Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/2396 E. 2018/9671 K. 29.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2396
KARAR NO : 2018/9671
KARAR TARİHİ : 29.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet

Olay günü sanığın kullanımında olan… plakalı aracın gerçekte daha önce çalınan … plakalı araç olduğu; … sayılı plakaya göre düzenlenen motorlu araç trafik ve tescil belgelerinin sahte olduğu; bu suretle sanığın resmi belgede sahtecilik ve suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın, yakalanmadan önce aracın kuzeni…’te olduğunu, tamir için kendisine bıraktığını, tamirini yaptırdıktan sonra polisler tarafından yakalandığını, aracın çalıntı, ruhsatının ise sahte olduğunu bilmediğini savunması;…’in kolluktaki ifadesinde; suça konu aracı aynı işyerinde çalıştığı …’un kullandığını, evinin önüne parketmesi için aracı kendisine verdiğini, kullanmayı bilmediği için aracın anahtarını sanığa verdiğini, onun da kendi evinin önüne parkettiğini, …’un vefat ettiğini belirtmesi; suça konu aracın olaydan önce … plaka ile müşteki … tarafından … isimli şahsa kiralanması; şikayetçi …’in ifadesinde, sanığı tanımadığını; aracı … isimli şahsa kiraladığını, bu şahsın kendisini arayarak aracı bir arkadaşının alıp gittiğini söylediğini belirtmesi; bu olayla ilgili ayrı bir soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, suça konu aracın şikayetçi … tarafından …’e kiralanması olayıyla ilgili yürütülen soruşturmanın sonucunun araştırılması, dava açılmış ise dosyasına getirtilip incelenerek bu dosyayla ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosya içine konulması; …’in CMK’nin 48. maddesi hatırlatılmak suretiyle tanık olarak dinlenmesi, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanma şartlarının bulunduğu yönünden oy çokluğu ile diğer yönlerden oy birliği ile 29.11.2018 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİDİR
Dairemizin 29/11/2018 tarih, 2017/2396 Es. , 2018/9671 Kr. sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın 5237 TCK’nın 204/1, 62/1, 53. maddeleriyle 1 Yıl 8 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına dair Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Adana 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2017 tarih 2017/50 Es. , 2017/97 Kr. sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 23.09.2009 tarih 2008/496 Es- 2009/211 Kr. sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231/6 ve devam maddeleri uyarınca açıklanmasına geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Tunceli Sulh Ceza Mahkemesinin 29/01/2013 tarih 2012/301 Es. , 2013/175 Kr. sayı ile 5237 sayılı TCK’nin 106/1-2, 43, 62, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 500 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeblerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 29/11/2018