Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/4148 E. 2014/10274 K. 02.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4148
KARAR NO : 2014/10274
KARAR TARİHİ : 02.06.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 8. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/10/2013
NUMARASI : 2011/434-2013/518

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/10/2013 tarih ve 2011/434-2013/518 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı şirket F.. SA arasında 17/03/2010 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının söz konusu şirketin münferiden temsile yetkili kişisi olduğunu ve sözleşmeyi hem şirket yetkilisi, hem de şahsen müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi sözleşmesine konu borcun ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından Amsterdam (Hollanda) Mahkemesi’nde davalının da aralarında bulunduğu borçlular aleyhine alacak davası açıldığını, davanın 21/09/2011 tarihinde karara bağlandığını ve müvekkili bankanın alacaklı olduğuna hükmedildiğini, söz konusu karara rağmen müvekkili bankanın alacağının ödenmediğini ileri sürerek davalı aleyhine alınan ve kesin hüküm haline gelen, Amsterdam Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Hollanda mahkemesinin vermiş olduğu alacak kararının “Milletlerarası Özel Hukuk” kuralları açısından Türk mahkemesince tenfiz edilemeyeceğini, iki ülke arasında bu konu ile ilgili mütekabiliyet anlaşması veya fiili uygulamanın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, alacak davalarının tanınması ve tenfizi yönünde Hollanda ve Türkiye arasında yapılan bir anlaşmanın veya fiili uygulamanın mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, 5718 sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayalı bir anlaşmanın yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması gerekir. Dosya içerisinde bulunan Bakanlık yazısında, iki ülke arasında alacak davalarına yönelik bir anlaşma olmadığı bildirilmiş, fiili uygulama bulunduğuna dair bir bilgiye yer verilmemiş, ilamın verildiği ülkenin mevzuatında tenfizi mümkün kılan bir kanun maddesi bulunup bulunmadığı yönünde bir tespitte de bulunulmamıştır. Gelen yazı yanıtında fiili uygulama ve o yerin kanunları açısından bir değerlendirme yapılmadığından bu yazı sağlıklı sonuç almaya yeterli değildir. Bu itibarla mahkemece bu hususlar araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 02/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.