YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15577
KARAR NO : 2014/7306
KARAR TARİHİ : 14.04.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/05/2013
NUMARASI : 2012/32-2013/131
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/05/2013 tarih ve 2012/32-2013/131 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı – karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin bilinen bir firma olduğunu, 1991 tarihinde Ç.adlı markayı 129003 numara ile tescil ettirdiğini, markanın haklı bir üne kavuştuğunu, müvekkilin halen bu marka ile üretim ve pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, davalı şirketin de kozmetik sektöründe faaliyette olup müvekkiline ait ürünün ambalaj görünümünde ve müvekkilinin ürününü çağrıştıracak şekilde renk-ambalaj ve desen kullanarak T. ağda adı altında normal vatandaşın ayırtedemeyeceği şekilde sattığı ürünlerde kullandığını, müvekkiline ait marka ve ambalaja benzer nitelikte ürünlerde kullanması müvekkili şirketin markasına tecavüz ve haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek, markaya tecavüzün tespiti ve men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davada ise davalı olarak, müvekkili markasının 60 yıllık bir geçmişi olan tanınan bir marka olduğunu, sürekli olarak piyasaya taklitleri çıktığı bu sebeple markalarını korumak için davalar açtıklarını, son 5 yıldır ciddi olarak kullandıklarına dair evrakları sunduklarını, gerekirse ticari defterleinin de incelenebileceğini savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı/karşı davacı vekili, ambalajların marka olarak tescil edilemeyeceğini, davacının markasındaki ambalajı ile üstün ve öncelikli bir hakkı olmadığını, ambalaj dizaynlarının ancak 554 sayılı KHK çerçevesinde tasarım tescili ile korunduğunu, müvekkilinin davaya konu ambalajını tasarım olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin tasarımını tescil ettirdiği şekilde de kullandığını, kaldı ki tarafların ambalajlarında da benzerlik bulunmadığını, kelime ve şekil unsurlarının farklı olduğunu, yine davacının iddia ettiği ambalaj şekinin sektörde genel olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davalarında ise davacının mevcut markasını tescil ettirdiği gibi kullanmadığını, fiilen son 5 yıldır 556 sayılı KHK.’nın 14. maddesi kapsamında kullanmadığını, ileri sürerek davacı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, karşı dava yönünden yapılan incelemede, Ç.markasının 3. ve 5. sınıflarda tescilli olduğu, davacı/karşı davalının kullanıma ilişkin ağda ürünleri yönünden 17.11.2011 ve 03.08.2010 tarihli 2 adet fatura sunduğu, sunulan gümrük beyannamelerine konu ürünün niteliği ve markasının bulunmadığı, kapasite raporunda ise ağda üretiminden söz edilmekte ise de marka kullanımına ilişkin bir tespite yer verilmediğini, davacı vekili ticari kayıtlarının araştırılırak tespit ve bulunmasını talep etmiş ise de iddianın davacının sunacağı basit belgelerle ispatı mümkün olup talebi HMK 25. maddesindeki davanın taraflarca hazırlanması ilkesine aykırı olduğu, 2 adet faturadan başka delil de sunmadığından ciddi kullanımı kanıtlayamadığı, asıl dava yönünden ise davalının kullandığı ambalaj tescilli tasarım olarak korunduğu, taraf markaları farklı olduğu, kaldı ki davacı markasının kullanmama nedeni ile hükümsüzlüğüne karar verileceğinden geriye etkili sonuç doğuracağından marka ihlalinden söz edilemeyeceği gerekçesi ile, karşı davanın kabulü ile davacı/karşı davalı adına tescilli 91/129003 markanın kullanmama nedeni ile hükümsüzlüğüne, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı/karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı/karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik olarak aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, mahkemece karşı davada 556 sayılı KHK’nın 14. maddesine göre dava konusu 129003 sayılı markanın kullanıldığının karşı davalı tarafça kanıtlanamadığı gerekçesi ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Dava konusu 129003 sayılı marka “çamsakızı + çam ağacı şekli ile ürün ambalajı” ından oluşmaktadır. 556 sayılı KHK.’nın 5/2. maddesi uyarınca markanın mal ve ambalajı ile birlikte tescili mümkündür. Ayrıca aynı KHK’nın 14. maddesi uyarınca da tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeksizin farklı unsurlarla kullanılması markasal kullanım sayılır. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça kullanıma ilişkin olarak sunulan fatura örneklerinde davacı markasının asli unsurlarını oluşturan “ç. + ç. a. şeklinin” mevcut olduğu ve markanın bu suretle ağda emtiası için kullanılmakta olduğu anlaşılmaktadır. Az önce de belirtildiği üzere, ürün ambalajından bağımsız olarak ürün faturası üzerindeki bu kullanımın da 556 sayılı KHK’nın 14. maddesine uygun bir kullanım olduğunun kabulü gerekir. Bundan ayrı, davacı tarafça aynı markaya dayanılarak dava dışı kişiler aleyhine açılan davalarla ilgili olarak dosyaya örnekleri sunulan Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 23.12.2010 tarih 143-336, 01.02.2011 tarih 121-12 sayılı kararları ve bu kararlarda benimsenen bilirkişi raporlarında da davacının anılan 129003 sayılı markasını kullandığı belirtildiği gibi, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti raporunda dahi söz konusu markanın kullanımı konusunda bilgi sahibi olunduğu ifade edilmiştir. Bu durunda, karşı davada dava konusu 129003 sayılı markanın 556 sayılı KHK’nın 14. maddesine uygun bir şekilde ağda emtiası üzerinde kullanıldığının kabulü ile markanın kapsadığı bu emtia bakımından hükümsüzlük davasının reddi gerekirken yazılı şekilde hükümsüzlük kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davacı/karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın karşı davalı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz iirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.