Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/2131 E. 2014/9179 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2131
KARAR NO : 2014/9179
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2009/456-2012/461

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/09/2012 tarih ve 2009/456-2012/461 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13/05/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. K.. P.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden S.. R.. ile davalının dava dışı C.. Dekorasyon Ltd. Şti’nin ortakları olduğunu ve her iki ortağın da şirket müdürü olduklarını, tarafların karşılıklı şirketi zarara uğrattıkları iddiası ile Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan dava sonucu her iki ortak yönünden şirkete tazminat ödenmesine karar verildiğini, davalının yetkisi olmadığı halde mahkeme ilamını takibe koyarak müvekkillerine ait konutta haciz uyguladığını, hisse senetlerine ve bankadaki mevduatları ile markaları üzerine haciz konulduğunu, davalının anılan ilamı takibe koyma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle müvekkili tarafından yapılan şikayetin kabul edilerek takibin iptal edildiğini, ancak davalı tarafından aynı ilama dayalı olarak yeniden ihtiyati haciz kararı alınarak müvekkilleri hakkında haciz uygulattığını, bu takibin de şikayet üzerine müvekkilleri tarafından iptal ettirildiğini, ancak tüm aşamalarda müvekkillerinin maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını ileri sürerek, müvekkili S.. R.. için 223.287,50 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, müvekkili T.. R.. için 17.500,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı S.. R.. hakkında ilama dayalı ihtiyati haciz kararı alınarak uygulama yapıldığını, bunda hukuka aykırı bir durum olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının şirketin alacağına ilişkin mahkeme ilamını takibe koyma yetkisi yok ise de, kendisinin yapmış olduğu yargılama giderlerini talep etme hakkının bulunduğu, bu nedenle haczin haksız olmadığı ve davacı T.. R.. hakkında doğrudan bir haciz uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Haksız ihtiyati hacizden doğan maddi zarara dayalı sorumluluk, kusursuz sorumluluktur. Haksız olarak ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklının sorumluluğunun kusura dayanmadığı konusunda gerek uygulamada ve gerekse öğretide görüş birliği mevcuttur. Bu açıdan alacaklının ihtiyati haciz kararının hükümden düşmesinden sonra açacağı dava veya yapacağı takipte haklı çıkması da neticeye müessir bulunmadığı gibi, bu bakımdan alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili değildir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür.
Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden 818 sayılı BK’nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır. Bu itibarla, alacaklının kötüniyetli veya iyiniyetli olup olmadığı da sonuca etkili olup, ağır olmasa da kusurlu olması da gerekmektedir. (Bkz. Prof. B. Kuru, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 1993, Cilt 3, Sh.2583 v.d). Haksız yere bir kimsenin mallarının haczettirilmesi, o kimsenin ticari itibarına saldırı teşkil eden ve BK’nın 49. maddesi gereğince manevi tazminat ile sorumlu tutulmayı gerektiren bir davranıştır. Davalının haciz tarihi itibariyle gerçekte alacaklı olup olmadığının incelenmesi ve neticede de davalının gerçekten alacaklı olmadığı halde, ihtiyati haciz uygulattığı sonucuna varılması halinde, manevi tazminat isteminin ilke olarak kabulü gerekir.
Somut olayda, davalı C.. H.. tarafından davacı S.. R.. hakkında ortağı ve müdürü bulunduğu şirketi zarara uğrattığı iddiası ile Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası açılmış ve mahkemece 702.753,12 TL’nin S.. R..’den tahsili ile tarafların ortağı olduğu şirkete ödenmesine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce karar davalı S.. R.. yararına bozulmuştur. Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen karar henüz temyiz aşamasında iken, davalı C.. H.. tarafından şirkete ödenmesine karar verilen tazminat miktarı ile yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar Beyoğlu 4. İcra Müdürlüğü vasıtasıyla takibe konularak haciz uygulaması için yazılar yazılmış ve bir kısım menkul mallar üzerinde fiili haciz uygulanmıştır. Davacı S.. R.. tarafından, hükmedilen tazminatın şirkete verilmesine ilişkin ilamın şirket ortağı tarafından kendi adına takibe konulmasının doğru olmadığı iddiası ile Beyoğlu 2. İcra Mahkemesi’ne icra işleminin durdurulması için şikayette bulunulmuş ve Beyoğlu 2. İcra Mahkemesi’nce davalı C.. H..’ın şirket ortağı olarak kendi adına anılan ilamı takibe koyma yetkisinin bulunmadığı, ancak ilamda belirtilen yargılama gideri ve vekalet ücretini takibe koyabileceği belirtilerek şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Bu karardan hemen sonra yine C.. H.. vekili tarafından anılan ilama ilişkin olarak Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinden ihtiyati haciz kararı alınarak Beyoğlu 5. İcra Müdürlüğü vasıtasıyla takibe konulmuş ve davacıların evinde, hisse senetleri ve banka hesapları üzerinde haciz işlemi yapılmıştır. Bunun üzerine yine davacı S.. R.. tarafından yapılan takibin şirket alacağına ilişkin olduğu ve C.. H..’ın kendi adına takip yapma yetkisinin bulunmadığı iddiası ile Beyoğlu 1. İcra Mahkemesi’ne takibin iptali için şikâyette bulunulmuş ve Beyoğlu 1. İcra Mahkemesi’nce C.. H..’ın sadece ilamda belirtilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin alacağı takibe koyma yetkisinin bulunduğu, şirkete ilişkin alacağın şirket tarafından takibe konulması gerektiği gerekçesiyle icra takibinin iptaline karar verilmiş ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce bu karar onanarak kesinleşmiştir. Mahkemece, Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen ilamın şirket alacağına ilişkin olmasına rağmen vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin kısım yönünden davalı C.. H..’ın kendi adına takibe koyma yetkisinin bulunduğu, dolayısı ile davaya konu ihtiyati haczin haksız olmadığı, davacı T.. R.. hakkında da doğrudan haciz uygulaması yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı C.. H.. ancak kendisinin yapmış olduğu yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin alacağı kendi adına takibe koyma yetkisine sahip olup, takibe konulan ihtiyati haciz kararındaki miktar şirkete ödenmesine karar verilen tazminatı da kapsadığından bu tazminat yönünden davalı C.. H..’ın kendi adına ihtiyati haciz kararı alması ve uygulaması haksız olup davalının sorumluluğunu gerektirmektedir. Ayrıca, anılan ilamda borçlu olarak görünmediği halde davacı T.. R..’nın eşi ile birlikte kullandığı müşterek banka hesapları üzerinde de haciz uygulanması davalının sorumluluğunu gerektirmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yazılı ilkeler doğrultusunda davalı C.. H.. tarafından uygulamaya konulan ihtiyati haciz kararının şirket alacağına ilişkin kısmı yönünden haksız olduğunun kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 13/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.