YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/293
KARAR NO : 2022/18265
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, suç delillerini gizeleme veya değiştirme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCELER : Onama, bozma
A-Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu 5237 sayılı TCK’nin başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında “Gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde ile daha önce işlenmiş olan bir suçun delil ve eserlerinin yok edilmesi, silinmesi, gizlenmesi, değiştirilmesi veya bozulması, işlenen suçtan bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun konusunu, daha önce işlenmiş olan bir suçun delil ve eserleri oluşturmaktadır. Bu itibarla söz konusu suç, önceden işlenmiş bir suçun varlığını gerekli kılmaktadır. Somut olayda; sanığın, oluşturulmasına aracılık ettiği iddia olunan diğer sanıklar … ve … arasında düzenlenen suça konu ”sözleşmedir” ve senet fotokopisi niteliğindeki belgelerin, sanık …’in önceden işlediği resmi belgede sahtecilik suçunun delilleri olmayıp, sanık … hakkında soruşturma başlatılması üzerine, … lehine savunmada kullanılmak üzere içeriği itibariyle gerçeğe aykırı oluşturulan belgelerden ibaret olması karşısında, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
B- Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK’nin “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak; somut olayda sanık …’in, 20.07.2011 vade tarihli 14.300 TL bedelli tamamen sahte olarak düzenleyip, müşteki … ‘a verdiği çek nedeniyle hakkında yapılan soruşturma kapsamında, 28.03.2012 tarihinde alınan ifadesi sırasında suçtan kurtulmaya yönelik olarak sahte olarak oluşturduğu … adına düzenlenmiş keşide tarihi ve düzenleme yeri olmaması nedeniyle unsurları tam olmayan senet fotokopisi ve ”sözleşmedir” başlıklı belgeyi soruşturma dosyasına sunduğu anlaşılan olayda, sanığın suça konu sahte çeke yönelik eylemi ile sonradan soruşturma dosyasına sunduğu senet ve sözleşmeye yönelik eylemlerinin aynı suç işleme kararıyla gerçekleştirilmediği, sonradan soruşturma dosyasına sunulan belgeler yönünden, hakkında yapılan soruşturmadan kurtulmaya yönelik yenilenen kasıtla eylemin gerçekleştirildiği gözetilerek;
1) Özel belgede sahtecilik suçu yönünden;Türk Ceza Kanunu’nun 207. maddesinde yer alan özel belgede sahtecilik suçunda, gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmemiş, yalnızca, “belgeyi sahte düzenleme” hareketine yer verilmiştir. İçerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriği gerçeğe aykırıdır. Maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verilmiştir. Maddenin gerekçesinde belgenin sahte olarak düzenleme hareketi açıklanırken; “özel belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte üretilmektedir” ifadesiyle de eylemin maddi sahteciliği kapsadığı belirtilmiştir.
Sanık tarafından 28.03.2012 tarihinde soruşturma dosyasına sunulan belgelerin, alınan beyanlarına göre … ve … tarafından bizzat imzalandığının anlaşılması karşısında, belgelerde maddi sahtecilik bulunmadığı, sanığın eyleminin fikri sahtecilik olarak kabul edilmesi gerektiği, Türk Ceza Kanununda özel belgede sahtecilik suçunda fikri sahteciliğin cezalandırıldığına dair düzenleme bulunmaması nedeniyle yüklenen suçun yasal unsurları oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2) Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden; sanığın suça konu 20.07.2011 vade tarihli sahte çeke yönelik eylemi ile sonradan soruşturma dosyasına sunduğu senet ve sözleşmeye yönelik eylemleri aynı suç işleme kararıyla gerçekleştirilmediği gibi 28.03.2012 tarihinde soruşturma dosyasına sunulan senet fotokopisinin yukarıda açıklandığı üzere unsurları itibariyle sahtecilik suçuna vücut vermediği, bu haliyle resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nin 43. maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, TCK’nun 204/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın TCK’nun 43/1. maddesi uyarınca artırılarak fazla ceza tayini,
3) Kabule göre de;
a) Adli emanetin 2011/6766 sırasında kayıtlı suça konu 14.300 TL bedelli sahte çekin dosyada delil olarak saklanması ile sahte olmayan 32.000 TL bedelli diğer çekin iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140-2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, kararın hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini temyiz etmeyen …’e sirayet ettirilmesine 01.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.