YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4486
KARAR NO : 2013/3306
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … … 4. Asliye Ticaret (… 4. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen ….01.2012 tarih ve 2010/144-2012/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin… Çarşı Şubesi’nde bulunan 120…18876 nolu Euro hesabı ile 120…14020 numaralı USD hesabı bulunduğunu, ayrıca 1226…822 nolu vadesiz mevduat hesabının sahibi olduklarını, 09/…/2009 tarihinde bankaya gitttilerinde 08/…/2009 tarihi itibariyle Euro hesabından 6.171,82 Euro’nun ….266,33 TL’ye çevrilerek, USD hesabından 5.182,48 USD’nin 7.544,65 TL’ye çevrilerek ve mevduat hesabından 20.811,02 TL bakımından 188.98 TL kredi kullanılmak suretiyle toplamda ….000 TL tutarındaki miktarın …. kişiye ait 10720310363 nolu hesaba transfer edilerek …. kişilerce hesapların boşaltıldığını, davalı Turkcell’in sim kartını kullanıcının iradesi ve isteği dışında çoğaltarak …. kişilere teslim ettiğini, davalıların kusurları ile zarara sebebiyet verdiklerini ileri sürerek 21063 TL maddi tazminatın 08/…/2009 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte tahsiline, ayrı ayrı ….000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkilinin olayda üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacıların banka sisteminde kayıtlı cep telefonundan çağrı merkezinin arandığını, davacının şifre gibi kişisel bilgilerini korumak için gerekli güvenliği sağlamadığını savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı Turkcell vekili, kullanılan GSM numarasının davacı adına kayıtlı olmadığını, davacının bu hatta ilişkin abonelik sözleşmesinin bulunmadığını, zararın davacının internet bankacılığına ilişkin şifresini gereği gibi koruyamamasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca BK 306 307 maddedeki karz aktine ilişkin hükümler dikkate alındığında yasayla kurulan mevduat kabulü ve diğer bankacılık işlemlerini yerine getiren bankaların güven kurumu oldukları, mevduatın özenle saklanması yükümlülülüğün davalı bankaya ait olduğu, bankanın objektif özen görevini yerine getirmediği ve hafif kusurlarından dolayı dahi zorunlu tutulması gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin davalı banka yönünden kabulüne fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş’nin kusurlu olup olmamasının açılması halinde diğer davalı banka ile kendi aralarındaki davada karara bağlanacağının tabii bulunmasına göre, davacılar vekili ve davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekili ve davalı banka vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,… TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 1.160,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı bankadan alınmasına, ….02.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Dairemizin davalı GSM şirketine yönelik onama gerekçesine katılmaktayım. Ancak, davalı banka vekilinin temyiz itirazının reddine yönelik çoğunluk kararına iştirak edemiyorum. Şöyle ki, dosya kapsamı ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacıların sorumluluk alanından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgiler kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacı …’in kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Keza davacının, opsiyonel olarak sunulmuş olan ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği de sabittir. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemenin ters çevrilmiş ispat yükü doğrultusunda kusursuz olduğunu kanıtlayamamış olan davacıyı kusursuz kabul etmesi kanımca doğru değildir. Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır. Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalı bankadan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın banka yönünden tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun davalı bankaya yönelik kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.