Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/15603 E. 2020/7643 K. 23.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/15603
KARAR NO : 2020/7643
KARAR TARİHİ : 23.12.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Katılan vekilinin temyiz talebinin 2012 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan hüküm kurulmamasına yönelik olduğu, bu nedenle 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıkların temyiz talebine hasren yapılan incelemede;
…Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20/05/2014 tarih ve 2014/18614 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında 2012 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan da kamu davası açıldığı anlaşılmakla, bu suçla ilgili olarak mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Tebliğnamede, sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan başka davaların da olduğu ve bu dosya ile birleştirilmesi gerektiğinden bahsedilmiş ise de; UYAP’tan yapılan araştırmada, söz konusu dosyaların farklı mükellefiyetlere ilişkin olduğu ve farklı mükellefiyetlere ilişkin sahte fatura düzenleme eylemlerinin ayrı suçları oluşturacağı anlaşıldığından tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanıklar hakkında 2011 takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan açılan kamu davasında, sanıkların suçlamaları kabul etmediklerini, herhangi bir ticari faaliyette bulunmadıklarını ve fatura düzenlemediklerini savunmaları karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından,
1- Sahte olduğu iddia edilen faturaların sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını ya da …’e veya da …’a ait olduğunu söylemeleri halinde; ismi bildirilen kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık olarak çağrılmaları, duruşmada çekilme hakları hatırlatıldıktan sonra faturalar gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
2- Tanıkların da faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde sanıklar ve bu kişilerin temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
3- Faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ya da tanıklara ait olmadığının anlaşılması halinde ise;
a) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması, düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi,
b) Aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
c) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanıkları tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması,
4- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 23/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.