Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/6482 E. 2023/6927 K. 15.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/6482
KARAR NO : 2023/6927
KARAR TARİHİ : 15.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1836 E., 2023/503 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/337 E., 2021/112 K.

Taraflar arasındaki yurtdışı borçlanmasının ilgili döneme maledilerek belirlenecek sigortalılık başlangıç tarihine göre yaşlılık aylığı tahsisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, 4338 gün yurtdışı borçlanma süresinin, müvekkilinin Belçika sigortalılık başlangıç tarihi olan 26.11.2002 tarihinden geriye götürülerek, Türkiye’de yaşlılık aylığına esas sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti ile 01.04.2019 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum vekili, yapılan Kurum işlemlerinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın, ev kadınlığı borçlanmasının sigorta başlangıcını geriye çekip çekmeyeceğine bağlı olarak davacıya 01.04.2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığ bağlanması gerekip gerekmediğinin tespitine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın öncelikle sigorta başlangıç tarihinden öncesinin borçlanılması halinde, sigorta başlangıcının borçlanılan süre kadar geriye gidilerek belirlenip belirlenemeyeceğine ilişkin olduğu, davacının ilk defa yurt dışında uzun vadeli sigorta kollarında 2002 yılında sigortalı olduğu, bu tarih öncesini ise ev kadınlığı süresi olarak borçlandığı, yurtdışında geçen ve borçlanılan ev kadınlığı süresinin Türkiyede sigorta başlangıcında esas alınabilmesi için Türkiye’deki ilk sigorta giriş tarihinden yurtdışı ikametinin başladığı tarihe kadar olan tüm dönemin borçlanması gerektiği, davacının borçlanma süresinin tüm dönemi kapsamadığı gözetildiğinde sigorta başlangıç tarihinin yurt dışı sigorta başlangıcı olarak esas alınması gerektiği, davaya konu yapılan ev kadınlığı süresinin, sigorta başlangıcını geriye çekecek nitelikte bir borçlanma olmadığı, yurtdışı sigortalılık başlangıcı öncesinde yapılan borçlanmanın sigortalılık başlangıcını geriye çekmeyeceği kabul edildiğinde yurtiçi başlangıcının 16.08.2016 tarihi olarak esas alındığında 5450 gün (15 yıl 1 ay 20 gün) geriye gidilir ise sigortalılık başlangıcının 26.06.2001 tarihinin olacağı, bu durumda 5510 sayılı yasanın geçici 9 uncu maddesi gereğince tahsis için 4500 gün, 25 yıl hizmet ve 58 yaş ya da 58 yaş 7200 gün aranmakla davacı bu şartları haiz olmadığından kurum işleminin yerinde olduğu kanaatine varılarak, davanın reddine karar vermek gerekmiş, bu düşünce ve kanaatlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili kararın eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen usul ve yasaya aykırı bir karar olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…Somut olayda, davacının yurt dışında geçen 5450 günü 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında borçlandığı, 20.03.2019 tarihli tahsis talebinin yaşlılık aylığı şartlarını taşımadığı belirtilerek reddedildiği, davacının 15.11.2002 tarihinin Belçika yaşlılık sigortasına giriş tarihi olduğu anlaşılmaktadır. 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesine göre, uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde hüküm bulunmayan hallerde, sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreleri borçlanmaları halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götüreleceği düzenlenmiş olup; Türkiye ile Belçika arasında sözleşme olduğu ve bu sözleşmede sigorta başlangıcına dair hüküm bulunduğundan, davacının Belçika’da çalışmasının başladığı 15.11.2002 tarihinden geriye doğru gidilmek sureti ile sigorta başlangıcının belirlenebilmesi mümkün değildir. Hem 15.11.2002 tarihine göre hem de davacının 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesine göre borçlandığı süre olan 5450 günün Türkiye’de çalışmaya başladığı tarihten geriye götürülmesi durumunda tespit edilecek olan 26.06.2001 tarihine göre yaşlılık aylığı şartlarının bulunmadığı da açıktır. Bu sebeple mahkemenin davanın reddine dair kararında maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı…” gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurtdışı borçlanma süresinin yurtdışı sigortalılık başlangıç tarihinden geriye doğru maledilerek tespit edilen sigortalılık başlangıç tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıç tarihinin tespiti ile buna göre yaşlılık aylığı tahsisine karar verilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 3201 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.