Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/5957 E. 2023/6747 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5957
KARAR NO : 2023/6747
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/125 E., 2023/382 K.
HÜKÜM/KARAR : Tavzih talebinin reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2015/237 E., 2020/79 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle tavzih talebinin kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile tavzih kararının ortadan kaldırılmasına ve tavzih isteminin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 04.06.2003 tarihinde davalılara ait iş yerinde mevsimlik işçi olarak çalışmaya başladığını, işten çıkarıldığı son tarih olan 11.10.2009 tarihine kadar her yıl 4-5 ay kesintisiz mevsimlik işçi olarak iş yerinde çalıştığını, çalışmasının işe giriş bildirgesi ile kuruma bildirildiğini, ancak davalı şirketlerin sürekli olarak her yıl çalıştırdığı halde gıyabında farklı şirketlerde çalışıyor gösterildiğini, girdi çıktı işlemi yapmak suretiyle kendilerine ait diğer şirkette çalışır durumda gösterdiklerini, farklı bir şirkette kesintili çalıştığı şeklinde bir izlenim yarattıklarını, çalışmış olduğu iş yerinin hiç değişmediğini ileri sürerek, davalıya ait iş yerinde 04.06.2003 – 15.10.2007 ve 22.05.2009 – 11.10.2009 tarihleri arasında mevsimlik olarak her yıl 4-5 ay kesintisiz olarak çalıştığının tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı açmada hukuki menfaati olmadığını, davacının taleplerinin açık olmadığını, davacının SGK kayıtlarının aksini ispatının ancak yazılı delille mümkün olduğunu, davacının şirkette 04.06.2003 – 11.10.2009 tarihleri arasında kesintisiz çalışmadığını, davacının 1010208 nolu iş yerinde çalıştığını, 2008 yılında her iki şirkette de çalışmadığını, davacının iş sözleşmesinin her iki davalı tarafından feshedilmediğini, davacının kendi rızasıyla şirkette çalışmayı bıraktığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yersiz olduğunu, davacı tarafından belirtilen dönemlerde hangi 4-5 ayın talep edildiğinin açık olmadığını, talebin açıklattırılmasını, davacının davalı iş yerinde geçen çalışmalarının kuruma verilen işe giriş bildirgesine uygun olarak bildirildiğini, davacının çalışmalarının yazılı belgelerle sabit olması gerektiğini, Yargıtay’ın yerinde olan uygulamasına ve içtihatlarına göre işe giriş bildirgelerindeki imzaların davacıya ait olması durumunda başkaca bir araştırmaya gerek kalmadan davanın reddi gerektiğini, dava konusu ihtilafın hiçbir şekilde kurumdan kaynaklanmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının iş bu davası ile 04.06.2003 tarihinden 11.10.2009 tarihine kadar olan hizmetlerinin tespitini talep ettiği, davacının iş yerinde mevsimlik işçi olarak her yıl 4-5 ay süreyle çalıştığını beyan ettiği, hizmet cetveline bakıldığında 2003-2009 yılları arasında genel olarak her yılın Mayıs ile Ekim ayları arasındaki hizmetlerinin kurum kayıtlarında mevcut olduğu, davalı iş yerinin çay fabrikası olduğu, dinlenen tanıkların da ifade ettiği gibi çay üretim sezonunun Mayıs-Ekim ayları arasında olduğu ve davacının beyan ettiği 4-5 aylık mevsimlik çalışma süresiyle örtüştüğü, davacının hizmet döküm cetvelinde belirli olan dönem dışında da hizmeti olduğunu iddia etmediği, tüm hizmetin davalı işverenler nezdinde geçtiği iddiasında bulunduğu, ancak tespit istemine konu edilen dönem kuruma bildirilmiş olduğundan davacının bu sürelerin tespitini istemede herhangi bir hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş.

21.10.2022 tarihli tavzih kararı ile; somut olay değerlendirildiğinde, 14.03.2019 tarihli 21. celsesinin 1 numaralı ara karar ile “SGK’nın davada davalı sıfatı ile taraf olmasına ilişkin itirazları ve amir yasa hükmü göz önünde bulundurulduğunda davaya feri müdahil sıfatıyla devam etmesine,” karar verildiği, ancak UYAP sisteminde davalı olarak kaydedilen … SGK İl Müdürlüğünün taraf sıfatının fer’i müdahil olarak değiştirilmemesi nedeniyle 24.02.2020 tarihli yazılan gerekçeli karar başlığında SGK’nın davalı olarak yazılı olduğu, bu nedenle hükmün icrasında tereddüt uyandırdığı anlaşılmakla tavzih usulü uygulanarak bu maddi hatanın düzeltilmesine dair hüküm kurulmuştur.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davalı SGK Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kararın 08.09.2020 tarihinde kesinleştiğini, verilen kararda kurumun davalı olarak gösterildiğini ve vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın usulünce taraflara tebliğ edildiğini, karara karşı herhangi bir itiraz yoluna başvurulmayarak kesinleştiğini, karar sonrası kurum lehine hükmedilen vekalet ücretinin karar gereği … İcra Müdürlüğünün 2022/6421 Esas Esas sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu, icra takibi sonrası davacı tarafın tavzih dilekçesiyle kurum lehine vekalet ücreti hükmedilmesi noktasında kararın tavzihini talep ettiğini, verilen tavzih kararının 6100 sayılı Kanuna aykırı olduğunu, karara karşı süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi tavzih yoluna da gidilmediğini, verilen tavzih kararıyla kurum lehine tanınan hakların sınırlandırıldığını, tavzih için kanunun aradığı şartların iş bu kararda ihtiva edilmediğini, bu bağlamda tavzih kararının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece, hizmet tespiti istemi hakkında usulden ret kararı verilmiş, karar başlığında SGK davalı olarak gösterilmiş, hüküm fıkrasında davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirdikleri belirtilerek davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş, gerekçe kısmında Kurumun davalı olarak kabul edilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş, karar istinaf edilmeden kesinleşmiştir.

Karar kesinleştikten sonra davalı tarafça, kurumun yargılama aşamasında feri müdahil olarak gösterildiği, feri müdahil olması gerektiği, vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının infazda tereddüt oluşturduğu belirtilerek tavzih isteminde bulunmuş; mahkemece hüküm fıkrasının 5 nolu bendinin “Davalılar Tadım Çay Sanayi Tic. Ltd. Şti. ve Kopuz Gıda Tic. A.Ş. kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak iş bu davalılara verilmesine,” şeklinde tavzihine karar verilmiştir.

HMKnın “Hükmün Tavzihi” başlıklı 305. maddesinde;” (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. ” şeklinde hüküm mevcut olup; tavzih usulü HMKnın 306. Maddesinde; ” Tavzih veya tamamlama (Ek ibare: 22.07.2020 – 7251 S.K./28. md), dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama (Ek ibare: 22.07.2020 – 7251 S.K./28. md) talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. ” şeklinde düzenlenmiştir.

Öncelikle Mahkemece usul hükümlerine aykırı olarak tavzih isteminde bulunan davacının tavzih talebine ilişkin dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden tavzih isteminin kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır.

Bunun dışında 6552 sayılı Kanunun 11.09.2014 günü yürürlüğe giren 64 üncü maddesiyle 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesine eklenen 4 üncü fıkrada, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talebi ile işveren aleyhine açılan davalarda, davanın Kuruma resen ihbar edileceği, ihbar üzerine davaya davalı yanında feri müdahil olarak katılan Kurumun, yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi kanun yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Somut olayda dava tarihi 2014 yılı Mart ayı olup, dava belirtilen tarihten önce açıldığından SGK’nın davada davalı olarak gösterilmiş olması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olması yerindedir.

Ayrıca HMK’nın 305 inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Somut olayda Mahkemece hükmün açıklanması veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesi mevcut olmayıp, Mahkemece hüküm değiştirilmiştir.

Bu nedenle Mahkemece tavzih isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup, davalı SGK’nın istinaf talebi bu nedenlerle yerinde görülmekle birlikte, yanlışlığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, tavzih kararının ortadan kaldırılmasına, yeniden karar verilmesine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen 21.10.2022 tarihli tavzih kararının, HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, tavzih istemi hakkında yeniden karar verilmesine,
tavzih isteminin reddine,
Tavzih istemine ilişkin yapılan yargılama giderlerinin talepte bulunan davacı üzerinde bırakılmasına,
2-Davalı harçtan muaf olduğundan harçla ilgili karar verilmesine yer olmadığına,
3-Kararın taraflara tebliğine,

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini, fer’i müdahil kurumun davaya feri müdahil olarak devam edilmesi talebinin bulunduğunu ve mahkemece talebin kabulü ile feri müdahil sıfatı ile davaya devam edilmesine karar verildiğini, kısa kararda ve gerekçeli kararda kurumun fer’i müdahil olarak yer aldığını belirterek, hukuka aykırı kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, mahkeme ilamının hüküm fıkrasının değiştirilmesine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve 305 inci maddesi.

3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.