Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/5994 E. 2023/5965 K. 11.09.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/5994
KARAR NO : 2023/5965
KARAR TARİHİ : 11.09.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/278 E., 2022/197 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
SUÇ TARİHLERİ : 01.10.2010, 31.12.2010
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2012 tarihli ve 2011/298 Esas, 2012/305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca (2 kez) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini müteakip, denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkındaki hüküm açıklanarak, İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/226 Esas, 2015/386 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca (1 kez) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/226 Esas, 2015/386 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15.03.2021 tarihli ve 2020/2546 Esas, 2021/2567 Karar sayılı kararı ile “…somut olayda; 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereğince, hakkında iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükümlerin açıklanması geri bırakılan sanığın, denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle tekrar ele alınan dosyada, önceki hükümlerin aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, sanığın önceki mahkumiyetlerinden hangisinin açıklandığı belirtilmeden bir kez resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına karar verilerek yeni bir hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğundan…” bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/278 Esas, 2022/197 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca (2 kez) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, hakkında verilen kararı temyiz etmek istediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, Mustafa Kule isimli kişiden iki adet boş çek yaprağı satın aldığı ve çekleri sahte olarak tanzim ederek …’e vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık soruşturma aşamasında alınan beyanında; suça konu çeklerdeki tüm yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu, Fortisbank ve İşbankası’na ait çekleri açık kimlik bilgilerini bilmediği Mustafa Kule isimli kişiden boş vaziyette 200,00 TL karşılığında temin ettiğini ve almış olduğu mal karşılığında …’e verdiğini, kendisi tarafından kolluk güçlerine teslim edilen Yapı Kredi Bankası’na ait çeki ise yine açık kimlik bilgilerini bilmediği Mehmet isimli kişiden aldığını söylemiş; kovuşturma aşamasında da benzer beyanda bulunmuştur.
3. Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığının 23.06.2011 tarihli ve 2011/2070 Esas sayılı iddianamesi ile yalnızca …’e verilen Fortisbank ve İşbankası’na ait çekler yönünden dava açıldığı, Yapı Kredi Bankası’na ait çek yönünden iddianamede herhangi bir anlatım bulunmadığından açılmış bir dava da olmadığı belirlenmiştir.
4. … alınan beyanında, dava konusu iki adet çekin kendisine sanık tarafından verildiğini söylemiştir.
5. Dosya kapsamına göre suça konu çeklerin çalıntı oldukları anlaşılmıştır.
6. İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/278 Esas, 2022/197 Karar sayılı kararı ile “…sanık alınan savunmasında, üzerine atılı suçu kabul ettiği, işlerinin iyi gitmemesinden dolayı suça konu çekleri aldığı ve ticaret yaptığı Veli isimli kişiye verdiği, daha sonra bu çekleri ödediği ancak çeki geri alamadığını beyan ettiği, katılanın önceki yargılama aşamasında alınan beyanında, işyerinden çek koçanının çalındığını, çeklerin çalındığını bildirdikleri bu nedenle maddi zararlarının oluşmadığını, ancak sanıktan şikayetçi olduğunu beyan edip katılan olduğu, önceki yargılamada beyanına başvurulan tanık Veli alınan beyanında, çekleri sanıktan aldığını, bir tanesini vadesi gelmeden elden tahsil ettiğini, 2. çeki kendisini karakoldan aradıkları için ilgili birime teslim ettiğini beyan ettiği görülmekle, tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit görüldüğü…” gerekçesiyle, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan iki kez mahkûmiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. …’in soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanık tarafından Fortisbank’a ait çekin 40 gün önce, İşbankası’na ait çekin ise 2010 yılı Ekim ayında verildiğini söylediği, her ne kadar ifade tutanağında 09.08.2011 tarihi yazılmış ise de, dosya kapsamına göre ifade tarihinin 09.02.2011 olduğu, 09.08.2011 tarihinin ise sehven yazıldığı anlaşıldığından, suç tarihlerinin 01.10.2010 ve 31.12.2010 olarak kabul edilmesinin gerekeceği, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 28.06.2012 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen kasıtlı suçun suç tarihi olan 08.06.2013 tarihi arasında zamanaşımının durduğu anlaşılmıştır.
2. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanığın suça konu çekleri suçtan zarar görene farklı zamanlarda vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde işlenmiş tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, iki kez ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması,
3. 01.10.2010 ve 31.12.2010 olan suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığında 03.02.2011 olarak yanlış yazılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2021/278 Esas, 2022/197 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2023 tarihinde karar verildi.