YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15175
KARAR NO : 2014/17639
KARAR TARİHİ : 14.11.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 51. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/02/2013
NUMARASI : 2010/407-2013/40
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/02/2013 tarih ve 2010/407-2013/40 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/11/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ile davalı vekili Av. T.. C.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin TOGO bayraklı 9037161 IMO numaralı yeni adı M/V TIGER adlı geminin kaptanı olduğunu, müvekkilinin Tuzla Liman Başkanlığı’na giderek geminin seferden men edildiğini öğrendiğini, geminin davalı şirket olan …Elektrik Elektronik İletişim San. ve Tic. A.Ş’ye karşı herhangi bir hukuki ve ticari ilişkisi olmadığından herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, davalının %40 oranında tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuş, birleşen davada, müvekkilinin gemilere yakıt ve elektrik malzemeleri tedarik eden bir şirket olduğunu, müvekkili şirket tarafından M/V Mario M gemisine güvenlik donanımları olarak alarm ve monitör sistemi kurulduğunu, geminin sefere devam edebilmesi için zaruri gerekli elektronik parçalar takıldığını, tüm parçaların gemiye montajı işlerinin üç aylık çalışma sonucunda müvekkili tarafından sağlandığını, davalının işçilik hizmeti bedelini ödemediğini, bu hususta yapılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalıdan %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava davalısı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu sözleşmeyi dava dışı gerçek kişi ile yaptığı, davalının bu sözleşmenin tarafı olmadığı, birleşen davada davacı … Elektrik A.Ş’nin takip alacaklısı sıfatıyla takip borçlusu donatana izafeten acentesi …Denizcilik Ltd. Şti. hakkında takip yaptığı, ödeme emri tarafına tebliğ olunan E… Şirketi tarafından borca itiraz olunmadığı, ihtiyati haciz kararının infazı ile geminin seferden menedilmesi üzerine takipten haberdar olan ve donatanı temsil yetkisi bulunan kaptan tarafından 09/07/2010 tarihinde borca itiraz olunduğu ve aynı gün esas dava olan menfi tespit davasını açtığı, borç tehditi alında olan esas dava davacısının açılacak bir itirazın iptali davasını beklemeden menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, borca itirazın donatanı temsilen kaptan tarafından yapıldığı açık iken ve 09/07/2010 tarihinde açılan menfi tespit davasından sonra 03/04/2011 tarihinde açılan itirazın iptali davasında itiraz eden donatanı temsilen kaptan olduğu halde doğrudan icra takibine bağlı olan itirazın iptali davasını donatana izafeten acenteye karşı açan birleşen dava davacısının husumet yönelttiği acentenin işe aracılık ettiğine dair hiçbir delil sunmaması, itiraz edenin açıkça donatanı temsilen kaptan olmasına rağmen donatanı temsilen acenteye karşı açması, her ne kadar izafeten husumet yöneltilen davada hakkında karar verilecek olan asil ise de itirazın iptali davasının takibe bağlı dava olması karşısında husumet yöneltilen acentenin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, birleşen dava yönünden esas dava davacısının davalı donatanı temsilen birleşen davayı takip ettiklerine dair herhangi bir beyanlarının bulunmaması ve birleşen dava yönünden vekaletname sunmamaları karşısında birleşen davanın husumet yönünden reddinin gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile davacının İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün 2010/11061 esas sayılı dosyasında hakkında yapılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötü niyetli olduğu hususu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, birleşen davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; birleşen davada, davacı vekili müvekkili ile davalı donatan arasında yapılan sözleşme kapsamında, davalının ödemesi gereken bedeli ödemediğini, müvekkili tarafından başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda, değinilen gerekçe ile davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde gemi donatanına izafeten acente davalı olarak gösterilmiş, buna karşın mahkemenin de kabulünde olduğu üzere acentenin davaya konu edilen sözleşmeye ne şekilde dahil olduğuna yönelik delil sunulmamış, asıl dava davacısı da birleşen davaya ilişkin olarak bir savunma yapmamış, husumeti benimsediğine dair açıklamalarda bulunmamıştır. Ancak eldeki davada, birleşen dava davacısı, esas olarak davalı sıfatı ile donatanı taraf göstermiş olup, bu kapsamda acentenin sözleşmeye dahlinin bulunmaması olgusunun başlı başına davanın husumetten reddine gerekçe oluşturması mümkün değildir. Bu gibi durumlarda mahkemece, temsilde hata kurumundan hareketle davacı tarafa süre verilerek, bizatihi donatanın davalı olarak gösterilmesinin sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin asıl davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asıl davada davalı-birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınarak asıl davada davalı-birleşen davada davacı …. Elektrik Elektronik İletişim San. ve Tic. A.Ş’ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.