Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/11447 E. 2014/13904 K. 16.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11447
KARAR NO : 2014/13904
KARAR TARİHİ : 16.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/11/2012
NUMARASI : 2010/256-2012/241

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 0611.2012 tarih ve 2010/256-2012/241 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16.09.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. C. K.ile davalı vekilleri Av. Y. V.ile Av. M. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada tefrik edilen bu davada, müvekkili tarafından el konulan B. A.Ş’nin açık pozisyonunu sağlamak amacıyla İrlanda’da A. Financial Services PLC Şirketi’nin kurulduğunu, büyük ortağının anılan banka olduğunu, bu şirkete depo kredi açılması için banka yönetim kurulunun 03.03.2000 tarihinde karar aldığını, kaynağın Altima üzerinden başka bir grup şirketi olan Regional’a kaydırılması amacıyla alınan kararda Bayındırbank’ı temsilen yönetici sıfatı ile davalının yer aldığını, aynı dönemde Bayındırbank’ta da genel müdür ve genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, davalının imzası ile gerçekleşen işlemler neticesinde Bayındırbank’ın pozisyon zararının kamufle edildiği, bu nedenle banka zararının 37.649.000,00 TL olduğunu, bu miktardan davalının TTK’nın 336 ve 337. maddelere göre mali sorumluluğu bulunduğu gerekçesiyle, anılan miktarın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 01.04.1998 ile 16.01.2001 tarihleri arasında bankada kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı olarak çalıştığını, kredinin verildiği dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığı için TTK’nın 337. maddesine göre hakkında sorumluluk davası açılmaması gerektiğini, kasıt veya ihmali olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda benimsenen bilirkişi raporuna göre, TTK’nın 337. maddesi gereğince yeni seçilen veya tayin olunan idare meclisi azalarının, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeye mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin mesuliyetlerine iştirak edeceklerinin hükme bağlandığı, yönetim kurulu üyelerinin TTK’ya istinaden sorumluluklarına hükmedilebilmesi için, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı koşullarının varlığı gerektiği, genel olarak yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun TTK 320. ve TTK 336. maddelerine göre belirlendiği, TTK 336. maddesinde sayılan hallerde banka yönetim kurulu üyeleri gerek bankaya, gerek münferit pay sahiplerine ve banka alacaklılarına karşı müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, sorumluluk açısından müdürlerin de yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olduğu, davalı L.. T..’ın 01.04.1998-16.01.2001 arası tarihlerde genel müdür yardımcısı olduktan sonra da B.. A.Ş. yönetim kurulu üyesi/genel müdürü olduğu, davalının kendisinden önceki yönetim kurulu üyelerinin hukuka aykırı işlem ve eylemlerini bilebilecek durumda olması ve yönetim kurulu üyesi olduktan sonra da TTK’nın 337. maddesine göre kendisine yüklediği kendisinden önceki döneme ilişkin yolsuzlukları denetçilere bildirme yükümlülüğü altında bulunduğu, bu yükümlülüğün ihlalininde TTK’nın 337. maddesi gereği sorumluluğun doğmasına neden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 37.649.000,00 TL’nin 09.07.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Davalı vekili temyiz dilekçesiyle birlikte adli yardım talebinde bulunmuş olup, temyiz dilekçesine eklediği bilgi ve belgeler incelenmesi sonrasında 6100 sayılı HMK’nın 334. maddesi koşullarının oluştuğu anlaşıldığından mümeyyiz davalı vekilinin adli yardım talebinin kesin olarak kabulü ile temyiz incelemesine geçilmesine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacıya devir edilen bankanın önceki dönemde yöneticiliğini yapmış olan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalının, davacıya devir edilen bankanın 01.04.1998-16.01.2001 tarihleri arasında genel müdür yardımcısı, 17.01.2001-10.07.2001 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi ve genel müdür olarak görev yaptığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalının, davacıya devir edilen bankanın zararına neden olan karara ve işlemlere katılmamasına rağmen daha sonra yönetimde görev aldığı, işlemlerden haberdar olduğu, somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 337. maddesi uyarınca, kendisine yüklenen, kendisinden önce meydana gelen usulsüzlükleri denetçilere bildirmemek yükümlülüğünü ihlal etttiği gerekçesiyle yazılı şekilde sorumlu olduğu yönünde karar verilmiştir. Ancak, görev nedeniyle bozma kararı sonrasında, davalının sorumluluğunu tespit bakımından yaptırılan bilirkişi incelemelerinde aralarında hukukçu akademisyen ve bankacıların bulunduğu ilk iki raporda davalının sorumluluğu olmadığı yönünde görüş bildirilmiş, iki bankacı ve bir hukukçunun olduğu son bilirkişi raporunda ise davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, raporlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi, ilk iki rapora neden itibar edilmediği karar yerinde açıklanmadan, genel ifadelerle davalının sorumlu olduğu yönünde karar verilmiştir. Ayrıca, davacı bankadaki açık pozisyon politikası kararında imzası bulunan yöneticiler hakkındaki davanın akıbeti de araştırılmamıştır.
Bu durum karşısında, davalı dışındaki yöneticiler aleyhlerine açılan davanının akıbeti araştırılıp, davalı vekilinin üçüncü rapora yönelik esaslı itirazları ile bu raporun ilk iki raporla da çelişkili olduğu dikkate alınıp, yeniden uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, önceden alınan raporları da tartışan, tarafların iddia ve savunmalarını karşılayan, denetime açık şekilde yeniden rapor alınması, tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin adli yardım talebinin kesin olarak kabulüne, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.