Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/10105 E. 2014/13629 K. 11.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10105
KARAR NO : 2014/13629
KARAR TARİHİ : 11.09.2014

MAHKEMESİ : KONYA(KAPATILAN) 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2011/4-2013/87

Taraflar arasında görülen davada Konya(Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/04/2013 tarih ve 2011/4-2013/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.İ.K. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Konya Şubesinde vadeli mevduat hesabının olduğunu, davalı bankanın 28/03/2005 günü müvekkilini davet ederek, kendisine taahhütname imzalatmak istediğini, müvekkilinin taahhütnameyi imzalamayıp bankadaki parasının ödenmesini talep ettiğini, davalı bankanın müvekkiline ait hesaptaki paranın A.Ş. Ltd. Şti.’nin müşterek ve müteselsil borçlusu olduğu ve imzaladığı rehin blokaj taahhütnamesine istinaden, şirketin bankadan kullandığı kredi borcuna mahsup edildiği ve hesapta bakiye bulunmadığı gerekçesi ile ödeme yapmadığını, müvekkilinin anılan şirketin genel kredi sözleşmesinde veya rehin blokaj taahhütnamesinde imzasının olmadığını, sadece söz konusu genel kredi sözleşmesinde 3. şahıs sıfatı ile banka lehine ipotek tesis ettiğini, davalı banka tarafından sahte imza ile müvekkilinin vadeli hesabından 203.033 TL’ nin A.Ş. Ltd. Şti.’nin bankaya olan borcu için mahsup edildiğini ileri sürerek, 203.033 TL.’nin 29.03.2013 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte, 10.000 TL. manevi tazminatın dava tarihinden yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, rehin ve blokaj taahhütnamesindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı, davalı banka tarafından davacıya ait hesaptaki paranın yasal dayanağı olmadan dava dışı şirketin borcuna mahsup edildiği, ancak manevi zararın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 203.033 TL. maddi tazminatın 29/03/2005 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan parasına haksız olarak el konulduğu iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Her ne kadar mahkemece rehin ve blokaj taahhütnamesindeki imzaların davacıya ait olmadığına ve bu nedenle de davalı bankanın davacıya ait hesaptaki parayı dava dışı A.Ş. Ltd. Şti.’nin borcuna mahsup etmesinin doğru bulunmadığına dair gerekçesinde bir isabetsizlik yok ise de davalı bankaca ayrıca davacının, imzaladığı 4 adet genel kredi sözleşmesi dolayısıyla dava dışı A.Ş. Ltd. Şti.’nin borcuna kefil olduğu, bankanın bu sözleşmelerde yer alan rehin, hapis ve mahsup haklarını kullanıldığı da savunulmuştur. Gerçekten de anılan sözleşmelerin 11. maddesinde, müşterinin bankadaki her türlü alacak ve mevduatı üzerinde bankanın rehin ve hapis hakkının olduğu, 18. maddesinde de müşterek ve müteselsil borçluların, banka ile müşteri arasındaki genel kredi sözleşmesinin kendisi hakkında da aynen uygulanmasını taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Dolayısıyla mahkemece davacının bu sözleşmeler uyarınca dava dışı A. Ş. Ltd. Şti.’nin kredi borcundan sorumlu bulunup bulunmadığının da ayrıca incelenip değerlendirilmesi gerekir.
Yine her ne kadar dava dışı Y. Ş. tarafından davalı banka aleyhine açılan benzer nitelikte bir davada maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş ve bu karar Dairemizce onanarak kesinleşmişse de, anılan dava dosyasının incelenmesinden, Yavuz Şahinler’in sadece rehin ve blokaj taahhütnamesinde imzasının bulunduğu, bu taahhütnamedeki imzanın da davacıya ait olmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim davalı banka tarafından davacılara hitaben kaleme alınan 29.03.2005 tarihli yazıda da A.. Ş..’in hesap bakiyesinin “müşterek ve müteselsil borçlu bulunması” ve “rehin blokaj taahhütnamesine istinaden”, Y.ve M. A. Ş.’in hesap bakiyelerinin ise sadece “rehin blokaj taahhütnamelerine istinaden” mahsup edildiği bildirilmiştir.
Yerel mahkemece de davalı banka vekilinin 19.03.2007 tarihli dilekçesinde, sadece 05.02.2004 tarihli genel kredi sözleşmelerindeki davacı imzalarının incelenmesinin istenmesi üzerine imza incelemesi yaptırılmış, Adli Tıp İhtisas Dairesi’nin 20.06.2007 tarihli raporunda, 05.02.2004 tarihli sözleşmelerdeki imzaların davacıya ait olduğu bildirilmiş, ancak arka kapak iç yüzüne yapışık sahifede bazı usulsüzlükler tespit edilmiştir. Genel kredi sözleşmeleri dosya ile birlikte gönderilmediğinden bu usulsüzlüklerin neler olduğu tam olarak anlaşılamamıştır. Mahkemece de bu usulsüzlüklerin sözleşmeleri geçersiz kılıp kılmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, gerekirse yeniden grafolojik inceleme yaptırılarak, 05.02.2004 tarihli genel kredi sözleşmelerinin davacı yönünden geçerli olup olmadığının, geçerli kabul edilmesi halinde davacının bu sözleşmeler dolayısıyla yukarıda açıklandığı şekilde bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, yine bu kapsamda mahkemece davalı banka tarafından açılan birleşen davanın işbu davadan tefrik edilmesine ve bu konuda açılan ceza davalarının sonucunun beklenmemesine dair kararlarının yeniden değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.