YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1586
KARAR NO : 2014/9165
KARAR TARİHİ : 13.05.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/06/2012
NUMARASI : 2011/259-2012/166
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2012 tarih ve 2011/259-2012/166 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile borcu üstlenen sıfatı ile davalı T.. T.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.05.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan . Bank A.Ş. vekili Av. E..I.. ve T.. T.. vekili Av. C.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin T.. bulunan 500.000 TL’ye yakın parasını havale ile E.. A.Ş’ye gönderdiğini, banka personelinin paranın yarısını Türkçe bilmeyen davacıya ne olduğunu anlatamadan hesap açtığını, daha sonra müvekkilin yapılan işlemin usulsüz olduğunu söylemesine rağmen parasını E.. Off-Shore alması gerektiğini söylendiğini, yapılan işlemlerin tamamen usulsüz olduğunu, zira paranın hiçbir şekilde E.. Off-Shore’a davacı adına gitmediğini ve paranın bankada kaldığını, bu hususun ceza yargılaması sonucu anlaşıldığını ileri sürerek, 224.191 USD’nin temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı BDDK ve T.. T.. vekilleri davanın usul ve esas yönünden reddini istemiştir.
Davalı I.. A.Ş.vekili, davanın zamanaşımı, husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Davalı A.. P.. vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı Müflis Y.. M.. D.. İflas idaresi vekili, yargılama hakkında durma kararı verilmesini istemiştir.
Davalı A.. K.. vekili, davanın yersiz olduğunu savunmuştur.
Diğer davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, Off-Shore hesabı açtıranların iradelerinin fesada uğratıldığı, bu şekilde Off-Shore hesaplarına para yatıran kişilerin haksız ve hukuka aykırı bir fiile maruz bırakıldıklarının sabit olduğu, paranın Off-Shore banktan tahsil olanağı bulunmadığı gerekçesiyle üstlenen sıfatıyla T.. T.. hakkındaki davanın kabulüne, davalı BDDK yönünden dava atiye terk edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalılardan Y.. M.. D.. hakkında davanın pasif husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile üstlenen sıfatı ile davalı T.. T.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı bankanın sorumluluğunun BK’nın 41, 55 ve TTK’nın 336’ncı maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını Off Shore Bankası’ndan tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren zamanaşımı süresinin başlaması nedeniyle davacı vekilinin (2) ve (3) nolu, üstlenen sıfatı davalı T.. T.. vekilinin ise (4) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, banka hesabındaki paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece,dava konusu meblağın yazılı şekilde üstlenen sıfatı ile T.. T..’den tahsiline karar verilmiştir. Oysa, davanın davalı bankaya da yöneltilmiş olması karşısında davalı banka ile T.. T…arasındaki iç ilişki nazara alınmadan davalı bankanın da sorumluluğuna hükmedilmemesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, dava konusu alacağın M.. Y.. M.. D.. iflas masasına kaydı davacı vekili tarafından dava tarihinden sonra talep edilmiş, iflas masası tarafından da iflas tarihi itibariyle mahkeme kararının sonucuna göre nizalı alacak olarak 4. sıraya kaydına karar verilmesi karşısında mahkemece, bu davalı yönünden davaya İİK’nın 235. maddesi uyarınca kayıt kabul davası olarak bakılması gerekirken denetlenebilir dayanağı da gösterilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Üstlenen sıfatı ile davalı T.. T.. vekilinin temyizine gelince, davacı, davalı tarafından kandırılarak parasının off shore bankasına gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının haksız fiiline dayandığına ve yatırılan para yabancı para cinsinden olduğuna göre, paranın yatırıldığı tarihten itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına hükmetmek gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi de doğru olmamış, kararın üstlenen sıfatı ile davalı T.. T.. yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile borcu üstlenen T.. T.. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve ( 3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle üstlenen sıfatı ile davalı T.. T.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan mümeyyiz yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak borcu üstlenen T.. T..’ye verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.