iddiası kapsamında da …terekesinin davaya dahil edilmesi gerektiğini, fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

2.Fer’i Müdahil SGK Vekilinin İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, fiili çalışmanın ispat edilemediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar murisi …’ın 15.04.2002 tarihli tahsis talebine istinaden 01.05.2002 tarihinde yaşlılık aylığı bağlandığı, 30.10.2014 tarihinde vefat ettiği, eşi …’a 01.11.2014 tarihi itibarıyla ölüm aylığı bağlandığı, …’ın sigorta hizmet cetvelinde; 01.11.1991-20.03.2002 tarihleri arasında 507294 sicil sayılı … unvanlı iş yerinden çalışmalarının Kuruma bildirildiği, işe giriş bildirgesinde işyeri unvanı olarak “… … inşaatı” yazdığı, 20.03.2002 sonrasında sigortalı çalışmasının bulunmadığı, … sicil sayılı UNT Gayrimenkul Yatırım Turizm ve İnş A.Ş. unvanlı davalı iş yerinin 01.12.2014 tarihinden itibaren faal ve kanun kapsamında olduğu, faaliyetinin gayrımenkul olduğu, talep edilen döneme ilişkin bordronun Kuruma verilmediği, 1082642 sicil sayılı “Polenez yolu üzeri, Soğuksu mah. Paşabahçe Beykoz” adresinde bulunan Beykoz Konakları Yöneticiliği unvanlı iş yerinin 09.01.2001 tarihinden itibaren faal ve kanun kapsamında olduğu, yönetici ve ortakların Uğur … ve … olduğu, …sicil sayılı “Polenez yolu üzeri, …” adresinde bulunan Beykoz Konakları Ortak Tesisleri İnş. Tur. Yat. Şti unvanlı iş yerinin 01.05.1998 tarihinden itibaren faal ve kanun kapsamında olduğu, 19965 sicil sayılı ” … Beşiktaş” adresinde bulunan Pilma Pil San. AŞ’nin 24.05.1961- 31.10.2013 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, yöneticinin … olduğu, Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/1 Tereke sayılı (davalılar murisi …’nın tereke) dosyasında Beykoz Konakları C-68 numaralı villada yapılan keşifte düzenlenen 25.05.2009 tarihli tereke tespit tutanağında (davacılar murisi) …’ın konut görevlisi olarak dinlendiği ve imzalı beyanında “10 seneden beri tespit yapılan konutta elektrik ve diğer işlerle ilgilendiğini” söylediği, … 38. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/413 E. sayılı ( davalılar …’nın sanık olarak yargılandığı) davada …’ın 24.09.2013 tarihli duruşmada tanık olarak dinlendiği, “Beykoz Konaklarında bahçede çalıştığını” söylediği, tutanak örneklerinin sunulduğu, davalıların nüfus kaydından Nurten ve …’nın …’nın eşi ve oğlu olduğu, davalı vekili tarafından, davacılar murisi …’ın imzalarının bulunduğu 08.01.2013-07.07.2014 tarihleri arasındaki ücret ödeme makbuz örneklerinin sunulduğu, makbuzlarda … ile …’nın aylık ödemelere ilişkin olarak ibra edildiğinin belirtildiği, bordro tanıkları ve kamu tanıklarının dinlendiği, dinlenen tanıkların birbiriyle uyumlu beyanlarından davacılar murisinin davalılar nezdinde çalışması bulunduğu, prime esas kazancın asgari ücretin üzerinde olduğu iddiasının ise ispat edilemediği kabul edilerek hüküm kurulmasının yerinde olduğu gerekçeleriyle, davalılar vekili ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve fer’i müdahil SGK vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

2.Fer’i Müdahil SGK Vekilinin Temyiz Sebepleri
Fer’i Müdahil SGK vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacılar murisinin davalılar nezdinde 01.11.1991 – 01.11.2013 tarihleri arasında çalıştığının tespitine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2.Sosyal güvenlik destek primi ise, yaşlılık aylığı kesilmeksizin yeniden çalışmaya başlayabilmek için ödenmesi gereken primdir.

5510 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi 3 üncü fıkrası (a) bendinde; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sonra ilk defa sigortalı olan kişilerden yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi hariç olmak üzere bu Kanuna göre veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başında kesileceği düzenlenmiştir.

Bu düzenleme uyarınca, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olanlardan yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra çalışmaya başlayanların aylıkları kesilecektir.

Ancak, 5510 sayılı Kanun’un “Sosyal güvenlik destek primine ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 14.maddesi ile bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanmasına devam edileceğine dair, amir hüküm getirilmiştir.

5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunda ise “Yaşlılık aylığı alanların yeniden çalışmaları” başlıklı 63 üncü maddesinin; (A) bendinde yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıklarının bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmesi gerektiği, (B) bendinde; tekrar sigortalı bir işte çalışma halinde, sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenmesi suretiyle, yaşlılık aylığının ödenmesine devam olunacağı hükümlerinin düzenlendiği, söz konusu maddenin son fıkrasında ise, yaşlılık aylığı almakta iken tekrar çalışmaya başlayan sigortalıya, 506 sayılı Kanun’un 63. maddesinin (A) ya da (B) bendinden yararlanmak için bir tercih hakkı tanındığı anlaşılmaktadır.

3.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesi uyarınca; “Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanun’un 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Yine aynı Kanun’un 297 nci maddesinin (2) nci fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir,” hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.

3.Değerlendirme
1-İnceleme konusu eldeki davada, 15.04.2002 tarihli tahsis talebine istinaden 01.05.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanan davacılar murisinin emekli olduğu tarihten sonra da davalılar yanında çalışmaya devam ettiğinin iddia edildiği, murisin hizmet döküm cetveline göre 01.11.1991-20.03.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının davalılar murisi …’ya ait işyerinden bildirildiği, …’nın 22.02.2009 tarihinde vefat etmesi karşısında işverenlik sıfatının sona erdiği, davalı mirasçılarına ait işyerinin faaliyetine devam ettiği ve 31.08.2010 tarihinde UNT Gayrimenkul Yatırım Tur. ve İnş. A.Ş. adıyla tescil ettirilerek şirketleştirildiği, somut olayda, davacılar murisinin şirketleşme döneminde de çalıştığının iddia edildiği anlaşılmakla, tespiti istenen dönem bakımından, işverenlerin ve işyeri sicil numaralarının hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken, davacının hangi işveren yanında ne kadar süre çalıştığı net olarak tespit edilmeden, her bir işveren nezdinde geçen çalışmalar ayrıştırılmadan, infaza elverişli olmayan şekilde hüküm kurulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğinden usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmektedir.

2- Öte yandan, 01.05.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alan davacılar murisinin, eldeki dava ile tespiti talep edilen dönemde, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma hakkı bulunduğu sabittir. Bu itibarla öncelikle, davacıların beyanları alınarak, istemin, 506 sayılı Kanun’un 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti mi, yoksa, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespiti mi olduğu hususu aydınlatılmalıdır.

3- Mahkemece yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca yapılacak değerlendirme sonucu hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.