Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2022/8298 E. 2024/407 K. 15.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8298
KARAR NO : 2024/407
KARAR TARİHİ : 15.01.2024

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1621 E., 2021/589 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Beykoz 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2019 tarihli ve 2018/196 Esas, 2019/402 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/1621 Esas, 2021/589 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Kanun’un 280 ve 303 üncü maddelerinin birinci fıkralarının (a) bentleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararındaki sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin gerekçe ve hüküm kısımlarının karardan çıkarılarak, yerine “1- Sanığın üzerine atılı TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine, 2- Sanık yönünden yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; Bölge Adliye Mahkemesince verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğuna, sübut bulan eylemi nedeniyle sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket eden sanığın, katılan adına tescilli 22…51 plakalı aracı satın alma konusunda tanık İ.C. ile 95.000,00 TL’ye anlaştıkları, araca damper yaptıracağını söyleyerek iş yerinden götürdüğü, ancak bir daha aracı getirmediği gibi bedelini de ödemediği, böylece atılı suçu işlediği iddiasıyla sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, aracın 95.000,00 TL’ye alım satımı konusunda tanık İ.C. ile anlaştıklarını, normal kasalı bu aracı damperli yapacağını ve masrafı 20.000,00 TL üzerinde olur ise satış bedelinden bunu düşeceğini, tanık İ.C. ile yaptıkları şifahi anlaşma gereği kamyonu teslim alıp tanığa 1.000,00 TL kapora verdiğini, kamyona damper yaptırıp lastiklerini yenilemek suretiyle 38.000,00 TL masraf yaptığını, tanığın, aracın devir işlemini tesliminden itibaren 2,5 ay sonra hazırlayacağını söylediğini, devir için tanığa başvurduğunda yaptığı masrafları söylediğini ancak tanığın anlaşmalarının aksine masrafları düşmeyip satış bedelinin tamamını istediğini, buna karşılık masrafları ver aracı iade edeyim dediğini, bunu da kabul etmediğini, aracın halen kendisinde olup …’da çalıştığını, atılı suçu işlemediğini savunmuştur.

3. İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonucu toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilmiş ve mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
4. Bölge Adliye Mahkemesince, tanık İ.C.nin sattığı kamyoneti teslim ettiği, sanık ile aralarında aracın alım satımına ilişkin anlaşma bulunduğunun ihtilafsız şekilde kabul edildiği, sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, sanığın aracın satımından önce dolandırmak kastıyla hareket ettiğine dair delil elde edilemediği, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurları oluşmadığından, atılı suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı görülmüş ise de, bu aykırılık duruşma açılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan sanığın beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile ilgili istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan incelemede, ilk derece mahkemesinin olaya ilişkin kabulünde delillerin yeniden takdiri suretiyle yeni bir hüküm kurularak 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereği beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu hususlarla ilgili değerlendirmenin aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre duruşma açılmak suretiyle yapılması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme ile beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/1621 Esas, 2021/589 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2024 tarihinde karar verildi.