Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/6041 E. 2023/859 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6041
KARAR NO : 2023/859
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/251 E., 2015/143 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/251 Esas, 2015/143 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve somut olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde durumundan şüphelenilerek durdurulan sanığın fotoğrafı kendisine ait ancak kardeşi Ömer Dertli’ye ait kimlik bilgileriyle düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesini kolluk kuvvetlerine ibraz ettiği anlaşılmıştır.
2. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 15.05.2014 tarihli raporunda suça konu sürücü belgesi ve nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak düzenlendiği ve aldatma kabiliyetini haiz oldukları belirtilmiştir.
3. Suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi 25.12.2014 tarihli celsede incelenmiştir.
4. Sanık savunmasında ehliyetinin olmaması nedeniyle açık kimlik bilgilerini bilmediği Ramazan isimli bir kişiden suça konu belgeleri aldığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuş, suçun işleniş biçimi, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı ve suç işleme hususundaki ısrarı nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılarak cezaya hükmolunmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın ikrar içeren savunması, kriminal raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Ancak;
a) 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda aynı anda ele geçen suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge çeşitliliğinin 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla cezaya hükmolunması,

b) Suç tarihinin, suça konu belgelerin ele geçirilme tarihi olan 13.05.2014 olduğu gözetilmeden, gerekçeli karar başlığına 14.05.2014 şeklinde hatalı yazılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmiş olması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı anlaşıldığından 4/a bendinde belirtilen hukuka aykırılık bozma nedeni yapılmamış ve bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (4) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/251 Esas, 2015/143 Karar sayılı kararına yönelik
sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulandığı paragrafın tamamının çıkartılması, hüküm fıkrasının 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulandığı 3. paragrafındaki “ 3 yıl 1 ay 15 gün” ibaresinin çıkartılıp yerine “2 yıl 6 ay” ibaresinin yazılması, gerekçeli karar başlığındaki suç tarihi kısmından “14.05.2014” ibaresinin çıkarılarak yerine “13.05.2014” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.