YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4402
KARAR NO : 2024/697
KARAR TARİHİ : 22.01.2024
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/117 E., 2016/44 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çekerek Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2015/117 Esas, 2016/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, ATK’dan rapor aldırılması gerektiği, eylemin fikri sahtecilik olduğunu, belgede sahteciliğin ilk bakışta fark edildiğini, eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu beyan ederek hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Kadışehri Mal Müdürlüğü’nde vekaleten yetkili kişinin olay tarihinde … adına düzenlenen “borcu yoktur” kağıdının sahte olduğunu anlaması üzerine ihbarda bulunması sonucu başlatılan soruşturmada, sanık …’ın babası … adına kayıtlı olan Sürmeli Market isimli bir iş yerini çalıştırdığı, sanık …’ın ise muhasebe işlerinde sanığa yardımcı olduğu,…Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın 2014 yılı Ramazan Ayı içerisinde sanığın iş yerinden bir miktar gıda maddesi satın aldığı, satın alınan ürünlerin bedelinin ödenmesi için de vergi borcu olmadığına dair belge istenildiği, sanık …’in, sanık …’la görüştüğü ve vergi borcu olmadığına dair bir belge düzenlemesi için anlaştıkları, sanıkların birlikte suç işleme iradesi kapsamında hareket ederek söz konusu kurumdan alacaklarını almak için resmi evrak vasfındaki belgeyi sahte olarak düzenleyip kullanarak üzerilerine atılı suçu işledikleri iddia olunmuştur.
2. Sanık … savunmasında, muhasebeci olan … ile aralarındaki konuşma sonrası sanık …’in bir günlük borcu yoktur kağıdı alabileceğini söylediğini, sanık …’in borcu yoktur kağıdı alıp…SYDV ‘ye götürdüğünü, belgenin sahte olarak düzenlenmesinde hiç bir katkısı olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmasında, suça konu sahte belgeyi düzenlemediğini, mal müdürlüğünden borç dökümü sorgulama evrakı aldığını, aldığı evrakın ıslak imzalı ve mal müdürlüğüne ait mühre haiz olduğunu, bu evrakı markete bıraktığını, işini bitirdikten sonra evrakı alıp içeriğini hiç okumadan…Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfına götürdüğünü, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
4. Kriminal raporda, suç konusu belgenin tamamının ink-jet bir yazıcı yardımıyla sahte olarak oluşturulduğu ve aldatıcılık niteliğinin haiz olduğu belirlenmiştir.
5. Mahkemece sanıkların iştirak iradesi içerisinde…SYDV ‘yi yanıltarak Sanık … ‘ın buradan olan alacağını almak maksadıyla bilerek ve isteyerek adli emanetin 2015/17 sırasında kayıtlı bulunan suç eşyasını sahte olarak düzenleyerek ve kullanarak üzerlerine atılı suçu işledikleri kabulü ile haklarında mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Belgede sahtecilik suçlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği nazara alındığında; sahte belge aslının denetime imkan verecek şekilde yargılama dosyası arasına alınmadığı görülmekle, mukayeseye esas orijinal bir belge veya tasdikli bir sureti getirtilerek suça konu sahte belge ile karşılaştırmak suretiyle aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı, ayrıca ilgili kurumun mevzuata göre araştırma yükümlülüğü olup olmadığının tespitinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de,
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin uygulanması gerekliliği, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çekerek Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2015/117 Esas, 2016/44 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.