YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14875
KARAR NO : 2014/16356
KARAR TARİHİ : 23.10.2014
MAHKEMESİ : MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2009
NUMARASI : 2004/505-2009/449
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyalarak verilen 11/12/2009 tarih ve 2004/505-2009/449 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21/10/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. N. D. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin boru imalatı ile uğraştığını, aspest ihtiyacını yurt dışından karşıladığını, şirket merkezlerinin Erzincan’da olduğu için gümrük işlemlerinin Mersin’deki kişiler aracılığı ile yaptığını, bu kapsamda davalılardan Z.. Ö.. ile anlaştığını ve onun ortağı olduğu B. D. Ltd. Şti. adına 01.07.1997 tarihinde vekaletname düzenlendiğini, Zeki’nin daha sonra işlerini T. Ltd. Şti. ve İ.Ltd. Şti. ile devam ettirdiğini, müvekkili ile davalılar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin l998 yılında davalılara 4.174,74 TL, 1999 yılında 12.226,24 TL fazla ödeme yaptığını, ayrıca U. U. Mağazaların faturalarının müvekkiline gönderilmeye başlandığını, bunun üzerine davalının müvekkilinin işlemlerini durdurduğunu, cari hesaba göre davalılara 29.988,15 TL fazla ödeme yapıldığını, 15.194,24 TL işlemiş faizi ile birlikte davalıların 45.182,40 TL tutarında sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, anılan meblağın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 11.12.2009 tarihli oturumda davalı şirketler hakkındaki davalarını atiye bırakmıştır.
Davalılardan T. Ltd. Şti. vekili, yetki itirazı ile birlikte davacının alacağının bulunmadığını, tam tersi borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, Dairemize ait 23.02.2004 tarihli ilama dayanılarak, davacının davalılar Zeki ve İsmail’den 29.988,15 TL. tutarında alacaklı bulunduğu gerekçesiyle davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 29.988,15 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte bu davalılardan tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davaların atiye bırakılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mümeyyiz davalılar tarafından yargılamanın hiçbir aşamasında zamanaşımı def’inde bulunulmamasına, yargılama boyunca ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların temyiz aşamasında da ileri sürülmesinin mümkün olmamasına göre, davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Ancak mahkemece görüşüne başvurulan ilk bilirkişi raporunda, davacı ve davalı şirket defterlerinin gerekli açıklamaları içermediği, gerçek durumu yansıtmaktan uzak olduğu, davacı defterlerinde Z.. Ö.. (İ.) adıyla bir hesap açıldığı, gümrük ve antrepo işlemlerinde başka kişilere ödeme yapılıp anılan hesaba borç kaydedildiği, yapılan işlemlerde belge düzenine uyulmadığı, belgelere göre de davalılara ücret ödenip ödenmediğinin, hangi davalı için kimin ödeme yaptığının, ücretin ne olduğunun belli olmadığı, davalılarca bu belgelerde kabul edilen borç miktarı ile diğer kabul edilen borç miktarının farklı olması nedeniyle bu belgelere de itibar edilemeyeceği, dolayısıyla avansın kimden tahsil edileceği hakkında denetlenebilir bir hesabın çıkarılamayacağı bildirilmiş, mahkemece görüşüne başvurulan ikinci bilirkişi raporunda ise davacının davalılardan B. Ltd. Şti.’ye verdiği vekaletnameye dayanılarak işlemlerin davalılar Zeki ve İsmail tarafından yapıldığı, Zeki’nin de davacıyı muhatap alan hesap mutabakatlarını davalı şirketi temsilen değil bizzat imzaladığı, bu durumda BK.’nın 38 ve 39. maddeleri uyarınca davalı B. Ltd. Şti.’nin yapılan işlemlere muvafakatının olduğunun kabulünün gerektiği, dolayısıyla davacıya karşı her üç davalının da sorumlu bulunduğu, davacı defterlerinde ödeme kaydedilen meblağların büyük çoğunlukla banka makbuzlarıyla örtüştüğü, fazla ödemenin (56.730,51) TL olduğu belirtilmiştir.
Dolayısıyla ilk bilirkişi taraflar arasındaki ilişkiyi belirleyememişken, ikinci bilirkişi tüm ilişkiyi inceleyerek farklı bir sonuca varmış ve böylelikle iki bilirkişi raporu arasında çelişki meydana gelmiştir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve birikimle bu çelişkinin giderilmesi mümkün değildir. O halde mahkemece aralarında bir hukukçu bir hesap uzmanı bir de gümrük işlemlerinden anlayan bilirkişinin bulunduğu yeni bir heyet oluşturularak, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının mümeyyiz davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö.. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılar Z.. Ö.. ve İ.. Ö..’e iadesine, 23/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.