Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/3953 E. 2018/9503 K. 26.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3953
KARAR NO : 2018/9503
KARAR TARİHİ : 26.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkumiyet

Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu hallerde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan; ayrıca, beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun beyana itibar etmeyerek doğru şekilde belge oluşturulması durumunda belirtilen suçun oluşmayacağı kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; emniyet görevlileri tarafından yapılan genel denetim sırasında, sanığın durdurulup nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi kontrolü, alkol ölçümü yapılması, ve 3.40 promil alkol çıkması üzerine sanığın istasyon içine götürülerek verdiği sürücü belgesi bilgilerinin sorgulandığı; sanığın verdiği sürücü belgesinin başkasına ait olduğunun tespiti üzerine, sanığın daha önce sürücü belgesi alkollü araç kullandığı için geri alındığından, görevlilere mağdur …’nın sürücü belgesini verdiği anlaşılınca suça konu tutanağın iptal edilmesi karşısında, iptal edilen tutanak hukuki sonuç doğurmayacağından atılı suçun oluşmayacağı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20/2-c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 24.10.2009 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK’nin 322 ve Kabahatler Kanunu’nun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu’nun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 26.11.2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.