Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2011/6307 E. 2013/9893 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6307
KARAR NO : 2013/9893
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2010 tarih ve 2007/425-2010/753 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi temlik alan TMSF vekili ve davalılardan …, … ve … vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.05.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların dava dışı Berke A.Ş.’den alınan borç para ile Uzan Grubuna bağlı şirketlerin hisselerini TMSF’nden mal kaçırmak ve Uzan ailesine nakit fon sağlamak amacıyla muvazaalı şekilde satın aldıklarını, bu nedenle şirketi değersiz yatırımlara yönelterek zarara neden olduklarını, ayrıca davacı şirket hakkında … 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin tedbir kararı olduğu halde çok sayıda grup şirkete fon aktarımında bulunulduğunu, bu şekilde şirket kaynaklarının yok edildiğini, verilen bu paraların tahsil edilemez olduğunu, şirketin bu şekilde zarara uğratıldığını ileri sürerek, davalıların müvekkili şirketi uğrattıkları zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 TL’nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, temlik alan TMSF tarafından ıslah ile birlikte dava değeri 5.876.249,49 TL’ye yükseltilmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı şirketlerden hisse alımının tek başına zarar oluşturmadığı, buna ilişkin zararın ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, grup şirketlere verilen borç paranın da davacı defterlerinde alacak olarak göründüğü, verilen borçların tahsil edilemediğine veya borçlu şirketlerin aciz içinde olduğuna ilişkin bir delilin mevcut olmadığı, dolayısı ile buna ilişkin zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan TMSF vekili ve davalılardan …, … ve … vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin tüm, davacı (temlik alan) vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, karar tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nın 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davalıların dava dışı Berke Hidroelektrik Santrali A.Ş.’den alınan 402.613,72 TL borç para ile Uzan grubuna ait şirketlerden hisse senedi alınarak davacıyı zarara uğrattıkları iddiasıdır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu zarar iddiasının soyut olduğu, davacı şirketin defterlerinde duran varlıklar içinde iştirak hisselerinin kayıtlı olduğu, davacının zararından bahsedilebilmek için hissesi alınan dava dışı şirketlerden hisse bedelinden daha düşük temettü gelirinin elde edilmesi veya bu şirketlerin tasfiye sürecine girip davacı hissesine isabet eden tasfiye payının tahsil edilememesinin gerektiği, oysa böyle bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiş ise de, davacı şirketin borç alarak yatırım yapmasının ticari olup olmadığı, netice itibariyle bu yatırım sonucu davacının kazanç elde edip etmediği, alınan borç ile elde edilen kazancın ne olduğu açıklanmamış, davacının defterlerinde dava dışı şirketlere ait hisselerin kayıtlı olmasının zarar oluşturmadığı belirtilmiştir. Oysa davacı şirket, ortakları tarafından ödenen sermaye ile ve gerektiğinde usulüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, ticari teamüllere uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devralması davacı için bir zarardır.
Bu itibarla mahkemece, hisse alım işlemlerinin davacı açısından zarar olduğunun kabulü ile davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalıların sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalılar vekilinin tüm, davacı (temlik alan) vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı (temlik alan) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı (temlik alan) yararına BOZULMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan …, … ve …’dan alınarak temlik alan TMSF’ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan …, … ve …’dan alınmasına, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.