Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/4542 E. 2023/11236 K. 14.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4542
KARAR NO : 2023/11236
KARAR TARİHİ : 14.11.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2384 E., 2021/2413 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2011/584 E., 2021/406 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi ve de davacı vekili tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.12.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiş, duruşma günü duruşma talep eden davacı adına Av. … ile davalı adına Av. … geldiği, gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş, noksanlar ikmal edilerek dosya dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin … organize Sanayi Bölgesi’ndeki işyerinde 20.02.2004 tarihinde çalışmaya başladığını, 14.06.2004 tarihinde davalı işyerinde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin kazayı müteakip uzun süre tedavi görmüş ise de geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı bir türlü şifa bulamadığını ve malul kaldığını, … Merkez Efendi Devlet Hastanesi’nden verilen özürlü sağlık kurulu raporundan anlaşılacağı üzere müvekkiline %43 oranında maluliyet verildiğini ve bu maluliyetin sürekli olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin geçirmiş olduğu iş kazasından dolayı da askere elverişsiz hale geldiğini, müvekkilinin geçirmiş olduğu kazadan dolayı sürekli iş göremezlik durumunun belirlenmesi ve müvekkilinin bu durumdan kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesi için dava safhasında aldırılacak bilirkişi raporuna göre fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL maddi tazminatın, müvekkilinin iş kazası geçirdiği tarih olan 14.06.2004’ten itibaren geçirmiş olduğu hastane ve tedavi süreci ve halen devam eden maluliyeti nedeniyle duyduğu elem acı ve ızdırabı bir nebze olsun hafifletmek için 50.000 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 14.06.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı işyerinden tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile; maddi tazminat talebini toplamda 233.985,84 TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait SGK kayıtları incelendiğinde davacı …’in şirketin taşeronu konumunda olan inşaat amacı ile çalışılan dava dışı … Yapı İnşaat Taahhüt Ticaret firması elemanı olduğunu, müvekkili şirkette yapılacak bir inşaat amacı ile 23.03.2011 tarihinden 27.05.2004 tarihine kadar müvekkil şirkette görevlendirildiğinin anlaşıldığını, müvekkili şirketin uğraş alanının elektronik üretim ve sanayi olduğunu, inşaat işi ile ilgisi bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında sürekli bir iş akti bulunmadığını, şirkette yer alan bir anahtar teslim inşaat işi için dava dışı … Yapı İnşaat Taahhüt Ticaret firması ile anlaşılmış olduğunu, davacının bu firmanın işçisi olduğunu, her ne kadar karşı taraf müvekkili şirkette çalışırken iş kazası gerçekleştiğinden bahsetse de davacının iş kazası geçirdiğini iddia ettiği tarihte müvekkili şirkette inşaat işinde çalışmadığının görülmekte olduğunu, çalışma yapmadığı bir yerde ise davacının iş kazası geçirmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirkette inşaat işi yapıldığı için davacıya ait SGK hizmet kaydı dışında bir kayıt taraflarında bulunmadığını, asıl hizmetini … Yapı İnşaat Taahhüt Ticaret firmasında yaptığının gözükmekte olduğunu, davaya asıl taraf olan … Yapı İnşaat Taahhüt Ticaret’in dahil edilmesi gerektiğini, taraf teşkili sağlanmadan herhangi bir evrak veya işyeri kaydı sunulamayacağı için esasa ilişkin cevap vermelerinin mümkün olmadığını, safi ekte sundukları davacıya ait SGK kaydı incelendiğinde kaza olduğunu iddia ettiği tarihte müvekkili şirkette çalışmayan kişinin geçirdiği iş kazasından müvekkili şirketin sorumlu olmasının mümkün olmadığını savunarak müvekkili şirketle ilgisi bulunmayan haksız açılmış davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; “Davacının davalı iş yerinde 14.06.2004 tarihinde iş kazası geçirdiği, SGK’nın 25.07.2014 tarihli ünite kararı ile iş yerinde meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespit edildiği, SGK tarafından belirlenen maluliyet oranının %26 olduğu, taraf vekillerince maluliyet oranına itiraz edilmesi ile dosyanın Yüksek Sağlık Kurulu’na gönderildiği, YSK tarafından maluliyet oranının %26 olarak tespit edildiği, yine taraf vekillerinin itirazı üzerine dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği, ATK ‘dan, davacının maluliyetinin 29.11.2019 tarihinde %46,2 olarak belirlendiği, itirazlar üzerine dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu’na gönderildiği, Adli Tıp Genel Kurulun’nca da davacı 14.06.2004 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı olarak maluliyetinin 19.10.2020 tarihinde %46,2 olarak belirlendiği ve maluliyet oranını kesinleştiği kabul edilmiştir. Dosyamız maluliyet ve kusura ilişkin işlemler yapıldıktan sonra davacının maddi zararının hesaplanması bakımından aktüerya bilirkişisi Av. Mustafa Yılmaz’a tevdii edilmiş; Mahkememizce davacı tarafın son rapor doğrultusundaki ıslah dilekçesi de değerlendirilerek maddi tazminat açısından usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılan teknik bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlar doğrultusunda, kazanın meydana gelmesinde davacının %20 kusurlu bulunduğundan hesaplanan maddi zarardan bu kusur oranının indirilmesi gerektiği aktüerya bilirkişisi Av. Mustafa Yılmaz’ın aktüerya raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu kabul edilerek bu doğrultuda davalının tazminata hükmedilmesi uygun görülmüştür. Davacının manevi tazminat talebi değerlendirildiğinde; her iki tarafın sosyo ekonomik durumu, geliri, uğranılmış olan zararın derecesi, fiziki yıpranma kadar, manevi yıpranması da nazara alınarak, davacının bu kaza nedeniyle uğramış olduğu manevi çöküntüyü, üzüntüyü, elemi bir nebze azaltmak amacıyla manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmüştür. Ancak manevi tazminattan amaç bir tarafı zengin etmek veya madden diğer tarafa zarar vermek değildir, tarafların sosyo ekonomik durumu da nazara alınarak duymuş oldukları acıyı bi nebze olsun azaltmak amacıyla yapılan bir ödemedir. Bu doğrultuda mahkememiz davacı tarafın maluliyet derecesi de dikkate alınarak, uğramış olduğu bu kaza sonucunda yaşadığı üzüntüyü bir nebze azaltmak amacıyla, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, takdiren 45.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmüş, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporlara ve Adli Tıp Raporlarına tarafların beyanları sorulmuş, yapılan itirazlar değerlendirilmiş, davacı vekili tarafından 24.06.2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile davanın ıslah edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılan teknik bilirkişi raporları doğrultusunda davacının ıslah dilekçesi ve dava dilekçesindeki talebi değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği “gerekçeleriyle “Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 233.985,94 TL maddi, 45.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine,
” şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takdir edilen manevi tazminat miktarının iş kazası sonucu müvekkilinde meydana gelen sürekli iş göremezlik oranı, davalının kusur oranı, paranın satın alma gücü, meydana gelen iş kazası sonucu gerek tedavi süresinde gerekse de tedaviden sonra sürekli iş göremezlik oranından sonra ömür boyu müvekkilimin çektiği ve çekeceği elem acı ve ızdırabı karşılamaktan uzak olduğundan manevi tazminat miktarının artırılması hususunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talebinde bulunmuştur.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile dava harici … Yapı İnşaat Taah Ticaret – … Ceylan firması arasında asıl – alt işveren ilişkisi olmadığını, bu firma ile hukuki ilişkinin anahtar teslim niteliğinde olduğunu, hesaplamaya esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının ıslah talebinin zaman aşımından reddi gerektiğini, müvekkilinin kusuru olmadığı gözetildiğinde manevi tazminat isteminin de reddi gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; “Dairemizce istinaf incelemesi HMK 355 ve HMK 357 nci maddeleri gereğince istinaf sebepleri ile bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık yönünden yapılmış olup, gerekçeli karar yazımında HMK 359 uncu maddesine 28.07.2020 tarihli 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’un 38 inci maddesi ile eklenen Fıkra dikkate alınmıştır. Yerel Mahkemece hüküm altına alınan 45.000,00 TL manevi tazminat miktarı davacı tarafça az, davalı tarafça fazla bulunmuştur. Dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarının 50.000,00 TL olması, kaza tarihinin 14.06.2004 yılı olması ve anılan tarihteki paranın satın alma gücü, tarafların kusur oranları ve davacıda oluşan iş göremezlik oranı birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarı dosya kapsamı ve hakkaniyete uygundur. Bu yönüyle her iki tarafın manevi tazminat miktarına yönelik istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı şirket ile davacının kayden işvereni olduğu belirtilen dava dışı … Yapı İnş. Taah. Ticaret firması arasındaki ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığı, dava dışı firmaya anahtar teslim iş yaptırıldığı iddia edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme suretinin davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, her ikisi arasındaki ilişki, tanık beyanları ve SGK kayıtları ile dosyaya yansıyan tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde davalı şirkete ait bulaşık makinesi fabrikası ve depo inşaatının bir kısmını oluşturan çatı, cephe ve çatı parapetlerinin saç panelle kaplanması işinin dava dışı firmaya verildiği, davacınında bu işin yapımı aşamasında davalı şirkete ait inşaat alanında iş kazası geçirdiği anlaşılmaktadır. Yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket tarafından yaptırılan inşaat işinin parçalara bölündüğü ve bölünen bazı parçaların dava dışı firmaya yaptırıldığı, inşaat işinin bütünüyle dava dışı firmaya devredilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda işin parçalara bölünmesi ve iş sahibi davalının da işe müdahil olması nedeniyle dava dışı ve anahtar teslim suretiyle verilmiş bir işten söz etme imkanı bulunmamaktadır. İş ilişkisi dikkate alındığında davalı şirket ile dava dışı firma arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 25.06.2019 tarih 2018/6371 Esas 2019/4728 Karar sayılı kararı ve aynı dairenin 10.05.2016 tarih 2015/20098 Esas 2016/8292 Karar sayılı kararları da benzer içeriktedir.) Yerel Mahkemenin bu yöndeki kabulünde dosya kapsamına aykırılık bulunmamaktadır” gerekçeleriyle “Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine” dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uğraşı alanı elektronik üretim ve sanayi olup inşaat işi ile ilgisi olmadığını, işçinin SGK kayıtlarında da … Yapı İnşaat Firması işçisi olduğunu, Depo inşaatının bir kısmı değil tamamının anılan dava harici şahıs firmasına verilmesi nedeniyle anahtar teslim iş kapsamında asıl işveren sıfatı olmadığından davanın müvekkili şirket yönünden reddi gerektiğini, tazminat alacağından müvekkilinin sorumlu tutulmadığı gibi, Bölge Adliye Mahkemesince itirazların gerekçede karşılanmamış olması nedeniyle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
“Temyiz incelemesinin kapsamı” açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369, 370 ve 371 inci maddeleri, “Tazminat sorumluluğu ve miktarının tespiti” açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun’un 41, 42, 43, 44, 45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 ve 420 inci maddesi hükümleri “Olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları” açısından iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun maddeleri ile Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 28.06.1976 gün, 1976/6-4 sayılı Kararı, “İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler ile asıl -alt işverenlik noktasındaki kabul” açısından iş kazasının gerçekleştiği tarih de gözetilerek yürürlükte bulunan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi ile 2/7 nci maddeleri ile “Alt İşverenlik Yönetmeliği” hükümleri “usuli kazanılmış hak” açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen maddi tazminat istemine ilişkin kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle asıl işverenlik kabulünün dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olup davalı vekilinin itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde tartışılarak karşılanmış olması karşısında davalı vekilinin temyiz itirazlarının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Davacı avukatı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.