YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13299
KARAR NO : 2014/3488
KARAR TARİHİ : 25.02.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/06/2012
NUMARASI : 2010/737-2012/297
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.06.2012 tarih ve 2010/737-2012/297 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. A.. U.. ile davalı vekili Av. H.. Ç.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışından gübre ithal ettiğini, davalının ise yerli gübre üreticisi olduğunu, müvekkilinin ithal ettiği gübreyi özel kılan şeyin “MESA” kaplaması bulunduğunu, yavaş yarayışlı olduğunu, davalının ise ürettiği gübreleri satışa sunduğu poşetlerin üzerine “Garanti edilen içerik” açıklamasıyla müvekkilinin ithal ettiği gübrenin özelliklerini yazarak tüketiciyi yanıltmak suretiyle haksız rekabette bulunduğunu, esasen davalının organik gübre lisansı ile kimyasal gübre üretemeyeceğini belirterek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ürettiği ürünün davacının ithal ettiği ürünle hiçbir alakasının olmadığını, torba üzerindeki yazı ve rakamların da hiçbir benzerliği bulunmadığını, gübre imalatçılarının birbirlerinin tescilli ürünlerini kullanmamak suretiyle ilgili yönetmeliğe bağlı kalarak istedikleri oranlarda gübre üretimi yapabileceklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların gübre torbalarının ve torbalar üzerindeki ibarelerin açıklamaların karşılaştırılmasında haksız rekabetin bulunmadığı, davalının ürünlerini satışa sunduğu poşetler üzerinde bulunan yazı ve rakamların gübrelerde kullanılan maddeleri anlatan, ürünün doğası gereği sektörde herkes tarafından kullanılan genel tanımlamalar olduğu, davacının ithal ettiği ürünlerle iltibas yaratacak nitelikte bulunmadığı, marka olduğu anlaşılan MESA ibaresi üzerinde davacının bir hak sahipliğinin olmadığı, esasen davacının MESA ibaresini satışa sunarken bu ibarenin özel bir madde olduğuna, sadece kendi ithalatçısı tarafından üretildiğine, Türkiye’de sadece kendisi tarafından satılabildiğine dair bir açıklama da yapmadığı, MESA’nın gübrelerde yaygın olarak kullanılan bir madde olduğu imajını verdiği, yaygın kullanımı haiz bir madde imajı yarattığı, davalının da aynı ibareyi satışa sunarken poşetleri üzerinde ibareyi kullandığı, yer ve kullanış biçimi itibariyle haksız rekabet yaratmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili ile diğer fer’i taleplere karar verilmesi istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK’nın 56. maddesinde haksız rekabet, ekonomik rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suiistimali olarak tanımlanmıştır. Anılan Kanunun 57. maddesinde de haksız rekabet halleri örnek olarak sayılmış, bir sınırlama getirilmemiştir. TTK’nın 56. maddesindeki tanım, geniş bir alanı kapsamaktadır. Yasa koyucu, anılan düzenlemelerle bir yandan rakiplerin ekonomik çıkarlarını korumak amacı taşırken, diğer yandan da sağlıklı ve kurallara dayalı ekonomik yapının ortaya çıkması ve korunmasını hedeflemiştir. Haksız rekabetin tanımı ve yasal düzenlemenin aynı zamanda ekonomik düzenin korunması amacını da taşıdığı dikkate alındığında haksız rekabetin oluşması için tarafların tacir olması şart olmadığı gibi, rakip bulunmaları da zorunlu değildir. Anılan Kanun 57/3. maddesinde kendi kişisel durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti veya ticari işleri hakkında yanlış veya yanıltıcı malumat vermek hali ile 57/5. maddesinde iltibasa neden olan malları bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek haksız rekabet sayılmıştır.
Davacı taraf, aynı alanda faaliyette bulundukları davalının piyasaya sunduğu gübre poşetlerinde, olmadığı halde, içeriğinde ‘MESA’ maddesi varmış gibi açıklamaya yer verdiğini, oysa anılan ibarenin kendisinin ithal ettiği gübrelerde yer aldığını, bu maddenin gübre imalatında yavaş salgılanmayı sağlayan özel bir madde niteliğinde bulunduğunu, ayrıca patentinin kendisinin gübre ithal ettiği yurt dışı firmasına ait olduğunu, organik gübreler alanında faaliyet göstermek için izin alan davalının kimyasal gübre üretemeyeceğini ileri sürmüştür. Davalı taraf, anılan ibarenin toplam gübre içerisinde bulunan ‘makro elementler salınımı toplamını’ ifade etmek için kullanıldığını, davacının ithal ettiği gübreyle bir ilgisinin olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamından tarafların gübre ithali, imalatı ve pazarlanması işiyle iştigal ettikleri, ayrı tescilli markalarının bulunduğu, davacının etiketinde gübre içeriğinde diğer element ad ve oranlarının üzerinde, büyük harfle yazılı ‘MESA % 30’ açıklamasına yer verildiği, davalıya ait gübre poşetinde ise ‘Garanti Edilen İçerik’ ibaresiyle aynı şekilde, ‘MESA % 30’ ibaresinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi, temel alınan bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli değildir. Dosya içinde mevcut TSE İzmir Gözetim ve Muayene Müdürlüğü’nün 13.09.2010 tarihli yazısından, davacının ithal ettiği gübrenin granüllerinin üzerlerinin üretici firmaya özgü ve patentli yavaş salgılanmayı sağlayan özel maddelerle (MESA) kaplı olduğu bildirilmiştir. Esasen, davacı da ‘MESA’ adlı bu maddenin, kendisinin tek ithalatçısı bulunduğu firma adına patentli olduğunu belirtmiştir. Ancak, gübrecilik alanında ‘MESA’ ibaresinin ne anlama geldiği, özel bir madde olup olmadığı, davalının savunmasında geçtiği üzere, bu alanda herkesin kullandığı bir terim bulunup bulunmadığı hususları açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca, ziraat mühendisliği ve haksız rekabet hukuku alanında da özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu uyuşmazlığın, salt kimya mühendisi bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek çözümlenmesi de doğru görülmemiştir. Davacı, davalının kullanımının markasal kullanım olduğunu ileri sürmemiş, aksine emtia içeriğinde yanlış ve yanıltıcı beyanda bulunduğunu belirterek, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmiştir.
Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora itirazları da dikkate alınıp, aralarında üniversitelerin ziraat ve kimya fakültelerinde organik ve kimyasal gübre alanında uzman akademisyenlerinde bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, ‘MESA’ ibaresinin gübre pazarında ne anlama geldiği, özel bir madde olup olmadığı, herkesin kullanabileceği bir ibare bulunup bulunmadığı, davacının ithal ettiği firmaya ait patentli bir madde olup olmadığı, davalının satışa sunduğu gübre poşetlerinde ibareye yer vermesinin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği yönlerinde denetime uygun rapor alınması, taraf kanıtlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı ve yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.