YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6211
KARAR NO : 2023/7838
KARAR TARİHİ : 01.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/297 E., 2015/714 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık, Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/297 Esas, 2015/714 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca, iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz istemi; belgenin ele geçmediğine, eksik inceleme ile verilen kararın yanlış oluğuna, samimi beyanlarının dikkate alınmadığına,
2. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; suçun oluşmadığına, eylemlerin zincirleme şekilde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağına, sanığın benzer dosyalarının da araştırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın şikayeti üzerine başlayan soruşturma kapsamında, sanık hakkında 18.01.2012 ve 03.04.2012 tarihli idari yaptırım tutanaklarının düzenlendiği sırada ele geçmeyen katılana ait kimlik bilgilerini içeren sürücü belgesini görevlilere ibraz ederek kullanması nedeniyle kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın, hakkında yakalama kararları bulunduğundan idari yaptırım düzenlendiği sırada katılana ait sürücü belgesini görevlilere ibraz ettiğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul ettiği, katılanın oluşu doğruladığı, şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
3. Mahkeme tarafından sanığın ikrarı, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği kabul ederek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın, katılanın bilgilerini içeren sahte sürücü belgesini ibraz ederek değişik tarihlerde düzenlenen iki adet trafik cezası karar tutanaklarını da katılan adına imzalamak suretiyle atılı suçları işlediği iddia olunan somut olayda; suça konu sürücü belgesi aslının ele geçirilememiş olmaması karşısında; resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı, buna karşılık sanığın 18.01.2012 ve 03.04.2012 tarihli trafik idari para cezası karar tutanaklarının katılan adına düzenlenmesine sebep olmaktan ibaret eylemlerinin zincirleme şekilde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan iki kez mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Sanığın eylemine uyan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu yönünden; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3. Kabule göre;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden yapılan sorgulamada, sanığın benzer nitelikteki … 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25.12.2014 tarihli ve 2012/665 Esas, 2015/838 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyetine hükmedildiği, kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi’ tarafından bozulduğunun anlaşılması karşısında, sanığın bu dosya ve varsa başka dosyadaki eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyanın ve var ise başka benzer dosyalarının da getirtilerek dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması,
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2015/297 Esas, 2015/714 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.