Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/9339 E. 2014/17024 K. 06.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9339
KARAR NO : 2014/17024
KARAR TARİHİ : 06.11.2014

Y A R G I T A Y İ L A M I

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/04/2014 tarih ve 2013/163-2014/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin …’de mukim olup 1954 yılından beri kar motoru ve motorsiklet ürettiğini, tanınmış “…” ve “… …” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı adına tescilli “…” ibareli markalar bulunup bu markalar yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında tescil engeli bulunduğunu, davalı markasının tescil tarihinden itibaren emtia listesindeki hiç bir ürün üzerinde kullanılmadığını, davalının söz konusu markayı tescil ettirmesinin müvekkilinin marka tescilini engellediğini, müvekkilinin markası 1998, davalının markası ise 2008 yılında tescil edildiğinden müvekkilinin öncelik hakkının da bulunduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 138854 ve 2006 47112 sayılı markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasının 1992 yılında tescil edildiğini, tanınmış olduğunu, hükümsüzlük başvurusu için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, markanın kullanılmadığı iddiasının doğru olmadığını, marka için ciddi yatırım yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının aynı ibareyi içerdikleri, benzer emtialarda tescil edildikleri, ortak müşteri kitlesine hitap ettikleri, davalının markayı devraldığı ve tescil ettirdiği 2006 yılı itibariyle davacı markasının tanınmış olduğu, davalının 138854 sayılı markası yönünden devralmada kötüniyetten dolayı, 2006 47112 nolu markası yönünden kötüniyetli tescilden dolayı tescilli bulundukları tüm sınıflar yönünden hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, somut olayda 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı, davacının Türkiye’de faaliyette bulunduğunun tespit edilemediğinden ve tescilden çok sonra haberdar olmuş olabileceğinden davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava konusu markalardan 138854 sayılı marka ilk defa 1992 yılında dava dışı …Motorsiklet Bisiklet San. ve Tic. A.Ş. adına tescilli olup bu tescilin davacı şirketin menşei ülke olan …’deki 1998 yılındaki tescilinden daha önceki bir tarihte gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre davacı markasının davalı markasının tescilinin yapıldığı 1992 yılı itibariyle tanınmış marka olmadığı da belirlenmiş bulunmaktadır. Bu durumda, dava konusu 138854 sayılı marka 556 sayılı KHK hükümlerine uygun ve aynı KHK hükümlerine göre korunan tescilli bir marka olduğuna göre, bu markanın 556 sayılı KHK’nın 16. maddesine uygun bir şekilde devrinde de herhangi bir engel ve kanuna aykırı bir durum mevcut olmayıp, devir tarihinde tanınmış hale gelen davacı markasından dolayı dava konusu markanın davalı tarafından kötüniyetle devralındığı bu nedenle MK’nın 2. maddesine aykırı olduğundan bahisle hükümsüzlük kararı verilemez. Bu nedenle, 138854 sayılı marka yönünden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Öte yandan dava konusu 2006/47112 sayılı markanın da önceki 138854 sayılı markanın baskın unsuru olan “…” ibaresinden oluşması nedeniyle, davacının tanınmış markası ile karşılaştırılmak suretiyle, tescil tarihinde seri marka tesisi amacıyla başvuru yapılıp yapılmadığı ya da davacı markasının tanınmışlığından dolayı haksız rekabet ve iltibas oluşturup oluşturmadığı hususlarının tartışılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması da doğru olmamış, kararın bu nedenle da bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.