YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1015
KARAR NO : 2013/18722
KARAR TARİHİ : 24.10.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2012 tarih ve 2011/768-2012/1407 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Hasan isimli müşterisine davalı kargo şirketi ile kozmetik ürünü gönderdiğini, ürün bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan takibe müşterinin itiraz ettiğini, açtıkları itirazın iptali davasının, malı teslim alan kişinin Hasan’ın yanında çalışmaması ve onun adına hareket etmemesi nedeniyle reddedildiğini, bu nedenle avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldıklarını, davalının ağır hizmet kusuru işlediğini ileri sürerek, 3.000 TL maddi, 2.000 manevi tazminatın irsaliye fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda ağır kusur ya da hile bulunmadığını, manevi tazminat istenemeyeceğini, taşıma tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kargo içeriğinin de belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 786. maddesine göre taşıyıcının, kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan eşya ve diğer vesikaların hasar ve ziyanından ancak ağır kusuru veya hilesinden kaynaklı zarar halinde sorumlu olduğu, somut uyuşmazlıkta davalının ağır kusuru ya da hilesinin bulunmadığı, sorumluluğunun kargo fatura bedeli 1858,50 TL olduğunun sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.858,50 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Mahkeme ilamı, davalı vekiline 17.11.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar davalı vekili tarafından HUMK’nın 437. madde hükmünde yazılı Sulh Hukuk Mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi olan 8 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 27.11.2012 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01/03/1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesine usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan alınmasına, 24.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.