Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/6018 E. 2023/11380 K. 23.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6018
KARAR NO : 2023/11380
KARAR TARİHİ : 23.11.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2007/245 Esas, 2016/81 Karar
SUÇLAR : Zimmet (sanık … hak.), ihmali davranışla görevi kötüye kullanma (sanıklar …, … hak.) icrai davranışla görevi kötüye kullanma (sanık … hak.)
HÜKÜMLER : Sanık … hakkında zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, diğer sanıklar hakkında atılı suçlardan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşürülme

… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2007/245 Esas, 2016/81 sayılı Kararının sanıklar … ve … müdafileri ile katılan kooperatif vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Katılan kooperatif vekilinin süre tutum dilekçesinden sonra verdiği 06.05.2016 tarihli dilekçesinin temyiz iradesi içermediği gibi tebliğnamede isimlerine yer verilen … ve … hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik herhangi bir temyiz talebi bulunmadığı, bu itibarla incelemenin sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.09.2007 tarihli ve 2007/2802 Soruşturma, 2007/1229 Esas, 2007/129 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, sanıklar … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan aynı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan aynı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2…. 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2007/245 Esas, 2016/81 sayılı Kararı ile sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri gereğince 6 ay 7 gün, zimmet suçundan aynı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası, sanıklar … ve … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan aynı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 51 inci maddeleri gereğince erteli 2 ay 15 gün, sanık … hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 51 inci maddeleri gereğince erteli 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz dilekçesi, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığına, suç sübut bulmadığı halde verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, zamanaşımı süresinin dolduğuna, resen nazara alınacak sair nedenlere ve temyiz dilekçesinde belirtilen diğer hususlara ilişkindir.
Sanık … müdafiinin temyiz dilekçesi, müvekkilinin denetçi olduğu dönemde işlendiği iddia edilen eylemlere ilişkin kusurunun bulunmadığına, denetçi olmadan önceki eylemlerden sorumlu tutulamayacağına, zamanaşımı süresinin dolduğuna ve resen nazara alınacak hususlara yöneliktir.
III. GEREKÇE
1.Sanık …’nin oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen zimmet eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince zamanaşımı hükümleri bakımından sanık lehine olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 202 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin; sanıklar … ve …’in görevi kötüye kullanma suçlarına ilişkin yargılama konusu yapılan eylemleri için 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Mahkemenin oluşa uygun kabulü nazara alındığında, suç tarihlerinin, zimmet suçu yönünden 31.12.2001 ile görevi kötüye kullanma suçları bakımından sanıkların görev yaptıkları son tarih olan 25.03.2006 tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin ayrı ayrı gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2007/245 Esas, 2016/81 sayılı Kararında sanık … hakkında basit zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, sanık … hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.