YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/7563
KARAR NO : 2023/9167
KARAR TARİHİ : 04.10.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2022/515 E., 2022/995 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Kurum avukatı olarak Bingöl İl Özel İdaresinde 10.02.1999 tarihinden 15.02.2008 tarihine kadar 657 sayılı Kanun’un 4/b maddesi kapsamında sözleşmeli olarak çalıştığını, İl Özel İdaresinin sigortasını yapmadığını ve primlerini ödemediğini, sigorta primlerini kendisinin topluluk sigortası kapsamında yatırdığını, davalı idaredeki 10.02.1999 – 15.02.2008 tarihleri arasındaki sürenin hizmet akdine dayalı olarak yaptığı çalışmanın tespit edilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü süre olduğunu, davacının 10.02.1999 – 15.02.2008 tarihleri arasında topluluk sigortası 01.10.2008 den itibaren 4/b sigortalısı olduğunu, Kurum avukatı olduğuna dair bir bildirimin yapılmadığını, kamu düzeninden olan bu davanın Yargıtay içtihatları gereğince yürütülmesini ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 5393 sayılı Belediye Kanunu’na tabi olduğunu, tip 2 sözleşemesiyle istihdam edildiğinden SGK ile ilişkilelendirilmesinin gerekmediğini, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.06.2013 tarihli ve 2013/12 Esas, 2013/381 Karar sayılı kararıyla; “Davanın kabulü ile davacı …’ın davalı … İl Özel İdaresinde 10.02.1999 – 15.02.2008 tarihleri arasında kesintisiz zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespitine,” karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin (kapatılan) 09.06.2015 günlü, 2015/2598 E. 2015/13236 K. sayılı ilamı ile “…Somut olayda ise; davacının kendi iradesi ile topluluk sigortası ödediği, CMK müdafiiliği yaptığı ve hukuki konularda bilirkişilik faaliyetinden dolayı vergi kaydı bulunduğu, ayrıca çalışmalarını kendi bürosundan yürüttüğü göz önünde bulundurulduğunda; davalı ile davacı arasında hizmet aktinin zaman ve bağımlılık unsurlarının oluşmadığı göz ardı edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.” hususlarına işaret edilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 12.01.2016 günlü 2015/502 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararı ile; “Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 09.06.2015 tarih, 2015/2598 Esas, 2015/13236 Karar sayılı bozma ilamına uyulmamasına, Mahkememizin 2013/12 Esas, 2013/381 Karar sayılı kararında direnilmesine, davanın kabulü ile davacı …’ın davalı … İl Özel İdaresinde 10.02.1999-15.02.2008 tarihleri arasında kesintisiz zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespitine” karar verilmiş, davalılar vekilleri tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.02.2022 günlü, 2021/11686 E. 2022/2230 K. sayılı ilamı ile; “Kapatılan Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 09.06.2015 tarih ve 2015/2598 E, 2015/13236 K sayılı ilamında davacının kendi iradesi ile topluluk sigortası ödediği, CMK müdafiiliği yaptığı ve hukuki konularda bilirkişilik faaliyetinden dolayı vergi kaydı bulunduğu, ayrıca çalışmalarını kendi bürosundan yürüttüğü göz önünde bulundurulduğunda; davalı ile davacı arasında hizmet aktinin zaman ve bağımlılık unsurlarının oluşmadığı göz ardı edilerek sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.” denilmiştir. Mahkemece noterliklerden davacı adına vekaletname çıkarılıp çıkarılmadığına ilişkin araştırma yapıldıktan sonra direnme kararı verilmesi ve direnmede bu yeni delile dayanılmış olması karşısında Mahkemece verilen yeni bir karar bulunduğu ortadadır. Bu durumda ise eylemli olarak bozma ilamına uyulduğu fakat bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.” gerekçeleri ile bozma kararı verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davaya konu yapılan işin içerik, kapsam ve niteliğine göre davacı ile davalı işveren arasındaki ilişkide; davacının edimleri ile ilgili işverenin buyruklarına uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığının bulunmaması ve genel olarak işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda onun tarafından sağlanacak teknik destek ile onun denetim ve gözetiminde yapılması gereken bir çalışmanın bulunmadığı, çalışmanın zaman ve bağımlılık unsurlarını bünyesinde barındırmadığı, dolayısıyla davalı ile davacı arasında hizmet aktinin zaman ve bağımlılık unsurlarının oluşmadığı” gerekçelerine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, soyut ve yoruma dayalı olarak hizmet ilişkisinin olmadığı yönünde karar verilmesinin hukuken kabulünün mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin 7, 8, 9 uncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrası ile mülga 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.