Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/15983 E. 2014/17033 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15983
KARAR NO : 2014/17033
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ :ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/06/2013 tarih ve 2011/390-2013/208 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.11.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten olan alacağını tahsil amacıyla başlattığı icra takibi sonunda borçlunun borca batık olup, üzerinde çok sayıda haczin olduğu iki araçtan başka mal varlığının olmadığının anlaşıldığını, yapılan araştırmada borçlu şirketin bir taşınmaz üzerine yaptığı kat karşılığı inşaat sonucu şirket uhdesine geçirilmesi gereken dairelerin tümünün şirketin hakim ortağı ve yetkilisi olan davalı …adına tescil edildiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkan ve üyeleri olan davalı şahısların kusurlu ve kötü yönetimleri, kasıtlı ve hileli davranışlarıyla davalı şirketin içini boşaltıp, şirketi batık hale getirdiklerini, borçlarını ödemediklerini, davalıların bu eylemleri nedeniyle alacaklı olan müvekkilinin doğrudan doğruya zarara uğradığını ileri sürerek, 127.242,74 TL alacağın davalılardan faizi ile birlikte tahsiline, bu mümkün olmadığı takdirde ise davalı …adına ve 3. şahıslara devredilen tapu kayıtlarının hile ve muvazaa ile devredilmiş olması nedeniyle tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; yargılama sırasında yapılan açıklama ile davanın, yönetimi kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı alacak davası olduğu belirtilmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu taşınmazların tamamının arsa sahibi …adına tescil tarihinin 19.10.2005 olup, davacının müvekkili şirketten alacaklı olduğu tarihin ise 2008 yılı olması nedeniyle davacının alacağının doğum tarihinden önceki işlemden dolayı davacının zarara uğramasının mümkün olmadığını, şuanda arsa sahibi …adına 8 adet taşınmaz bulunup, bunların da arsa sahibi uhdesinde olmasında hukuka aykırılık olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava dilekçesinde belirtilen 390 ada 6 parselin arsa olarak başlangıçtan beri …adına kayıtlı olup şirket adına kayıtlı olmadığı, taşınmaz üzerine bina yapılmasından sonra tüm bağımsız bölümlerin davalı …adına tescil edildikleri, bir kısmının bundan sonra 3.şahıslara satıldığı anlaşılmakla davacının, davalılar tarafından davalı şirketin mal varlığının elden çıkarılarak davalı şirketin borca batık hale getirildiği iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı şirketten alacaklı olan davacının alacağını, davalı şirketin yöneticileri olan diğer davalıların yaptıkları kasıtlı ve hileli işlemler sonucu borçlu şirketten tahsil edememesi nedeniyle uğranılan zararın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiş ise de, davacı, davalı şirketten alacaklı olup, bu alacağı davalı şirketin de kabulünde bulunmasına ve alacak hakkını mahkeme ilamına da bağlatmakta hukuki yararının bulunması karşısında, mahkemece borçlu olan davalı şirkete karşı açılan davada davacının alacak hakkının hüküm altına alınması gerekirken davalılardan borçlu şirket yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
2-Davalı borçlu şirketin yöneticileri olan diğer davalılar yönünden yapılan incelemede, davacı, davalı şirketten olan alacağını davalı yöneticilerin kasıtlı ve hileli eylemleri sonucu davalı şirketin mal varlığını azaltmaları nedeniyle tahsil edemediğini ileri sürmüştür. İddianın ileri sürülüş biçimine göre, davacının davalı yöneticilerin söz konusu eylemleri nedeniyle uğradığı doğrudan zararı davalı yöneticilerden istediği anlaşılmaktadır.Davacının alacağını tahsil edememesi doğrudan zararı olup, alacağını tahsil imkanını ortadan kaldırdıklarını iddia ettiği davalı yöneticilere karşı açılan davada davacı, davalı yönetici …’a ait taşınmaz üzerine yapılan inşaatın davalı şirket tarafından yapılmasına rağmen tüm bağımsız bölümlerin arsa sahibi …adına tescil edilerek alacaklıların zarara uğratıldığını, aslında bağımsız bölümlerin şirkete ait olduğunu ve bir kısmının davalı şirket tarafından satıldığını ileri sürmüş olmasına göre, mahkemece davalı … …’a ait taşınmaz üzerine inşaatı yapan davalı şirkete bu ediminin karşılığında bir ödeme yapılıp yapılmadığı, bağımsız bölümlerin davalı şirket tarafından satılıp satılmadığı, satım bedellerini şirketin alıp almadığı hususları üzerinde durularak sonucuna göre davalı yöneticilerin alacakların tahsilini engellemek için şirketin mal varlığını azalttıkları yönündeki iddiasının açıklığa kavuşturulması gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan davalı şirketin inşaat yaptığı arsanın davalı …adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle davalı yöneticiler aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı yöneticiler yönünden eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.